Patronları farklı kaderleri aynı

Gebze’deki organize sanayi bölgelerinde çalışan işçilerin insanca çalışmak ve yaşamak için sürdürdüğü sendikalı olma mücadelelerine her geçen gün yeni bir fabrika daha katılıyor.


Gebze’deki organize sanayi bölgelerinde çalışan işçilerin insanca çalışmak ve yaşamak için sürdürdüğü sendikalı olma mücadelelerine her geçen gün yeni bir fabrika daha katılıyor.
TAYSAD Organize Sanayi Bölgesinde kurulu Farplas ve Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu Coster fabrikalarında çalışan işçiler de birbirlerinden habersiz Petrol-İş Sendikası’nda örgütlendiler. İşçilerin mücadelesine karşı ortak tutum alan patronlar ise ileri işçileri işten attılar.
Tuvalete kartlı geçiş
Farplas’da 4.5 yıldır çalışan Nuralay Öğüt, ücretlerin çok düşük olmasının ve sosyal haklarının olmamasının örgütlenme fikrini açığa çıkardığını belirterek “10 yıllık bir işçi arkadaşımızın bile aldığı ücret 500-550 YTL alıyor. Biz sadece insanca yaşabileceğimiz bir ücret istiyorduk” dedi.
Farplas’ta enjeksiyon operatörü olarak 2.5 yıldır çalışan Bilge Aktaş ise son 6 aydır işyerinde baskıların arttığını, her yere kameraların yerleştirildiğini, hatta tuvalet girişlerinde dahi kamera olduğunu ifade etti. “İşe giriş kartları dışında fabrika içerisindeki bölümlere geçişleri de kartlı hale getirdiler. O kartları da vardiya amirlerine verdiler. Tuvalete gitmek için vardiya amirlerini bulmak, onlardan kart almak zorundaydık” diyen Aktaş, gerek yaşadıkları baskılar, gerekse de düşük ücret ve ağır çalışma koşulları nedeniyle sendikalaşmaya karar verdiklerini kaydetti. Her vardiya ve bölümden işçilerle işyeri komitesi kurduklarını ve Gebze şube yöneticilerinin desteği ile eğitim toplantıları yaptıklarını anlatan Aktaş, “30 Mart günü Eğitim Sen Gebze Şubesi’nde komite toplantısı yaptık. Bu toplantıdan patron haberdar oldu” diye konuştu.
‘Anayasal hakkımız’
Komite toplantısının ardından gece vardiyasına gitmek üzere servise bindiğini anlatan Aktaş, şöyle devam etti: “Organize sanayi bölgesi girişinde daha fabrikaya varmadan güvenlik görevlileri servisimizi durdurup ‘Farplas işçileri kimlik kartlarını çıkarsın’ dediler. Kimlik kartlarımızı çıkardık tek tek baktılar. O zaman bir şeyler olacağını anladık. Fabrikaya gittiğimizde de biz altı arkadaşın kartlarını basmasına izin vermeden yemekhaneye gitmemizi istediler.”
Yemekhanede vardiyalarının değiştiğini, sabah işe gelmeleri gerektiğinin söylendiğini ifade eden Aktaş, ertesi gün fabrikaya gittiklerinde yine aynı muameleye tabi tutulduklarını söyledi. Aktaş “Bizi yine yemekhaneye aldılar. Sabah 07.30’dan 11.00’e kadar beklettiler. Genel müdür yardımcısı, insan kaynakları müdürü ve muhasebe müdürü görüştü benle. Bana ‘Senin ele başı olduğunu biliyoruz. Fabrikada sendikalaşma başlatmışsınız. Sizi yakaladık. Sana sunacağımız teklifleri kabul etmezsen seni işten çıkaracağız’ dediler. Sanki suç işlemişiz de yakalanmışız. Sendikaya üye olmak bizim anayasal hakkımız” diye konuştu. Kendisine kimlerin sendikalaşma mücadelesi içinde olduğunu söylemesi karşılığında bir sürü teklif yapıldığını belirten Aktaş, arkadaşlarının isimlerini vermeyince performans düşüklüğü gerekçe gösterilerek işten atıldığını söyledi. Aktaş, yaklaşık 70 işçinin aynı gerekçe ile kapı önüne konduğunu ifade etti.
Hamile kalmak yasak
Farplas işçileri ile benzer bir süreci yaşayan Coster Aerosol işçileri de sendikalaşma sürecinde benzer saldırılarla karşılaştılar.
5 yıllık Coster işçisi Haydar Çataltepe, 130 işçinin çalıştığı fabrikada en büyük sıkıntının ağır çalışma koşulları olduğunu belirterek “Fabrikada sabah saat 08.00’den akşam 24.00’e kadar çalıştırılıyorduk. Yasal kılıfına uydurmak için bize 19.00’da kart bastırıp çıkış yapmışız gibi gösteriyorlardı. Fazla mesai ücretlerimizi tam alamıyorduk” dedi.
Fabrikada çalışanların yüzde 80’inin kadın işçi olduğunu söyleyen Erdem Altun da kadın işçilerin en doğal hakkı olan annelik hakkının ellerinden alındığını anlattı. Altun, “Coster’de kadın işçilerin hamile kalması işten atılma nedeni. İki arkadaşımız hamile olduğu için işten atıldı. İkisi de 5 aylık hamileyken işten atıldı. İşveren sırf yasal hakları olan doğum izni, süt izni gibi hakları vermemek için arkadaşlarımızı işten çıkardı” diye konuştu. Fabrikadaki işçilerin kameralarla baskı altına alındığını belirten Altun, “Üretimde, tuvaletlerin girişinde hatta erkeklerin soyunma odalarında bile kameralar vardı. İşveren internet üzerinden evinde bile bizi kameralarla izliyordu. Sürekli izlenmek psikolojimizi alt üst etmişti” dedi.
Tüm bu yaşananlara dur demek için sendikalaşmaya karar verdiklerini ifade eden Haydar Çataltepe, işyeri komitesi kurduklarını anlattı. Kaderleri kesişen işçiler tıpkı Farplas işçileri gibi ilk komite toplantılarını 30 Mart günü Eğitim Sen’de gerçekleştirdiler. Bu toplantıdan Farplas patronu gibi haberdar olan Coster patronu da sendikalaşmada işin başını çeken 33 işçiyi işten attı. İşten atmaların gerekçesi “Pazardaki daralma ve bazı işyerlerinin işlerini geri çekmesidir” olarak gösterildi. Üyeliklere başlayamadan işverenin sendikalaşmadan haberdar olması üzerine işten atılan Coster işçileri şimdi işe iade davası açmaya hazırlanıyorlar. (Gebze/EVRENSEL)

Görüntüler kurtardı

Çerkezköy’de bulunan Öznur Kablo’da konteynerde tutulan Birleşik Metal-İş üyesi Ahmet Erden, “Konteynerde tutulmaktan, cep telefonuyla çektiğimiz görüntüleri ve fotoğrafları kamuoyuna taşıyarak kurtulduk” dedi. Ahmet Erden sendikalı oldukları için işten atıldıklarını ve daha sonra mahkeme kararıyla işyerine döndüklerinde patron tarafından, sendikasız işçi arkadaşlarıyla görüşmemeleri için her gün konteynerde tutulduklarını dile getirdi. “İşimizi kaybetmemek ve işverenin bu tutumunun sona ereceği umuduyla konteynerde bekledik. Baktık ki bu işin sonu gelmiyor. Fabrikaya gizlice soktuğumuz cep telefonuyla çektiğimiz görüntüleri Birleşik Metal-İş’e gönderdik” diyen Erden, sendikanın suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti. Erden bunun üzerine bilirkişinin fabrikaya geldiğini bildirdi. (Çerkezköy/Evrensel)
Arzu Erkan
www.evrensel.net