HAYATIN İÇİNDEN

  • Türkiye’nin ovaları... Ege’de, Akdeniz’in doğusunda, Suriye sınırlarında, Konya’da ovalar. Ne eksen büyür, olgunlaşır.


    Türkiye’nin ovaları...
    Ege’de, Akdeniz’in doğusunda, Suriye sınırlarında, Konya’da ovalar. Ne eksen büyür, olgunlaşır.
    Pazarcık Ovası da en verimli bölgelerimizden biri. Pamuk, mısır, buğday, arpa ve toprağın hemen altındaki sular. Toroslar’dan sabırla akıp gelmiş ve görünmeyen deniz olmuş sular.
    Bin yıllardır burada yaşayanları zengin etmemiş ama hayat vermiş, mutluluk vermiş bu verimli topraklar, bugün ciddi bir tehdit altında. Pazarcık Ovası’na hakim tepelerin üzerinde şimdi iki tane çimento fabrikasının bacası yükseliyor.
    Salı günü Evrensel’de yayınlanan Kemal Çöçelli’nin yazısını tekrar okumanızı öneriyorum. Çöçelli soyadını yaşadığı köyden alacak kadar oralı. Peki çimento fabrikalarını oraya kurma kararı alanlar?.. Bazıları Pazarcık Ovası’nı görmemiş bile. Hoş, görseler de fark etmez ya...
    Çimento işi belki patronlarına iyi para kazandıracak ama, ülkeye sağlayacağı katma değer devede kulak. Şimdi bu pis işleri Avrupa’nın yükselen vatandaşlık ve çevre bilinci içerisinde, o bölgenin insanlarına kabul ettirebilme şansı neredeyse yok gibi. Bu yüzden dünya sermayesi, ihtiyacı olan çimento, demir gibi yüksek enerji tüketimi gerektiren ve çevreyi kirleten sanayileri bizim gibi muhtaç ülkelere taşıyarak sözde yoksul ülkelerin gelişmelerine, sermaye transferi yoluyla katkıda bulunduklarını savunuyorlar. Bugün başta Fransa, Almanya, İngiltere gibi Avrupa’nın dev sanayi ülkeleri olmak üzere tüm dünya kapitalistleri, kirli işlerini yoksul ülkelerin yoksul insanlarına, bir dilim ekmek karşılığında yaptırma yolunu seçmişler. Bu ilişkilerini de işbirlikçi yönetimler ve ilişkili iş çevreleriyle sürdürüyorlar. Böylece bir taşla üç-beş kuş birden vuruyorlar. Bir kere demir ve çimento üretimi için olağanüstü kömür ve elektrik enerjisi gerekiyor. Ülkemizin zaten elektrik enerjisi üretiminde sıkıntılı günler geçirdiği göz önüne alınırsa, çimento fabrikası kurmak ne kadar akılcı?.. Şimdiden “Nükleer santral isteriz” diye tepinmeleri boşuna değil. Almanlar akıllı. Ruhr bölgesindeki tüm demir-çelik üretimlerini yoksul Brezilya’ya kaydırdılar. Elektrik enerjisi gereksinimi azalınca da nükleer santralleri kapattılar. Tonlarca demir satacağına, küçücük bir elektronik devre satarak dünyanın en zengin ikinci ülkesi olmayı sürdürüyorlar. Fransızlar akıllı... Çimento üretimlerinin hemen hepsini yoksul ülkelere kaydırıp ülkelerinin kirli baca dumanından etkilenmesini önlediler. Hem de gittikleri yoksul ülkelerde davul zurnayla karşılandılar.
    Bakanlarımız, Başbakanımız, diğer devletliler her toplantıda, “Ülkemiz yüksek teknoloji ürünlerinin üretilmesine yönelmelidir. Bu yüzden bilime ve araştırmaya bugüne kadar ayrılmış en yüksek bütçeyi ayırdık. Bir gram bilgi, bin ton çimentodan, demirden daha değerli” demiyorlar mı? TUBİTAK toplantılarında, üniversitelerde diyorlar.
    Çöçelli ne diyor?
    “Bizler bu ovada ve bu kentte yaşayan çiftçiler olarak, ovamızda çevre canavarı, toprak ve tarım katili olan çimento fabrikalarını kesinlikle istemiyoruz.”
    Çöçelli duyarlı bir ses, aydın bir çiftçi belli ki. Ama bu ses yalnız bırakılırsa, kaderleri ortak insanlar onu yalnız bırakırsa, hep birlikte kaybedecekler.
    Hem topraklarından olacaklar, hem geçmişlerinden!..
    Arif Nacaroğlu
    www.evrensel.net