Geçmişle yaşamak mı yoksa geleceğe yürümek mi?..

Merhaba arkadaşlar! Bana çevremden atv’de yayınlanan Hatırla Sevgili’nin önemi soruldu.


Merhaba arkadaşlar! Bana çevremden atv’de yayınlanan Hatırla Sevgili’nin önemi soruldu. Ben de o diziyi herkes izler, üzülür, belki de gözyaşlarını tutamaz, ağlar dedim. Ama önemli olanın onların hayatları pahasına savundukları düşüncelerini anlamak, öğrenmek, savunmak ve hatta pratik hayata geçirmek olduğunu söyledim.sİnsanlar bu söylediklerime yöneliyorsa önemli olan budur. Yoksa bütün Türkiye izlesin bu diziyi, hiç kaçırmasın. Öyle bakıp dizi bittikten sonra tekrar günlerimiz dünkünün aynısı şeklinde ilerliyorsa, bizim hayatımızda bir değişiklik yapmıyorsa, unutup gidiyorsak; varsın dünya izlesin, ne önemi var?..
Ama üniversitelerin hali ortadadır. Öğrenciler kendi haklarını bile savunamaz haldedir. Neden mi? Çünkü öğrenciler üniversiteye gelirken aileleri tarafından korkutulmakta, uyarılmaktadırlar. Bu da mı neden? Çünkü 12 Eylül izlenimi bütün insanların kanına işlemiştir de ondan.
Düşünürsek, insanın hakkını araması kadar ya da düşüncesini söylemesi, savunması kadar normal bir şey var mıdır ki? Evet Türkiye’de bu yanlıştır. Hakkını aramayacaksın, senin yerine her şeyi devlet düşünür, senin kafana takmana gerek yok zihniyeti yerleşmiştir kafalarımıza. Onun yerine sen kızları düşün, gece hayatını düşün, magazini düşün. Yani Amerikan popüler kültürünün bize dayattıklarını düşün, boş ver gerisini... Bu zihniyeti ne mi sokmuştur kafamıza? 12 Eylül darbesi. Darbenin amacı budur. Okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan gençlik yaratmak. Yani ne istersek onu düşünen insanlar, gençlik yaratmak. Anlayacağınız tek tip insanlar yaratmak. Evet bir nevi başardılar desek yalan olmaz. Gençlik okumuyor, düşünmüyor; doğrunun yerine yanlışın peşinden koşuyor. Onun yerine onun haklarını da savunanlara savaş ilan ediyor, düşman kesiliyor. Ya da acıyan gözlerle onları izliyor ama şunu bilmiyorlar ki, acınması gereken sessiz kalanlardır, uyutulanlardır; yani bir sürü misali başına çoban koyulanlardır.
Artık bu zihniyeti yıkmalıyız. Hakkını arayan, sınıf bilincini kazanmış, ilerici, bilime inanan gençlik yetiştirmeliyiz üniversitelerimizde. Bunları yapmazsak bir adım bile ileri gidemeyiz; aksine, koşar adımlarla gerileriz. Yapmalıyız ki yeni Denizler, Yusuflar, Hüseyinler, Mahirler yetişsin gençlikte; yoksa daha çok izleriz, üzülürüz, ağlarız ekran başında!..
Rifat Şal-Uşak Üniversitesi


www.evrensel.net