KİRVEME MEKTUPLAR

  • Şunun şurasında topu topuna üç-dört ay öncesinde türban ya da nam-ı diğeriyle “sığırcık yavrusu” meselesine iktidarıyla, muhalefetiyle,


    Şunun şurasında topu topuna üç-dört ay öncesinde türban ya da nam-ı diğeriyle “sığırcık yavrusu” meselesine iktidarıyla, muhalefetiyle, yandan çarklı destekleyenleriyle hesapça çözüm bulmak için parlamento çatısı altında yola çıkıp ardından da bir çuval inciri berbat ederken, aynı zamanda da işin boyutunu sadece mahkeme kapılarına kadar dayatmakla yetinmeyip, hatta belki de önümüzdeki günlerde halkın huzuruna “sandık”lar koyup bir de sanki “demokrasi” denen idare biçimini çok önemsiyormuşçasına, sanki şu ya da bu konuda milletçe paçamız her sıkıştığında “çözüm” yollarını “demokrasi” kulvarlarında aramayı olmazsa olmaz yaşam tarzı olarak benimsemiş “çağdaş” toplum havalarına bürünüp, böylece muhtemel bir anayasa değişikliğini “referandum” yoluyla halkın “irade”sine, onun “hakem”liğine müracaat ederek çözmekten dem vurduğumuza göre, anlaşılan o ki, millet olarak gerçekten de demokrasi denen bu “illet”e fena halde kafayı takmışız!
    Nitekim yarım asır önce çok partili düzene daha geçer geçmez, nitekim halkımızın indinde “demokrasi” kavramının adı daha henüz sadece “demırkırat” aşamasındayken, bir gece ansızın tatara titiri, tatara titiri makamındaki borazanlara eşlik eden “postal” sesleriyle uyandığımızda anladık ki, bu “demırkırat” meselesi bizler için fazlasıyla “lüküs” bir mevkiymiş ka yavrum!
    Sonra?
    Sonra işimize geldiğinde yedi düvelde at koşturan Osmanlı atalarımızın mirasıyla övünüp, maazallah işimize gelmediğinde de bu mirası bir bakıma sanki görmezlikten gelmeyi nedense “hüner” bellerken, beri taraftan da ister istemez “gen”lerimize işlemiş olan babadan, dededen kalma içgüdüsel dürtülerimizle meydanlarda kurduğumuz “üç ayaklı sehpalar”da ibreti alem için “sadrazam” yerine “başvekil” sallandırıp böylece “demırkırat”ı dehleyip ardından da gelsin “kurucu meclis”, gelsin “yeni anayasa” falan feşmekân derken, bu arada henüz “demırkırat”la yeni yeni “flört” etmeye başlayan halkımıza demokrasinin, tekme, tokat, sille, zumzukla ne denli kolaylıkla yola getirildiğini daha da doğrusu nasıl “hizaya” sokulduğunu bir gece içinde öğrettik elhamdülillah!
    Daha sonra?
    Ehh tabii ki daha sonraları da benim oğlum bina okur, döner döner yine okur misali aynı minvaldeki “tatara titiri” makamındaki borazanlardan yükselen “ti” sesleriyle birlikte “Asmayalım da besleyelim mi!” zihniyetiyle yine darağaçlarının gölgesinde olmadı pilav çevir lapaya hesabı sil baştan “nizam, intizam, düzen” tahtında “yepyeni” bir anayasa derken aslında aynı yolun yolcuları, aynı kalıptan çıkma “darbe” uzmanlarının “mihmandar”lığında arada bir yine aynı tatara titiri havalarında, üstelik hani en azından mahalle sakinleri veya köy halkı tarafından seçildikleri için bir anlamda demokrasimizin öncüleri, “ileri karakol”ları sayılması gereken mahalle “muhtar”larımıza sanki inat edercesine keyfi “muhtıra”larla bertaraf edilmeleri sanki yetmezmiş gibi, ya da bir zamanlar neredeyse tümüyle otomobil tamircilerinden oluşan Dolapdere esnafının araba tekerlerine uyguladıkları “balans” ayarlarına özenip, ama aynı “balans”ı tutturamayanların, kısacası yine aynı kısır döngüyle illa da durumdan vazife çıkarma azmiyle dün demokrasinin “post”unu çıkaran “abi”lerinin ardından bu kez de “post-modern” darbelerle, internet minternet aracılığıyla demokrasinin köküne kibrit suyu dökenlerin gölgesindeki “hukuk devleti”nde yeni bir anayasanın sınırlarını zorlamaya başladık çok şükür!
    No! Bu sefer pabuç galiba biraz pahalı monşer, çünkü son zamanların moda deyimiyle herkesin sadece kendine Müslüman kesildiği bir ortamda anayasanın “kulp”una tutunup dolayısıyla türban ya da “sığırcık yavrusu” meselesininin yarattığı bu karmaşa sonucunda kopan patırtıdan “nema”lanmak hesabıyla takla üstüne takla atanlar, şimdilerde de özellikle elden gitti gidoor çığırtkanlığıyla sözde “laik”liğe sahip çıkmak adına çıngar çıkaroorlar ama, gari bu halkın bu zokayı bir daha yutacağını hiç sanmoorum!
    Neden?
    Nedeni haftaya Kirvem…
    Mıgırdiç Margosyan
    www.evrensel.net