Depremden kurtuldular AKP’den kurtulamadılar

Seçim zamanında kapı kapı dolaşıp halka tapu sözü veren belediyeler, oyları topladıktan sonra sözlerinin üstüne sünger çekti.


Seçim zamanında kapı kapı dolaşıp halka tapu sözü veren belediyeler, oyları topladıktan sonra sözlerinin üstüne sünger çekti. Bununla da yetinmeyen AKP’li belediyeler İstanbul’un yoksul mahalleleri için hazırlanan imar planları ile art arda yaşanan yıkımlara sebep oldular.
Verilen sözlerin ardından geriye ise evleri başlarına yıkılan, düzeni bozulan insanlar ve yaşanan mağduriyet kaldı. Son günlerde gündemden düşmeyen Maltepe Başıbüyük’te yaşanan yıkımlar 2004 yılının Ekim ayında Alibeyköy Çırçır’da yaşandı. Alibeyköy’de, dere yatağına yapıldıkları gerekçesi ile 19 binadaki 52 daire İstanbul Büyükşehir Belediyesi 1500’ü aşkın polis , 2 bini aşkın görevli tarafından yıkıldı. Kapılar balyozlar, evler iş makineleriyle yıkıldı. Yıkımların ardından 3 yıl geçse de insanların mağduriyeti hala sürüyor.
Ramazanda yıkmazlar diyorduk...
Erzincan’da yaşanan depremin ardından İstanbul’a göç eden ailenin büyük umutlarla tapu tahsisli arsalarına yaptıkları 2,5 katlı ev başlarına yıkılmış. Mahalle halkının “AKP ramazan ayında insanları kapının önüne koymaz”düşüncesini evlerle birlikte yıkmış iktidar. Rant söz konusu olunca dini duygularda rafa kalkmış. Makbule Doğan yaşananları şu şekilde anlatıyor:
“Evin üst katını teras yapmıştık. Saksılara ektiğimiz rengarenk çiçeklerle toprak özlemimizi gideriyorduk. Dere yatağında kaldığı ve yıkılacak söylentileri çıktığında hiç inanmadık. İlgili bütün vergilerimizi tıkır tıkır ödüyorduk. Gayet güzel, büyük dairelerimiz vardı. Hatta doğalgaz verilmişti binalara.”
Yıkım kapıya geldiği zaman avukatın isteği üzerine iki katlı binaya 42.000 YTL değer biçildiğini ifade eden Doğan, dairelerine karşılık Eyüp’e bağlı Güzeltepe Mahallesi’nden ,henüz inşaatları devam eden, elektrikleri dahi bağlanmamış köhne daireleri gösterildiğini söyledi. Doğan, bu binaların Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi’nin bilirkişi raporlarına göre depreme dayanıklı olmadığını, kaygan toprak üzerine kurulmuş evler olduğunu öğrendiklerini sözlerine ekledi.
İçi seni dışı beni yakar
Paylarına düşen 20.000 YTL’nin bankaya yattığını aktaran Doğan başlarına bu olaylar gelmese medyada yansıtılan olaylara inanabileceklerini ancak şu anda inanmadıklarını söyledi. Kendilerine ‘bütün haklarımızdan feragat ediyoruz’ şeklinde bir belgeye imza attırıldığını dile getiren Doğan, paralarının bir kısmını ise icra yoluyla aldıklarını ifade etti. “Komşularım ne güzel sizlere ev tahsis etmişler gidin oturun dediler. Oysa ileri yıllara yayılmış borçlandırarak ayda 500 YTL ödemek zorunda kalarak bu dairelerde kalabilecektik. Eşimin aldığı zaten 500 YTL’ydi. Babamın durumu da bizden çok farklı değildi. Hani derler ya içi seni yakar dışı beni. Bizim durumumuz da aynı” şeklinde konuşan Doğan, mağdurlardan sadece 7 kişinin vaat edilen dairelere yerleşebildikleri söyledi.
Nerede yıkım olsa
Eşyalarını bir inşaatın deposuna yerleştirdikten sonra bütün ailenin bir yerlere savrulduğunu söyleyen Doğan, çocuklarının psikolojilerinin alt üst olduğunu vurguladı. Çocuklarının gittikleri okuldan döndüklerinde yıkılmış olan binalarının görüldüğünü kaydeden Doğan, günlerce ışığın etrafında dönen kelebekler gibi yıkıntılar üstünde, büyük bir iştahla ihaleyi almış hurdacıların çalışmasını seyrettiğini dile getirdi. Fırsat buldukça kardeşleriyle birlikte dolaşmaya gittiklerini belirten Doğan, “Bir süre sonra baktık ki, olacak gibi değil ben de bir işe girdim. Yıl 2008 biz hala evlerimiz için hukuk savaşı vermekteyiz ve kiradayız. Bizleri dere ıslahı nedeniyle evlerimizden ettiler, şimdi oraya beş şeritli karayolları yapıldı” dedi. Şu anda nerede bir yıkım olsa içinin sızladığını anlatan Doğan, barınma hakları için verdikleri hukuk savaşını sonuna kadar sürdüreceğini belirtti. (İstanbulEVRENSEL)
Aynur Seyrek
www.evrensel.net