abcçdefgğhıijklmnoöprsştuüv29.

  • İnsanlar kendilerini ışınlatabilselerdi döner satışlarında azalma olabilirdi. Çünkü iş yerleri evlerinden uzakta olan insanlar öğlen yemeklerini, kendilerini ışınlatıp evlerinde yerlerdi.


    İnsanlar kendilerini ışınlatabilselerdi döner satışlarında azalma olabilirdi. Çünkü iş yerleri evlerinden uzakta olan insanlar öğlen yemeklerini, kendilerini ışınlatıp evlerinde yerlerdi. O yüzden lokantacıların işleri de azalırdı. Ama yine de böyle genellemeler yapmamak gerekiyor. Everest Tepesi dünyanın en yüksek yeridir ama bizi şu an, yüksekliğinden çok, bize olan uzaklığı ilgilendirir. Bize olan uzaklığı, yüksekliğinden çok daha fazla olduğu için yüksekliğinden bize ne! İstediği yere kadar yükselsin. Her şey olacağına varır bir gün... Her şeyin olacağına varmadan önceki gün, yani her şey olacağına varacağı güne hızla yaklaşırken, insanların birbirlerine olan yakınlık ve uzaklık mesafeleri de hep aynı kalmaz. Meselâ kocasından boşanan bir kadın ikinci evliliğinde de kocasını boşarsa birinci kocasından biraz daha, “uzaklaşmış” daha fazla “boşanmış” sayılmaz mı? Çünkü araya bir boşanmalık mesafe daha girmiştir. Bu iki insan eskiden birbirlerine çok yakınmışlar ki evlenmişler. Zamanla o yakınlıktan uzaklaşmışlar. Onlar o yakınlıktan uzaklaşınca, “yakınlık” da zamanla çürümüş ve boşanmaya dönüşmüş. Belki de en iyisini onlar yapmışlar. Bazı ilişkileri azaltmadan bitirmek en iyisi. Ama tüm bu gelişmelere rağmen birinci koca hâlâ durduğu yerde “Bu ülkedeki isot yiyicileri ile dolmalık biber yiyicilerinin aynı demokratik hakları olmalıdır” şeklinde 301. Maddenin batı enlemlerine paralel açıklamalar yapıyorsa, o kocaya ne evlilik yaramış ne de boşanma, diyebiliriz. Ama yine de böyle ilginç fikirleri olan insanların adlarını vücudumuzun içindeki bir organa vermek gerekir bence. Biyolojik yaşamını orada sürdürsün bari. Dışarıda kendi başına yaşamını sürdürmesi biraz zor olabilir çünkü. Bir tanıdık vasıtasıyla dünyaya gelen insan tek başına ne kadar başarılı olabilir ki? Yine de acele etmemek gerekiyor. Demokrasimiz hâlâ bütün kurum ve kuruluşlarıyla çalışır durumda. Ve iyi bir düzeyde sanırım. Çünkü hâlâ sadece tek parti kapatmalı döneminde. Arada bir ufak tefek kapatmalar olmazsa demokrasiye meşrutiyet nazarı değer. Umarım çok parti kapatmalı dönemine girmez demokrasimiz. Belki de bir gün Avrupa Birliği, ülkemizin adını, yönetim alanındaki üstün başarılarımızdan dolayı, kendi içindeki bir ülkeye verir. Ben bunu şimdiden hak ettiğimizi düşünüyorum. Belki o günleri de görürüz. Herkesin, yaşadığı hayatının sağlamasını ölümüyle yaptığı güne kalmaz umarım.
    Aziz Gültekin [[email protected]]
    www.evrensel.net