ROJEV

  • AKP ciddi bir durumla karşı karşıya bulunuyor. Keşke AKP bu durumu bir demokrasi sorunu olarak görebilse ve demokrasi güçlerine kulak vererek, bir yol çizse! Ama bu mümkün değil.


    AKP ciddi bir durumla karşı karşıya bulunuyor. Keşke AKP bu durumu bir demokrasi sorunu olarak görebilse ve demokrasi güçlerine kulak vererek, bir yol çizse! Ama bu mümkün değil.
    Başbakan Erdoğan ve AKP’nin kurmayları, kapatma davasının ne kadar ciddi olduğunu Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra daha iyi anlamış, yönünü ve yolunu belirlemiş bulunuyorlar.
    Başbakan ilk günlerde sergilediği üsluptan çark etmiş, miting ve gösterileri bir kenara bırakmış görünüyor. Cüneyt Zapsu’nun, American Enterprise Institute’da yaptığı bir konuşmada ‘O adamı delikten aşağı süpürmeyin, kullanın’ dediği Başbakan R. Tayyip Erdoğan, yeni bir yol, bir çıkış arıyor. ABD’ye güven vermeye, büyük patronlarla uzlaşmaya çalışıyor.
    Ama ok yaydan çıkmıştır. Görünen, Tayyip Erdoğan’ın suyunun ısındığıdır. Bu durumu değiştirecek gelişmeler de mümkündür. Ancak kapatma davası artık yeni senaryolar eşliğinde konuşulmaktadır. Cumhurbaşkanı Gül ve kabinesinden söz ediliyor. Gül’ün emanetçisi Dışişleri Bakanı Babacan’ın başbakanlığı konuşuluyor. AB ve ABD ile işleri yoluna sokacak, büyük patronları memnun edecek projeler üzerinde duruluyor. Anlaşılan, bunlar yalnız dışarıda konuşulmuyor. AKP içinde de tartışılıp, formüller aranıyor. Gelişmelere bakınca; AKP’nin bulunduğu yerden yürüyüşüne devam etmek yerine, yeni bir yol haritasıyla ilerlenmek istediği görülüyor. Bölünmeye bile varabilecek senaryolar konuşuluyor.
    AKP’den direnme bekleyen, hatta savunma yapmamasını önerenler bir kez daha şaşırmış olmalılar. Bu partiden demokratik tutum almasını, demokratikleşme paketi açmasını bekleyen, başta liberal solcular olmak üzere tüm kesimler bir kez daha hayal kırıklığı yaşayacaklar.
    AKP hesabını yapmış, telkin edilen yolda istikamet belirlemeye çoktan karar vermiş bulunuyor. İstikameti belirleyenlerin hangi güçler, neredeki akil adamlar, hangi sermaye güçleri, hangi uluslararası güçler olduğu da bakınca görülebilir.
    AKP’den, demokrasi için bir tutum, demokratikleşme yolunda bir adım beklemek, ölü gözünde yaş beklemek olur. AKP, kendisinden beklenti içinde olanları yüzüstü bırakmış bulunuyor. Bizim önerimiz, demokrasi beklentisi ve özlemi olanların, yüzünü, emek, barış ve demokrasi güçlerine dönmeleridir. AKP ve DTP’nin kapatılması karşısında tutum almanın tek yolu, demokrasi cephesinin güçlendirilmesinden geçiyor.
    AKP, Ergenekon Çetesi operasyonu üzerinden karşı hamleler yapmaya çalıştı, ama olmadı. Yapamadı, ileri gidemedi. Çünkü bunu yapacak kadar bağımsız ve demokratik bir parti değil.
    Ergenekon çetesi; Susurluk’tan, Şemdinli’den, Türkiye’nin karanlıktaki tarihinden koparılarak, AKP eliyle Perinçek ve çevresinin üzerine yıkılmış bulunuyor. Çeteler operasyonunda, olan Perinçek ve su yüzündeki çevresine oldu. Kaptanlar yola devam ederken, Türkiye’nin yakın tarihini sorgulamaya vardırılması mümkün olan bir dava böylece kapatılmak isteniyor.
    Çeteler davasında, JİTEM’in kurucusu General Veli Küçük’ten sonraki bağlantıların üzeri kapatılmış, ordu ve devletin çeşitli birimleri içindeki ilişkiler ağının üzeri “ulusalcı sol” bir şalla örtülmüş bulunuyor. Bu son operasyonla, Ergenekon Çetesi ile ilişki içinde olanlar gözaltına alınmış, tutuklanmıştır, ancak kalın damardan uzaklaşmaya hizmet edecek bir hamle yapılmıştır.
    Devletin içindeki derin ilişkilerin üzeri örtülmüş, zurnanın son deliği diyebileceğimiz ilişkiler bize “derin devletin yüzü” olarak yutturulmaya çalışılmıştır. Cumhuriyet gazetesi başyazarı İlhan Selçuk, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Kemal Alemdaroğlu gibi isimler öne çıkarılarak esas aktörlerin üzerine gidilmemiştir. Bu isimlerin pirüpak olduğunu söylemenin anlamsızlığı kadar, çeteleşmenin, darbe girişimlerinin, ulusal ve uluslar arası düzeydeki “derin” ilişkilerin boyutunu bu isimlerle izah etmek de o kadar anlamsızdır.
    Dink davasında önemli, hatta kilit isimlerden olan Albay Ali Öz, ifade vermeye bile gitmiyor. “İyi çocuklar” kendisine ‘Ak Parti’ denilmesini isteyen partinin ‘iktidarı’nca aklanmış bulunuyorlar.
    AKP, Şemdinli savcısını harcamakla kendi talihsiz yolunu da açmış oldu. Şemdinli üzerinde süren kapışma gelmiş AKP’nin kapatılası davasına dayanmıştır.
    AKP halktan oy aldı ama halka kulak vermedi. Şimdi halka derdini anlatması hiç de kolay olmayacaktır. Çünkü halka düşmanca davrandı. 22 Temmuz seçimlerinde yüzde 46.6 oy almakla övünen AKP ikinci hükümet döneminde halka hepten sırt döndü. İşçi ve emekçilere saldırıda pervasız davrandı. Kürt halkının demokrasi taleplerine saldırdı, orduyu önceki dönemleri aratır biçimde kışkırtarak hareket etti. Bölgede kan akmaya, sorun büyümeye devam ediyor. Alevilere, gençlere, kadınlara, köylülere… Tüm ezilen sınıf ve tabakalara karşı hoyrat davrandı. Demokratikleşme konusunda yalan üstüne yalan söyledi. Şimdi kimseyi mağdur olduğuna, demokrasiden yana olduğuna inandıramaz. Erdoğan ve şürekası bunu bildiği için, çark etmeye, takiyye yapmaya, çıkış yolu bulmaya çalışıyor.
    Emek ve demokrasi güçleri ise, karmaşık, ama olanakları çoğalan bir döneme giriyor.
    Ender İmrek
    www.evrensel.net