Acılarının faillerini istediler

Toprak insan kusuyor bu coğrafyada. Bir acı, yüzyıl boyunca akan kana doydu artık. En derininde kuruyan, kurudukça yaşamı çürüten binlerce masumun kanına doydu…


Toprak insan kusuyor bu coğrafyada. Bir acı, yüzyıl boyunca akan kana doydu artık. En derininde kuruyan, kurudukça yaşamı çürüten binlerce masumun kanına doydu…
Ve gerçeği kusuyor toprak.
Görmek istemeyenler görsün diye kusuyor, susanlar konuşsun diye…
Kurşunlanan, işkence gören, kimliği ortaya çıkmasın diye yakılanların kararmış kemiklerini kusuyor, vicdanın rengini unutmuşlara doğru...
Cezair 17 yaşındaydı
Cezair Örhan 17 yaşında Malatya’da bir çocuk işçiydi 1994 yılında.
Kurban Bayramı’ydı. Diyarbakır Kulp’taki köyüne gitti bayram etmeye. Önce köyü yakıldı. Sonra iki abisi, Mehmet Selim Örhan ve Hasan Örhan ile operasyon yapan askerlerce gözaltına alındı. Aile karşı çıkınca “Yol göstersinler diye götürüyoruz bırakacağız” denildi. Ancak kendilerinden bir daha haber alınamadı. Tıpkı binlercesi gibi… Şimdi bir halkın inkarının yarattığı savaşın gözaltında kaybettiklerini, acıya doyan bağrından söküp atıyor kara toprak.
‘Baba kelimesi bana çok ağır geliyor’
Mehmet Selim Örhan ve Hasan Örhan’ın cesetlerinin Kulp Bağcılar köyündeki toplu mezarda oldukları adli tıp raporuyla kanıtlandı. Kurşunlanmış ve tanınmaması için yakılmış 8 cesetten kalan kemiklerde 17 yaşındaki Cezair Örhan’a dair bir bulguya ise rastlanmadı.
Berivan 2 yaşındaydı babası Hasan Örhan götürüldüğünde. Şimdi 16’sında. “Baba” sözünü boğazındaki düğümden zorla çekip çıkartıyor, bir titrek sese dönüştürebiliyor ancak. Gözleri doluyor: “Baba kelimesi bana çok ağır geliyor, söyleyemiyorum. Yeğenlerim baba dediğinde çok kötü oluyorum. Ben niye baba diyemedim? Sokaklarda, okuldayken arkadaşlarım babalarından bahsediyordu. Benim küçük bir anım bile yoktu anlatayım. Annem anlatıyor bana amcamı, babamı bazen. Benim küçük kardeşim hiç görmedi onu. En azından 2 yaşına kadar da olsa belki babam beni sevmiş, bana şefkat göstermiştir. Ben hatırlamıyorum ama tatmışımdır. Ama küçük kardeşim annemin karnındaydı o zaman. Benim babam suçsuz yere gitti. Bizim ne suçumuz var ki bizi babasız bıraktılar? Bir koyunu bile yavrusundan kopardığınız zaman nasıl acı çeker. Biz küçük yaşımızdan beri babasızız. Bir avuç toprağı olsaydı bir fatiha okuduk. Toprağını bile göremedik. İnan ki nasıl anlatsam bilmiyorum anlatılacak gibi değil…”
Öldürüldüğünde oğlu da askerdeydi
Mehmet, Hasan Örhan’ın 9 çocuğundan bir diğeri. Babası askerler tarafından gözaltına alındığında ağabeylerinden biri Çorum’da askerliğini yaptığını anlatıyor: “Aradan 14 yıl geçmiş. Çok büyük bir acı. Bir suç işlersin, cezanı çekersin ama masum insanları öldürdüler. Benim abim askerdeyken oldu bu olay. Türkiye’nin Çorum ilinde, oradaki insanları korumak amacıyla askerdeyken, beni korumak amacıyla benim bölgemde görev üstelenenler bu üç masum insanı öldürdüler. Biz hep bir umutla yaşadık, bir gün çıkar gelir dedik. Psikolojimiz bozuldu. Rahmetli dedem ölene kadar da gözyaşı hiç dinmedi. Dedem ikinci kez köylerinin yakıldığını görmüştü. Kardeşimin ağlaması hâlâ kulağımdan çıkmaz. Küçük kardeşim babamı hiç görmedi. Annem hamileydi. Diyor ki ne oldu niye yapıldı bunlar? Anlatılamaz bir acı…
O güne kadar en azından bir umut vardı. Adli tıp raporu gelince aile bireyleri yıkıldı.
Bir insan öldürülüyor ve tanınmaması için de yakılıyor. Bunu da yapan seni koruması gereken şahıslar. Gidebileceğimiz bir mezarlık yok. Bir mezar yapmak istiyoruz. Sorumluların yargılanması için de gereken neyse yapacağız. Hesabın sorulmasını istiyoruz…”
Rojin ne olacak?
Böylesine insanlık suçları sadece yaşandığı zaman dilimini acıtıp geçmiyor. Adalet sağlanmadıkça nesilden nesile geçiyor, çocuklar daha çabuk büyüyor.
Babasının anlattığına göre daha 4 yaşındaki Rojin de soruyor bu yüzden: “Kızım hesap soruyordur, ‘Dedeme ne oldu, asker niye götürdü, gelecek mi?’ diye. Dün yine dedi ‘Dedemi görebilsem...’ Çok üzücü şeyler bunlar.
Halamız bayıldı İHD’deki açıklamada. Rojin, halamız öldü sandı. Haberlerde çıkınca kaçtı televizyonun yanından. ‘Hala öldü’ diyor hâl⅔ (Diyarakır/ EVRENSEL)
Elif Görgü
www.evrensel.net