Fotoğraf: AA

UZUN MESAFE

  • Bugün sizlerle birkaç soruda bir hastalığı paylaşmak istiyorum. Sorularım ‘benim şekerim ve tansiyonum biraz yüksek ama ilaçsız ve diyet yapmadan idare edebiliyorum’ diyenlere olacak.


    Bugün sizlerle birkaç soruda bir hastalığı paylaşmak istiyorum. Sorularım ‘benim şekerim ve tansiyonum biraz yüksek ama ilaçsız ve diyet yapmadan idare edebiliyorum’ diyenlere olacak. Her ne kadar onları çalışan erişkinlerde en sık körlük nedeni olan hastalığın ne olduğunu sorarak üzmek istemesem de ardı sıra gelen sorular hiç de yabana atılır değil. Evet travmaya bağlı olmayan bacak amputasyonlarının da, son dönem böbrek yetmezliklerinin da en sık nedeni ilk soru ile aynı gerçeğe uzanıyor: “Diabetes Mellitus” yani şeker hastalığı.
    Şüphesiz bu istatistikte şeker hastalığının yanı sıra diğer risk faktörlerinin birlikteliği de önemli pay sahibi. Bunların başında ise sigara ve hipertansiyon geliyor. Hipertansiyon ile ilgili bazı veriler ise ürkütücü. Toplumda görülme sıklığı yüzde 31. Neredeyse her üç kişiden birisi bu hastalıktan yaşamının bir döneminde muzdarip olacak. Daha da ürkütücü olan hipertansif olunmasına karşın bundan haberi olamayanların yüzdesi. Evet tansiyonu yüksek olanların yüzde 60’ı bunun farkında bile değil. Düzenli ilaç kullanımı ise sadece yüzde otuzlarda kalıyor. İlaç almak da yetmiyor elbet; düzenli ilaç alan her beş hipertansiyon hastasının sadece birisinde tansiyon değerlerinin kontrol altında tutulabildiği izlenmiş. Bu oran tanı alsın almasın tüm olgular üzerinden değerlendirildiğinde ise durum daha da iç karartıcı: yüzde 8
    Sigaraya ise kendi ülkemizden göz atmaya ne dersiniz? İsterseniz daha önce Hayat ekinde yer alan bir yazımdan alıntıyla devam edelim: “17 milyon insanımızın sigara bağımlısı olması karşısında sessiziz. Her iki yetişkin erkekten birisinin sigara içtiğini duyduğumuzda sakiniz. Hekimlerimizin yüzde 43, öğretmenlerimizin yüzde 48, duvar fotoğrafında bize susun diyen hemşire arkadaşlarımızın yüzde 60 sigara içicisi olması karşısında ise kayıtsızız. Kimilerince halkın gözyaşları olarak adlandırılan istatistikler öfke anında yüzde 62, içki yanında yüzde 65, işyerlerinde yüzde 68, çocukların yanında yüzde 49, hele anne isek kendi çocuğumuzun yanında yüzde 70 sigara içtiğimizi söylüyor” Bir başka anlatımla bu yazıyı okuyan her iki kişiden birisi kendisi sigara içmeyen diyabetli ve hipertansif bir arkadaşında körlük, ayak amputasyonu ve böbrek yetmezliği ve daha birçok ek hastalık gelişmesinde pay sahibi.
    Hadi hipertansiyon ve şeker hastalığını anladık ama sigaraya teslim olmuşluğumuzu anlamak zor. Sigara ile aileden siyasete her alanda yüzleşme zamanı geldi diye düşünüyorum. Ve sigara gündelik hayatta adı konmamış bir biyolojik silah olarak karşımızda duruyor. Biraz iddialı bulabilirsiniz ama insanlığın yakın geleceğinde baş belası olmaya aday biyolojik silahlara karşı mücadeleyi sigaradan başlatmak gerektiğini düşünüyorum. Siz ne dersiniz?
    ...
    Şeker hastasında egzersiz ve ayak
    Yürürken ayağın maruz kaldığı basıncın ayakta durur pozisyondan daha fazla olduğunu hiç düşündünüz mü?
    Her bir ayağımız dönüşümlü olarak yürüme siklusunun yüzde 22’sinde yer ile temas eder. Bilindiği üzere yer ile temas eden ayağa daha fazla yük biner. Yürürken ayak, önce topuk, sonra bilek ve nihayetinde ayak baş parmağını içerecek şekilde hareket eder. Yürüme esnasında ayağın farklı bölgelerinin maruz kaldığı basınç ise eşit değildir. Sağlıklı bireyler ayak tabanlarının basınç altındaki noktalarını sürekli değiştirerek ayağı korumaya alırlar. Şeker hastalarında ise olası duyu kayıpları ayak tabanında sürekli yinelenen strese bağlı olarak ülser gelişimine yol açabilir. Önlemenin yolu ise iyi bir şeker, kolesterol tedavisi yanı sıra uygun bir ayakkabı, çıplak ayakla evde dahi yürümemek, tırnaklara özenli davranmak, nasır olumuna engel olmak, uygun bir tabanlık gereğinde tıbbi danışmanlık olarak sıralanabilir.
    ...
    Egzersiz deyip gezmeyin
    Yapılan bilimsel çalışmalarda şeker hastalığı ve kalp yetmezliklerine bağlı gelişen her dört ölümden birisinin sedanter yaşam ile ilişkili olduğu gözlenmiş. Başka bir anlatımla hareketli bir yaşam ve ona eklenmiş egzersiz programları ile bu hastalıklarda her dört ölümden birisini ötelemek mümkün. Kimi zaman ise gezintiyi egzersiz olarak algılarız. Bu yanılgı bizi egzersizin beklenen yararlarından mahrum bırakıyor.
    Şeker hastalığında egzersizin yararlarına gelince tıp literatürü bakın neler diyor:
    “-Kan şekerini düşürür
    -İnsülin direncini azaltıp duyarlılığını artırarak vücudun insülin gereksinimini azaltır
    -Enerji tüketimini artırarak kilo verilmesini kolaylaştırır
    -Kişinin fiziksel çalışma kapasitesini artırarak moral destek sağlar
    -Kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltır”
    Dr. Zeki Gül
    www.evrensel.net