Fotoğraf: AA

YAŞADIKÇA

  • İnsanlar için en önemli sorun sağlıklı beslenebilmedir. Sağlıklı beslenebilmek ise sağlıklı gıdaların yeterince bulunmasıyla mümkündür.


    İnsanlar için en önemli sorun sağlıklı beslenebilmedir. Sağlıklı beslenebilmek ise sağlıklı gıdaların yeterince bulunmasıyla mümkündür. Yeterince sağlıklı gıda ise ancak sağlıklı ve verimli topraklarda elde edilir.
    İnsan nüfusunun şimdiki kadar artmadığı dönemlerde de birtakım gıda sıkıntıları olmuştur. Buna kıtlık denmiştir. Kıtlıklar, kuraklık, doğal afetler, savaşlar ve salgın hastalıklar döneminde ortaya çıkmıştır. O günün koşullarında; üretim ve saklama teknikleri çok gelişmemiş olduğundan bu kıtlıklar yaşanmaktaydı. Oysa aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi insan nüfusu o dönemlerde çok fazla değildi.
    İnsan nüfusunun 1000 yılından 1800 yılına kadar artışı yaklaşık 3 kattır. Oysa 1800 yılından 2000 yılına kadarki artış 6 kattan fazladır. Yani kaba bir hesapla 1800'lü yıllardan bu yana artış 1000 yılından 1800'lü yıllara kadarki artışın 12 katından fazladır. Gene grafiğe baktığımızda, özellikle son 50 yılda insanoğlu çoğalmak için müthiş bir çaba harcamıştır. Anlaşılan Başbakan Erdoğan gibilerin kafa yapısı bu artışta birinci derecede rol oynamıştır. Ama endüstrisi gelişmiş ülkelerde, yani Batılı emperyalist ülkelerde nüfus artışı ya durmuş, ya da azalma eğilimine geçmiştir.
    İnsan sayısı artmış ama dünya kaynakları artmamıştır. Dünyanın ekilebilir toprağı, içilebilir suyu bellidir ve sınırlıdır. Bu sınırlar içerisinde sürdürülebilir bir yaşam planlamak zorunludur. Batılı emperyalistler buna yönelik olarak kendi topraklarını ve sularını korumak için büyük bir titizlik göstermektedirler. Tabii onlar da bu noktaya birdenbire gelmediler. Önce birçok hatalar yaptılar. Çevrelerini sanayiye kurban etme yanlışlarını yaptılar. Ama sonra bir baktılar ki sağlıklı çevre yaşamsal bir öneme sahip; bu kez kendi çevrelerin korumak için çok radikal önlemler almaya başladılar. Diğer yandan kendi çevrelerini korumaya alırken, başka ülkeleri zehirleme ahlaksızlığını yapmaya devam ettiler, ediyorlar.
    Ülkemizde tarıma uygun toprak ülke yüzölçümünün yüzde 24'ü civarındadır. Birinci sınıf tarım alanı ise yüzde 6.5 oranında kalmaktadır. Özellikle verimli tarım alanlarına son zamanlarda ilkel saldırılar artmış durumda. Bu saldırılar bir yanda suyun kirletilmesi, diğer yanda toprakların amaç dışı kullanımı şeklinde kendini göstermektedir. Toprak katliamına en çarpıcı örnek; Düzce, İzmit gibi ovaların ve Trakya'nın yapılaşmaya ve sanayiye açılmasıdır. Su konusunda ise kirlenmedik su bırakmayıncaya kadar uğraşacakları açıktır. Ülkenin dört bir yanındaki nehirler kirletilmekte, göller kurutulmaktadır. Ergene'nin kirliliğine daha önce değinmiştik. Şimdi acil olarak Gediz Nehri'ne ve Gediz Havzası'na da sahip çıkmak gerekiyor. Gediz'in kirletilmesinin en önemli nedeni arıtma tesislerinin olmaması ve olanların da çalıştırılmamasıdır. Bunun üzerine bir de kuraklık nedeniyle Demirköprü Barajı'nda bırakılacak suyun 500 milyon metreküpten 130 milyon metreküpe inecek olması, bu kirliliği 2008 yılında daha da artıracaktır. 2008 yılında Gediz Nehri'ne bırakılacak atık miktarı 33 milyon metreküp olarak hesaplanmaktadır. Bu kirli su ile Gediz Havzası sulanacak ve üretilecek ürünleri "sağcıları" da "solcuları" da yiyecekler. Yiyecekler ve hastalanacaklar!
    Çevreyle ve çevre sorunlarıyla uğraşanları "solcular" diye niteleyen bir başbakanın olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Bu durumda suyu kirletenlerin ve bu kirliliğe göz yumanların temiz olamayacağını herkese anlatmamız gerekiyor. Çünkü zehir sadece "solcuları" değil, herkesi zehirlemektedir. Sorun bu topraklarda yaşayan herkesin sorunudur ve bu sorunu yaratanların ve göz yumanların bu ülkenin bütün insanlarından gereken yanıtı alması gerekir.
    Kısacası; mezarda emeklilik, sudaki zehir, topraktaki zehir ve gıdalardaki zehir, herkesi aynı oranda etkilemektedir. Bu sorunlara karşı mücadeleyi; önce insanların bilincindeki kirliliğe karşı vermekle başlatmak en doğru başlangıç olacaktır. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.
    Enver Şat
    www.evrensel.net