EMEK DÜNYASI

  • AKP Hükümeti, Toplu Konut İdaresi’ni (TOKİ) bir emme basma tulumba olarak kullandı. Hem yandaşlarını ihaleye doyurdu, onları daha da zenginleştirdi; hem de “yoksullara konut yaptığı” propagandası yaptı.


    AKP Hükümeti, Toplu Konut İdaresi’ni (TOKİ) bir emme basma tulumba olarak kullandı. Hem yandaşlarını ihaleye doyurdu, onları daha da zenginleştirdi; hem de “yoksullara konut yaptığı” propagandası yaptı. Ancak son günlerdeki gelişmeler AKP’nin bu denizinin bittiğini, en azından bitmeye başladığını gösteriyor. Çünkü; kuruluşundan beri, yoksul ve orta gelirli kesimlere konut yapan, ortalama bir kalite tutturan, altyapısı sağlam ve ihtiyaca uygun konutlar yapma ününe sahip olan TOKİ, piyasaya ayak uydurmak adına yap-satçı müteahhitlerle yarışmaya başlamış; kâr ve daha çok kârı esas alan bir kuruma dönüşmüştür. Bu yüzden de TOKİ’den konut almayan bir pişmanken, alanlar (düşük ve orta gelirle alıcılar) bin pişman olmaya başlamıştır. TOKİ’nin altyapı hizmetleri ve yapılan konutların kalitesi adeta dökülmektedir. Nitekim TOKİ üstünden yolsuzluklar, adam kayırma ve hizmetten şikayetler giderek artmaktadır. Bu yüzden de son yıllarda TOKİ’nin adı zenginlere lüks konutlar, hatta villalar yapmakla duyulmaya başlamıştır.
    Sadece bu kadar da değil. TOKİ, son 40-50 yıl içinde kendi konutunu kendisi yapan, zamanla geçici tapu belgesi almış, evinin vergisini veren, hatta devlete, belediyeye arsa parası bile ödemiş olan ama yasal bakımdan hâlâ sorunlu olan konut alanlarına göz dikmiştir.
    TOKİ, son yıllarda giderek genişleyen bir biçimde, 40-50 yılıdır yüz binlerce ailenin konutu olmuş evleri yıkarak, buralarda zenginler için konut üretmeye yönelmiştir. Yani “ev yapan” bir kamu hizmeti kurum olarak bilinen TOKİ, zenginlere ev yapmak için fakirlerin evini başına yıkan kurum olarak tanınmaya başlamıştır. Üstelik bu şurada burada değil, son çeyrek yüzyılda hızla kentleşen ve konut sorunu büyüyen Türkiye’de; hemen bütün kentlerde doğan büyük rantı büyük inşaat firmalarına aktaran TOKİ, kentlerin en güzel yerlerini zenginlere aktarmanın bir aracına dönüştürülen “kentsel dönüşüm” projelerinin koçbaşı olarak görev yapmaya başlamıştır. Ancak halka yönelik bu saldırı giderek halk tarafından sert tepkilerle karşılanmaktadır.
    İstanbul-Maltepe-Başıbüyük Mahallesi, TOKİ üstünden yerel yönetim, hükümet işbirliği ile halka yönelik bu saldırının gelişmesinin uç noktasını oluşturmaktadır.
    Yüzde 70’i son seçimde AKP’ye oy veren ve AKP’li belediye tarafından tapularının verileceği vaadiyle de aldatılan halk, evlerinin yıkılmasına karşı çıkınca, mahalle polis işgaline uğramış, polis mahalleye karakol kurarak halkı her vesileyle taciz etmeye, halka düşman muamelesi yapmaya, biber gazı, cop kullanma da dahil her yolla halkı sindirmek için uğraşmaktadır. Gelinen noktada Başıbüyük halkı; polisi, hükümeti, belediyeyi İsrail, kendilerini ise mazlum Filistinliler olarak görmektedir. Olup biten içinde kendi safının neresi olduğunu da fark eden Başıbüyüklüler, emekçilerin mitinglerine katılmaya başlamış; şimdi de, kendi pankartlarıyla 1 Mayıs’a katılmaya hazırlanmaktadır.
    Kuşkusuz sorunun kentleşme, gerçek bir dönüşüm; halkın sağlıklı konutlarda oturması gibi boyutları vardır. Ama bugün sorun bunların ötesinde; alın terinin ürünü olan konutları başlarına yıkılırken, halka 30-40 bin YTL’ye konut verileceği “vaadi”dir. Vaade bak; hem halkın evi yıkılacak, arsası elinden alınacak, hem de 50-60 metrekarelik “konutlar” 30-40 bin YTL’ye vatandaşa satılacak! Yani suyundan da koy!..
    Başıbüyüklüler; hükümetin, zenginlerin, kendileri gibi emekçilerin Başıbüyük gibi denize nazır, İstanbul’un balkonu denilen harika yerde oturmasını hazmedemediklerini, bu yüzden evlerinin yıkılmak istendiğini düşünüyorlar ve bunda da haklılar. Bunun için de bir tür onur mücadelesi veriyorlar.
    Başıbüyüklülerin evleri ve onurları için verdikleri mücadeleyi Evrensel okurları yakından izliyor. Ve yine okurlarımız biliyor ki; Başıbüyük tek değil. Tersine; İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere tüm başlıca ketlerde yüzlerce Başıbüyük ve yarın Başıbüyük olacak semt, mahalle var. Bu yüzden de Başıbüyük’teki mücadele, örnek bir mücadele olarak AKP Hükümeti’ne ve yerel yönetimlerine, “kentsel dönüşüm” adına ketleri rant alanlarına dönüştürme girişimine karşı örnek bir mücadeledir. Ve bütün gelişmeler göstermektedir ki; “ketsel dönüşüm”ün hedefi olan alanlardaki mücadelelerin birleştirilmesi için koşullar hayli olgunlaşmıştır. Çünkü, onlarca semt ve mahalleden “kentsel dönüşüm” ve TOKİ’nin adlarının geçtiği yıkım ve bu yıkıma karşı tepki haberleri gelmeye başlamıştır. Ve yine pek çok semt ve mahallenin bir plan dahilinde saldırının hedefi olacağı haberleri gelmektedir.
    Kuşkusuz sorun bir ya da birkaç makaleye sığmayacak kadar boyutludur. Ve sorunu gazetemiz çok yanıyla da tartışacaktır. Ancak bugünden şu saptamayı yapabiliriz: “Kentsel dönüşüm” adı verilen, kentin en güzel alanını zenginlere verme ve kentin yağmalanmasına karşı mücadele, önümüzdeki dönemde emek güçlerinin mücadelesinin ciddi bir bileşeni olacaktır.
    Kısacası, buradan ilerleyerek AKP’nin ve halkın evini yıkanların başına büyük dertler açılabilir.
    Bu saptamayı yapmak bundan görev çıkarmayı gündeme almaktır. Dahası, önümüzdeki yerel seçimler sürecinde bu mücadelenin birleştirilmesindeki başarı, karşı tarafın tüm hesaplarını altüst edecek gelişmelere yol açabilecektir.
    İhsan Çaralan
    www.evrensel.net