Harput müziğinin mekteplileri

Cumhuriyet devrimini hazırlayan ve onu izleyen koşullar, Harput’un nüfus yapısında önemli değişiklikler yaratmış.


Cumhuriyet devrimini hazırlayan ve onu izleyen koşullar, Harput’un nüfus yapısında önemli değişiklikler yaratmış. Yaşanan göç ve sürgünler, sosyal örgütlenmelerdeki zorunlu değişim, yaşamın her alanında olduğu gibi müziğinde de olumlu olumsuz birçok yenilenmeyi beraberinde getirmiş. Saray erkanından kent yoksullarına, köylülüğe hemen her sosyal tabaka içinde köklü bir geçmişi olan Harput müziği, saray eğlencelerinden kürsü başlarına, meşk sofralarından düğünlere, davetlere ve hatta cenazelere kadar ‘kurumsal’ bir hatta tezahür etmiş. Harput müziğinde özellikle Divan müziği, belirli bir nota düzeni olan üslubu, makamı, tarzı ile belirli bir müzik disiplini ile saray erkanı ve kentin zenginleri tarafından icra edilirmiş.
Elazığ Devlet Konservatuvarı Şefi Kenan Çintay, Harput müziğinde dezenformasyonun müzik alimlerinin ve ‘kentin elitlerinin’ göçü ile başladığını düşünüyor. Sonraki koşullarda Harput müziğine hakim olan Xizmekar (hizmetkar) ağzı, usta-çırak ilişkisi ile yetişen sanatçılar, icracılar aracılığıyla bu kültür ve müziğin günümüze taşınmasında önemli bir misyon yüklenmiş. Ama herhangi bir notaya ya da kurala bağlı kalmaksızın icraya dayanan Xizmekar ağzının, giderek yerelleşmesi ve sadece Elazığlılar tarafından dinleniyor olmasıyla, eksiklikler barındırdığı düşünülüyor. Biz de bu konu hakkında, Harput müziğinin neredeyse bütün külliyatının derlenip kaydedilmesinde önemli bir misyon taşıyan Stüdyo Kemaliye’nin sahibi Özer Gözler ve kadim dostu Elazığ Devlet Konservatuvarı Şefi Kenan Çintay ile hem bu konu hakkında hem de Stüdyo Kemaliye’nin çalışmaları hakkında sohbet ettik.
Türkü hazinesi
CD ve kaset satışının yapıldığı daracık mütevazı dükkanda tanışıyoruz. Sorularımız karşısında ‘Anlatmakla olmaz, örneklememiz lazım’ diyerek, dükkanın bodrumundaki stüdyoya davet ediyorlar. Şimdi çok ünlü olan onlarca sanatçının ilk ses kayıtlarının yapılıp tanıtıldığı, 100 bin dolayında şarkı ve türkünün derlenip arşivlendiği stüdyoya giriyoruz. Bilgisayar başında kayıtlarını dinletirken Özer Gözler, “Kusura bakmayın stüdyom biraz dağınık ve eski. Bizim Kenan bazen burayı elden geçirmem gerektiğini söylüyor. Ama bu duvarlardaki küçük bir çizginin bile ayrı bir hatırası var” diyor.
Özer Gözler, ilk olarak 1971 yılında bir ortağı ile Gülom Bant Stüdyosu’nu kurmuş. Ortağının ticari kaygılarından dolayı yürütememiş ve ortaklıktan ayrılıp Stüdyo Kemaliye’yi kurmuş. Kemaliye adını dönemin başbakanı Zeyyad Baykara açılış töreninde vermiş. Gözler, “O dönem için mahalli musikiyi dışarıya tanıtamıyorduk, sadece çalıp söyleniyordu. Bunda ticari bir gaye yoktu ama atalarımızdan kalan bir belge vardı ve bu sadece içki sofralarında kullanılıp bir şekilde tüketiliyordu. Bir gün Kenan Çintay’la oturup konuştuk. Usul, nota diye bir şey yoktu. Her bakımdan sanat musikisine yakındı. Tambur, klasik kemençe, ud, klarnet, keman, kanun, cümbüş gibi müzik aletleri, aslında sanat musikisinde kullanılıyordu. O dönem mahalli musikiyi ‘yumuşatarak’ bir kaset hazırladık” diye anlatıyor yaşadıklarını.
Yenilenen Harput müziği
Kenan Çintay, müziği ‘yumuşatma’ meselesine bir anekdotla açıklık getiriyor: “17-18 yıl önceydi, Elazığ Musiki Cemiyeti ile Ankara’da bir konser vermeye gittik. Ankara’ya gitmişken şimdi adını hatırlamadığım bir hemşehrimizi bürosunda ziyaret ettik. Büroda Urfa müziğini dinliyorlardı. O zaman dernek başkanımız olan Nihat Kazazoğlu, ‘Gardaş ayıb olmi mi, bari bizim yanımızda yapmayın’ dedi. Hemşehrimiz, Kazazoğlu’na ‘Harput müziği çok sert, düzeltmezseniz artık dinlemem’ dedi. Yani anlayacağınız Xizmekar ağzı artık dışarıdaki Elazığlılar tarafından bile dinlenemiyordu. Çünkü ülke çapında yöre müzikleri, gelişen teknoloji ve koşullara ayak uyduracak şekilde yenileniyordu. Harput müziği 80 yıldır söylendiği şekliyle icra ediliyordu. Bu da özellikle genç kuşaklar tarafından ilgi görmüyordu. Biz de çalışmalarımızı bu yönde yoğunlaştırdık. Bir yandan ilgi çekici kayıtlar yaparken, diğer yandan ise Harput müziğinin belli başlı eserlerinden başlayarak nota düzenlemesini ve enstrüman planını hazırladık. Aş yedim dilim yandı, ibrahimiye, gazel, versah, hoyrat ve ritimsel türküler olmak üzere 41 eserin düzenlemesini bizzat kendim yaptım. Günümüz açısından artık İstanbul’daki bir orkestra Harput müziğindeki bu düzenlemelere bakarak bizim gibi konserler verebilir. Artık klarnetin nerede çalınacağı, kanunun nerede gireceği kağıt üzerinde bellidir, aynı zamanda Fırat Üniversitesi’nde konservatuvar öğrencileri ders olarak Harput musikisini işleyebilecekleri bir disipline oturdu.” (Elazığ/EVRENSEL)
www.evrensel.net