Bölgedeki şiddet kan davalarını kışkırtıyor

Diyarbakır'ın Hazro ilçesinde 20 yıl önce başlayan kan davası nedeniyle Tarsus'da bir çay bahçesinde İkilik ailesinden 5 kişinin öldürülmesi kan davalarını yeniden gündeme getirdi.


Diyarbakır'ın Hazro ilçesinde 20 yıl önce başlayan kan davası nedeniyle Tarsus'da bir çay bahçesinde İkilik ailesinden 5 kişinin öldürülmesi kan davalarını yeniden gündeme getirdi. İkilik ailesi kan davası nedeniyle 70 yılda 100 kişinin yaşamını yitirdiği Meşebağları Köyü'nden Mersin'in Tarsus İlçesi'ne göç etmişlerdi. Kendisi kan davası mağduru olan ve kurdukları Barış Komitesi ile 8 yılda 448 kan davasını barışla sonlandırdıklarını dile getiren Diyarbakır Kasaplar Odası Başkanı Sait Özşanlı, çok sıradan nedenler yüzünden ailelerin yıllarca sorun yaşadıklarını anlattı.
İnek başkasının bahçesine girdi diye…
Diyarbakır'ın Lice ilçesi doğumlu Sait Özşanlı başkasının bahçesine giren inek yüzünden başlayan kan davası nedeniyle 16 yaşında Muş'a göç etmek zorunda kaldı. Memleketine 20 yıl sonra dönebilen Özşanlı o zamandan beri kan davalarını sona erdirmek için uğraşıyor. Yöre dernekleriyle birlikte kurulan Barış Komitesi ile davaları barışla bitirmeye çalışan Özşanlı, kan davası yüzünden mağdur kalan kadın ve çocuklara da yardım ettiklerini dile getiriyor. "Varlığın içinde yoksulluk çektim. Bizim dükkanımız vardı, bahçemiz vardı, bağlarımız vardı. 20 yıl Muş'un ilçesi Malazgirt'te kaldım, ben çok acılar çektim. Amcam Lice belediye başkanıydı, babam mahallenin muhtarıydı halbuki. Bir ineğimiz komşumuzun bahçesine girmiş, uzaktan da akrabamız olan biri de ineğin kuyruğunu kesince olaylar başladı, kan davasına döndü, büyüdü gitti. Bunun üzerine sürgün geldik" diyen Özşanlı, kan davalarının aileler üzerindeki etkisini de "Kan davası başladığı zaman çoğu insan göç ediyor. Kan davası olan bir aile de ne huzur vardır, ne güven vardır. Yatmak uyumak yok. Yürümek bile yok aman beni pusuya düşürecekler, aman beni öldürecekler diye… İşin başına bile gidemiyorsun" sözleriyle anlatıyor.
Kürt sorunu çözülmeden kan davası bitmez
Özşanlı, Hazro'daki kan davası nedeniyle yaşanan cinayetler için "Hazro vahşetini kınıyoruz ama ben de kendimi bir bölge evladı olarak suçlu görüyorum. Biz niye seyirci kaldık, niye bugüne kadar herkes ibriği alıp bu acıyı söndürmedi" derken, yıllardır savaş yüzünden geri bırakılan bölgede çatışmalar sona ermeden kan davalarının da ortadan kalkmasının mümkün olmadığına da vurgu yapıyor: "Bölgede ekonomi yok, işsizlik, göç had safhada, her kahvede 500 insan oturuyor, çünkü fabrika yok, iş güç yok...
Mutlaka bu bölgede kanın durması gerekiyor, mutlaka savaşların durması gerekiyor.
Bu bölgede 4700 tane köy boşaltılmış. Kürt sorunu, bütün mesele buraya bağlıdır.
Kimileri geldi 'demokrasi Diyarbakır'dan geçer' dedi. Kimisi 'Kürt realitesini tanıyorum' dedi. Kimi 'dağda değil ovada siyaset' dedi. Kimi de 'Güneydoğu sorunu benim sorunumdur' diye konuştu. Son 80 yıldır hep söylenen şeyler. Buzun üzerine yazılıyor bu yazılar, ertesi gün güneş çıktığı zaman o sözler de buzla beraber eriyip gidiyor. Peki bu ülkenin sonu ne olacak? Bu ülkemize sahip çıkalım hep beraber sahip çıkalım, birbirimizi sevelim, birbirimizin kusurunu affedelim, başka çaresi yoktur. Bu ateşi söndürmesi lazım.Bu ülkede çok acılar çekildi. Yeteri kadar analarımızın ciğeri yandı. Yeteri kadar kardeşlerimiz dul, çocuklarımız yetim kaldı. Bütün hepsi bu Güneydoğu'daki ateş yüzündendir" (Diyarbakır/EVRENSEL)

Hazro'da belediye başkanı da kan davalı

Diyarbakır'ın Hazro ilçesi geçtiğimiz yıllarda bir başka kan davası nedeniyle de gündeme gelmişti. 2004 yılında belediye Başkanı seçilen Hamit Ergin, kan davası nedeniyle akrabalarıyla birlikte kenti terk etmek zorunda kalmış, belediye işlerini ise aylarca kent dışından sürdürmeye çalışmıştı. Ergin, bugün polis korumasında belediyeye gidebiliyor, kan davası ise hala çözülmedi.
Elif Görgü
www.evrensel.net