Dikkat polis çıkabilir!

Ankara polisi 1 Nisan’da, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Tasarısı’na karşı Meclis’e yürümek isteyenleri coplamakla kalmadı,


Ankara polisi 1 Nisan’da, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Tasarısı’na karşı Meclis’e yürümek isteyenleri coplamakla kalmadı, “dikkat iş makinesi çıkabilir” uyarısını, “dikkat polis çıkabilir” diye değiştirmeyi gerektirecek bir olaya da imza attı. Kızılay’da karşıya geçmek için trafiğin açılmasını bekleyen Ayser Canpolat, emekçilerin Kızılay’a girmesini engellemek için önüne geleni yıkarak koşan çevik polislerin çarpıp, üzerinden geçmeleri nedeniyle, 10 gündür evinde leğen kemiği iki yerinden kırık, yatıyor.
1 Nisan günü işçi ve emekçiler Meclis’e yürüyüp, SSGSS’yi protesto etmek istemiş, ancak Ankara polisi barikat oluşturarak engellemişti. Emekçileri coplayıp, dağıtmak isteyen polisin hışmından eylemle ilgisi olmayan vatandaş da nasibini almıştı.
Canpolat da polisin hışmına uğrayanlardan biri. Eski Milletvekili Alişan Canpolat’ın eşi, 68 yaşındaki Ayser Canpolat 10 gündür evinde, leğen kemiği iki yerinden kırık, bir de uzun çatlakla yataktan çıkamıyor. Üç hafta hiç kımıldamadan yatağa mahkum olan Canpolat, kemik kaynarsa iki ay da koltuk değneği ile yürümek zorunda kalacak. Doktorlar yaşı itibariyle kemiğin geç kaynayabileceği tehlikesine de dikkat çekiyorlar.
Çankaya’daki evi dördüncü katta olduğu ve kırık kalça kemiği ile çıkamadığı için, Beysukent’te kızının evinde kalan Ayser Canpolat’ı hasta yatağında ziyaret ediyoruz.
Bir ay önce beyin operasyonu geçiren eşinin ilaçlarını aldıktan sonra, “Minibüsler boş, Kızılay’a inip, Sakarya’dan balık alayım” diye düşünen Canpolat, polisin ayakları altında ezileceğini aklına bile getirmemişti.
Polisler üzerinden geçti
Ayser Canpolat olay anını, olayı yeniden yaşıyormuşçasına şöyle anlattı: “Evimden çıktım, amcanın ilaçlarını yazdırdım, baktım ki minibüsler tenha geçiyor. Kızılay’a Sakarya’dan balık alıp evime geleyim dedim. Eylemin Meclis önünde olacağını biliyorum. Dolmuştan indim, kalabalığa girmeden Güvenpark’ın içinden geçtim, yolun karşısına GİMA’nın önüne, oradan da Sakarya’ya geçecektim. Daha üç adım attım, atmadım ki hurra dediler, birisi beni vurdu devirdi, ötekileri bastı geçti. Dönüp bakmadılar bile. Vatandaş kurtardı beni orada. Birden mantar gibi türediler, bufalo sürüsü gibi. Bana çarpan polislerden birinin ayağı sendeledi, düşecek gibi oldu, ama dönüp bakmadı bile.”
‘Kızılay feryadıma tanık’
Çığlıkları Kızılay’a karışan Canpolat’ın yardımına ise vatandaşlar koşmuş. Etrafa dağılan çantasını, telefonunu, eşyalarını toplayıp vermişler. Yolun kenarına taşıyıp, tretuara oturtmuşlar.
Çok sayıda polis aracı, bir de ambulans olduğu halde yolun kenarında bir saat kadar bekletilen Canpolat, ambulanstan verilen buzu kalçasına koyduğunu ama acılar içinde kıvrandığı halde polislerin bir araca bindirip hastaneye götürmediklerini söyledi.
“Feryat ediyorum, elletmiyorum. Polislere, ‘siz vatandaşı korumakla yükümlü değil misiniz? Ben vatandaşım. Bakın bir sürü otobüsünüz var, boş duruyorlar beni hastaneye gönderebilirsiniz’ dedim. ‘Biz emir kuluyuz, haber gelir kim bilir neredeye gideriz, ayrılamayız’ dediler. Ambulans da tekti ve ‘burada görevliyiz’ diye beni hastaneye götürmedi. Kimindi ambulans, belediyenin mi polisin mi bilmiyorum” diyen Canpolat, vatandaşların bulup bindirdiği taksinin kendisini hastaneye götürdüğünü anlattı. Beklerken sürekli midesinin bulandığını, acılardan kıvrandığını belirten Canpolat, “Kızılay feryadıma tanıktır. Keşke eyleme katılsaydım da başıma bunlar gelseydi üzülmezdim” demekten de kendini alamadı.
Eşi Alişan Canpolat ise eşinin başına gelenleri duyduğu an fenalaştığını, zaten beyin ameliyatı ile ölümden dönmüşken, ikinci kez aynı şeyi yaşadığını söyledi. (Ankara/EVRENSEL)

‘Onları yukarı havale ettim’

Düştüğü an neler hissettiğini sorduğumuz Ayser Canpolat, adeta aynı acıyı yeniden yaşarcasına, “Düşünce bacağımın kırıldığını hissettim. Acımı, çığlıklarımı anlatamam size... Kalçamın kare kare parçalara ayrıldığını hissettim. Feryadıma, ambulansa taşıyanlar, taksiye bindirenler tanık oldu. Kızılay’ı inlettim feryadımla” diye anlattı. Canpolat, “İki yerden kırık, bir uzun çatlağım var” dediği kırıklardan dolayı en az üç hafta yatağa bağlı kalmak zorunda. Doktorların, “Yaşın nedeniyle her şeye hazırlıklı ol” dediklerini aktaran Canpolat, polislerden davacı olmayacağını, bir de onunla uğraşamayacağını belirtirken, başını yukarı çevirerek, “Onları yukarı havale ediyorum” dedi.
Sultan Özer
www.evrensel.net