KENTTEN GELEN

  • Kentsel dönüşüm deyince ilk akla gelen daha düzenli, sağlıklı, planlı ve çağdaş yaşam alanlarının devreye sokulmasıdır.


    Kentsel dönüşüm deyince ilk akla gelen daha düzenli, sağlıklı, planlı ve çağdaş yaşam alanlarının devreye sokulmasıdır. Gecekondularda yaşayanlara yaşadıkları yerden daha güzel ve sağlıklı konutlardan daireler verilir. Gecekondular yıkılarak yerlerine çağdaş konutlar yapılır. Belediye, gecekondu sahiplerini mağdur etmeden kârlı bir iş de yapmış olacaktır. Ama peki bu gecekondu sahipleri neden direniyorlar, kentsel dönüşüm projelerine neden itiraz ediyorlar? Eyüp Belediyesi bir kaç yıl önce Alibeyköy Karadolap mahallesine geldi ve imar çalışmaları yaptı. Tam da gelin tapunuzu alın derken Eyüp Belediye Başkanı Ahmet Genç’ten acı haberi öğrendik: “Sizler işgalcisiniz. Buraları terk etmeniz gerekiyor” dedi. Bu haber üzerine halk örgütlenip yıkımlara karşı direnmeye çalışıyor. Belediye de bunu biliyor. Rant çevreleri buna karşı yine Alibeyköy halkını kullanmaya çalışıyor. İşte taktikleri:
    Birinci taktik olarak Belediye, mahalledeki AKP taraftarı, hatırı sayılır bir iki kişiyi direniş için örgütlenen halkın arasına gönderiyor. Bu kişiler toplantılarda mangalda kül bırakmayacak şekilde ön plana çıkıyorlar. Aynı zamanda toplantılarda alınan kararları, direniş planlarını üst makamlara iletiyorlar. Direniş zamanında, direniş barikatını ilk onlar terk ederek moralsizlik yaratıyorlar. Bu kişiler bu yaptıklarının karşılığını fazlasıyla alıyorlar. Bunlar ayrıca görevlerini tamamladıktan sonra AKP’ye oy verip de mağdur olan aileleri dolaşarak “Devlete karşı gelinmez. Bunlar işi ideolojik yapıyorlar. Onlardan uzak durun” gibi konuşmalar yapıyorlar.
    İkinci taktik ise fısıltı gazetesi. Özellikle Halk Ekmek kuyruklarında, “Bu solcular halkı rahat bırakmıyor. Belediye herkese birer daire verecek ama bu solcular yüzünden halk kabul etmekten korkuyor” söylentisi yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.
    Direniş kırıcılarının üçüncü propaganda aracı ise din. Belediyenin bir planı varsa bunu mutlaka halkın faydasına yaptığını söylüyorlar ve başlıyorlar dini propagandaya; “Müslüman müslümanın hakkını yer mi? Yaptıkları doğru değil. Direniş yapıyorlar, belediye bize vereceği evleri vermekten de vazgeçecek” gibi halkın direnme şevkini kırmayı amaçlayan propagandalar yapılıyor. Fısıltı gazetesinin başyazarları da hak ettiklerini aldıkları biliniyor.
    Ama her şeye rağmen Alibeyköy Halkı, bir ömür geçirdikleri evlerinden kandırılarak çıkarılamayacak. Bugün AKP’ye oy vermiş insanların da aralarında bulunduğu Alibeyköy halkı evleri için direniyorlar. “Bizleri ranta kurban edemeyeceksiniz” diyorlar.
    Alibeyköy’de şu anda yıkımlarla ilgili henüz bir adım atılmış değil. Bazı evlere tebligatların geldiği bildiriliyor. Ancak buraların daha önce yeşil alan olarak belirlenen yerler olduğu söyleniyor. Yeşil alanlara ayrılmış yerlerde yaşayan halkın barınma sorununa nasıl bir çözüm getirileceğine dair hiçbir açıklama ise yapılmıyor. Belediye ve TOKİ herhangi bir bilgi vermekten kaçınıyor. Bir de yakında yerel seçimler var. Seçimler öncesi sessizlik sürüyor. Maltepe’nin Başıbüyük Mahallesi ise canlı bir örnek. Proje onaydan geçti ve TOKİ orada inşaat yapmaya başladı. Mahalle halkı ise her türlü baskı ve şiddete rağmen direniyor. Burada önemli olan Başıbüyük’teki örneği dikkate alarak Alibeyköy’de mahalle halkının yıkımlara karşı nasıl bir taktikle direneceğidir. Rantçılar nasıl halkı bölmek için taktik uyguluyorsa, halkın da uyanık davranıp sokak sokak örgütlenip, direnişe tüm mahalleleri, tüm evleri katması gerekiyor. Bugün sadece Karadolap mahallesinde sokak komiteleri oluşturma girişimleri var. Ancak diğer mahalleler sanki kendileri bu problemin uzağındaymış gibi sessiz kalması ayrı bir sorun. Eğer direniş Karadolap mahallesinde olur da rantçılar geri çekilirse, gidecekleri yer Akşemsettin Mahallesi Dere kısmı, Yeşilpınar mahallesi olacaktır. Kentsel dönüşüm projesi gerçektir ve uygulanmaya çalışılıyor. Burada tapusu olmayan tüm mahalleler aynı sorunla yüz yüzedir. Tüm mahallelerde direniş platformlarının oluşturulması gerekiyor. Bu platformlar da halktan yana tavır alan siyasi partiler ve demokratik kitle örgütlerinin öncülüğünde oluşturulmalı ve yöre derneklerini ve esnafı da içinde almalıdır. Aksi halde başarı söz konusu değildir. Bunun örnekleri geçmişte de görülmüştür.
    (*) Emek Partisi Eyüp ilçe başkanı
    Ünsal Türkoğlu*
    www.evrensel.net