KENTTEN GELEN

  • "Tıpta uzmanlık tüzüğü, tarih: 19,06,02; madde 13 asistan; kurumlardaki kadro ünvanları ne olursa olsun, tıp ve diş hekimliği uzmanlık ana veya yan dallarının birinde uzman olarak yetiştirilmek amacıyla, bu tüzük ve özel mevzuat hükümleri çerçevesinde öğrenim, eğitim, araştırma ve uygulama yapmak üzere atanan tıp doktoru ve diş hekimidir."


    "Tıpta uzmanlık tüzüğü, tarih: 19,06,02; madde 13 asistan; kurumlardaki kadro ünvanları ne olursa olsun, tıp ve diş hekimliği uzmanlık ana veya yan dallarının birinde uzman olarak yetiştirilmek amacıyla, bu tüzük ve özel mevzuat hükümleri çerçevesinde öğrenim, eğitim, araştırma ve uygulama yapmak üzere atanan tıp doktoru ve diş hekimidir."
    Resmi kayıtlarda bahsi geçen haklarını istiyor. Eğitim, araştırma ve uygulama alanlarından sadece uygulamayla sınırlı kalan asistanlık sürecinin tamalanmasını istiyor. Sağlık alanında çalışıp da en çok görmezden gelinen kesimlerden biri olan asistanlar varlık sebeplerinden çok uzak çalışma koşularının değişmesini istiyor.
    Tıp eğitimi veren kurumlardaki -tıp fakülteleri ve eğitim araştırma hastanelerindeki (EAH)- sorunlar yer yer farklılıklar gösterse de tümündeki ortak nokta "hizmet sunum" ağırlıklı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu noktaya nasıl geldikleri değerlendirildiğinde ise tıp fakülteleri ve EAH’ler için farklı tespitler yapılabilir. Yıllar yılı sağlık politikalarının neoliberal dönüşümüyle birlikte sağlığın sunumundaki koruyucu (birinci basamak) temelden ayrılarak, tedavi edici bir noktaya gelinmesi, üçüncü basamak hastanelerinden sayılan tıp fakültelerini ve EAH’leri içinden çıkılamaz bir iş yoğunluğuna sürüklemiştir. Dolayısıyla bu hastanelerin hekimlik hizmetlerinin sunumunda ana gövdeyi oluşturan asistan doktorların, eğitime vakit ayırması imkansız hale gelmiştir. Eğitim hastanelerindeki sıkıntılar bununla bitmiyor... Yetersiz binalar, eksik eğitmen kadroları, olmayan kütüphaneler ve laboratuvarlar... Popülist politiklarla her şehre tıp fakültesi kurularak, işgücü açığını kapatmak için her hastaneyi eğitim hastanesi ilan ederek sorunlar bir kartopu gibi büyüyerek üzerimize yığılmaktadır.
    Asistan doktorların temel iş olarak yaptıkları hizmet sunumu ise; kuralsız , özlük haklarının hiçe sayıldığı, sosyal bir varlık olarak insan olmanın gerekliliklerini yerine getirecek en ufak bir vakit dahi bırakılmadığı bir biçimde sürdürülmektedir. Bazı kliniklerde iki yıla varan gün aşırı nöbet ve kesintisiz 36 saate varan çalışma süreleri (toplam zamanın 2/3’nü hastanede geçirmek). 80 saat üzeri nöbet ücretlerinin gasp edilmesi.. (Ülkemizde kamu sağlık çalışanlarının çalışma süreleri kanun' ile düzenlenmiş ve 45 saat olarak belirlenmiştir. Nöbet saatlerine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme olmadığından nöbet sıklığı ve çalışma süreleri, ilgili klinik şefliğinin inisiyatifi ile belirlenmektedir.) Beklentileri var güçleriyle karşılamaya çalışmalarına rağmen özellikle asistanlar, başta hastane idari kadroları ve hasta-hasta yakınları olmak üzere herkesçe taciz, tehdit, baskı ve aşağılanmaya maruz bırakılmaktadır. Akıl dışı soruşturmalar, bıçaklanma, darp olayları, gizli kamera çekimlerine dayanarak açılan soruşturmalar bu baskı ve aşağılanmaları somutlamaktadır...
    2514 sayılı Kanun’la hekimlere başka hiçbir meslekte olmayan bir yükümlülük getirilmiştir: "mecburi hizmet". Bu kanunun 22 yıllık uygulaması sonucunda; "hekimlerin yurt sathında dengeli ve adil dağılımının zorlamalarla sağlanamayacağı, personelin özlük haklarının bölgelere göre özendirici hale getirilerek gönüllülük esasına dayalı bir istihdam politikasının benimsenmesinin etkin ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak açısından uygun olacağı kanatine varılmıştır" tespitini yapan hükümetlerdir. Sadece politik amaçlar ve oy hesaplarıyla, standardizasyon sağlanmamış, fiziki altyapısı doktorun bilgi birikimine hitap etmeyen, yardımcı sağlık personeli sağlanmayan hizmet bölgelerine hekim atamalarını gerçekleştirmektir yapılanın ta kendisi.
    Sağlıkta dönüşüm reformu asistanlar için ne ifade ediyor? Üniversite ve EAH’ların işletme mantığıyla hizmet vermesi öngörülmektedir, EAH’lar ikinci plana itilmektedir.
    Kamu hastanelerinin "birlik" adı altında işletmeleştirilmeleri asistanları işgüvencesiz bir geleceğe itiyor. Aile hekimliği uygulamalarıyla birinci basamağın ortadan kaldırılması eğitim hastanelerinin işlerliğini ortandan kaldırıyor. Işletme mantığıyla yönetilecek, performansa dayalı ücretlendirme sistemi asistanların zaten yetersiz olan eğitim ve araştırma çabalarını sonlandıracak, çalışma saatlerinin katlanarak artmasına sebep olacaktır.
    Metalaştırılmış sağlık hizmeti hem asistanların kendi geleceklerinin hem de tüm toplumun ve çocuklarının geleceklerinin ipotek altına alınmasıdır.
    (*) Asistan doktor
    İlhan Beyoğlu*
    www.evrensel.net