İNSAN VE SPOR

  • Futbol Türkiye’de miladını yaşıyor. Eğer Galatasaray şampiyon olursa, ki mevcut koşullarda olasılık yüksek, bu durum futbol algılamamız hakkında trajik sonuçlar doğuracaktır


    Futbol Türkiye’de miladını yaşıyor. Eğer Galatasaray şampiyon olursa, ki mevcut koşullarda olasılık yüksek, bu durum futbol algılamamız hakkında trajik sonuçlar doğuracaktır.
    Bu ne demektir?
    Herhangi bir şampiyonluk için, antrenöre gereksinim duyulmadığının imgesi pratik kazanacak. Artık yöneticilik, futbolda her şeyin önüne geçecek. Futbolcuya, antrenörün üzerinde bir statü kazandıracak. Parayı sayan, bir kukla gibi sporcunun ruhunu sahiplenecek ve bu “kutsal” oyun tamamen tecimsel bir karakter kazanarak iktisat mafyalarının ellerine düşecektir.
    Futbol Türkiye’de kan kaybetmenin doruğunu yaşıyor. Kendini Avrupa kulübü gören ve birçok şampiyonluklara sahip olan Galatasaray, ligi antrenörsüz sürdürüyor. Futbolun ülkemizdeki yolculuğu dikkat edilirse zaten hep antrenör öğüterek ilerliyordu. Kulüplerin bir sezonda sekiz çalıştırıcı değiştirerek rekorlar kırdığı bir ülkede futbolun aydınlık yüzünü görme olanağımız olabilir mi?.. Her profesyonel futbol oynayana antrenör belgesi verilmesini ve meslekte piyon olmaktan öteye gidemeyen çalıştırıcıların futbolumuza kattıklarını da sorgulayabiliriz burada…
    Birileri Fenerbahçe’yle de övünç yaşayabilir. Şampiyonlar Ligi’nde atladığı turlarla övünebilir. Çok olsa, futbol bilisizliğine yorulur bu durum. Fenerbahçe’nin kadrosunun üçte ikisinin dış kaynaklı ve dış kaynaklı yerli oyunculardan kurulmuş olmasını hadi şimdilik atlayalım… Zira futbol sokaktan elini çekerken, amatörlerin kapısına kilit vurulurken, insan kimliği taşıyan futbolcu yetiştiriciliği rafa kaldırılırken ve artık ikinci liglere kadar futbolcular ek işlerde çalışmak peşinde koştururken, kupalar kaldırmanın ne getirisi olabilir ki?..
    Şimdi de antrenörlük rafa kaldırılıyor, hayırlı olsun. TÜFAD’ın yaptığı onca seminerler, on beş bine yaklaşan antrenör sayısı, kendisini nereye koyacak şimdi? Nitelikli ve yetiştirici çalıştırıcı-kazanmacı çalıştırıcı ikileminde, futbolcu yapmaya değil, sportmen yapmaya çalıştığımız ve antrenörlüğün bir meslek olarak bile statü kazanamadığı süreçte, Galatasaray bir karşı devrim yapmaktadır. Futbolun rengini değiştirmektedir. Oyunun gericileşmesine kan taşımaktadır. Antrenörlük mesleğinin itibarını yok saymaktadır…
    Gelinen noktada ya Galatasaray şampiyon olmasın, ya da antrenörler düdüğünü futbol sahalarının çimlerine gömsün artık. Gitsinler başka iş arasınlar. Medyanın ve futbol şarlatanlarının dişlileri arasına sıkışmış bir et parçasına dönüştürülen futbol, ülkemizde tarihinin en ilkel bilinç dönemini yaşarken, birileri bu oyuna sürekli kürdanlarıyla müdahale ediyor. Diş etleri kanıyor ve gerçek futbol değerleri boğulup gidiyor. Futbolcunun boynuna para tasmasının takıldığı ve motivasyon adına her şeyin mübah sayıldığı bir futbol yöneticiliğinde, darbeleri yiyen teknik adamlar olmaktadır.
    Futbolda paranın kuralları ve yalakaların kalpazanlıkları konuşulurken, Shakespeare’e kulak vermekten öte yapacak bir şey kalmadı:
    …
    Bu sarı köle (altın)
    İnançlar getirir ve inançlar götürür, lanetliyi kutsar;
    Azmış cüzamı tapılası kılar; oturtur hırsızları
    Senatörlerle yan yana, şan ve saygınlık verip: Bu odur ki
    Geçkin dulu yeniden gelin eder;
    Miskinhanede etleri dökülmüş olsa da,
    Aptallar için yeniden albeniler. Yeter, ey lanetli maden,
    Ulusları birbirine düşüren,
    Sen, insanların ortak orospusu!
    Hakan Keysan
    www.evrensel.net