‘Sermayenin üniversiteye müdahalesi durdurulsun’

Eğitim Sen’e bağlı üniversite şubeleri, 29-30 Mart’ta Gümüldür’de bir araya gelerek, “Üniversite, dönüşüm ve müdahale” konulu bir forum düzenleyen akademisyenler Ankara, İstanbul ve İzmir’de basın açıklamaları yaptılar.


Eğitim Sen’e bağlı üniversite şubeleri, 29-30 Mart’ta Gümüldür’de bir araya gelerek, “Üniversite, dönüşüm ve müdahale” konulu bir forum düzenleyen akademisyenler Ankara, İstanbul ve İzmir’de basın açıklamaları yaptılar. Bilim emekçileri, sermayenin üniversiteler üzerindeki baskısının son bulmasını ve paralı eğitime son verilmesi istediler.
Eğitim Sen İzmir 3 No’lu Şube, Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Şube ve Eğitim Sen İstanbul 6 No’lu Şubelerinde eş zamanlı olarak düzenlenen basın toplantılarıyla “Üniversite: Dönüşüm ve Müdahale” adlı forumun sonuç bildirgesi açıklandı.
Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Şube tarafından yapılan açıklamada, sermayenin üniversitelere müdahalesinin bilim özgürlüğüne karşı olduğunu ve eğitim ve bilim emekçilerinin çalışma koşullarının esnekleştirilmesine yol açtığını belirtilerek, neo-liberal saldırılara karşı eğitim emekçilerinin sessiz kalmayacağını duyurdu.
Gazi Üniversitesi Araştırma Görevlisi Remzi Altunpolat, üniversitelere yönelik sürdürülen neo-liberal saldırılara karşı forumu düzenlediklerini, bu nedenle çağrılarının tüm üniversite bileşenlerine olduğunu aktardı.
Toplumsal yaşamın her alanının, uluslararası sermaye kurumlarının denetimine sokulduğu bir dönemden geçildiğine atıfta bulunan Altunpolat, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın, ‘yükseköğrenimin paralı olması ve öğrencilere burs verilmesi’ önerisinin Dünya Bankası ve Yükseköğretim Raporu’nda yer aldığını kaydetti. “Üniversiteler gelinen noktada artık bir bilgi kurumu değil, ‘iş’ kurumu olarak işlev görmekte ve piyasalara egemen odakların ‘emrine’ göre yeniden biçimlendirilmektedir” diyen Altunpolat, yaşanan dönüşümün üniversite sisteminin dağılıp, parçalanmasına yol açtığını belirtti. Üniversitelerde eleştirel aklın yerini faydacı aklın aldığını, fikirlerin ekonomik değerleri cinsinden projelere dönüştürülmesinin dayatıldığını kaydeden Altunpolat, “üniversite-sanayi işbirliği” adıyla üniversitelerin “satılabilir” bilgi üretmeye zorlandığını dile getirdi.
‘Eğitim satın alınan bir hizmete dönüştü’
Özel üniversiteler, ikinci öğretim programları, paralı yaz okulları, sertifika programları, tezsiz yüksek lisans uygulamaları ve her geçen gün artan öğrenci harçlarıyla yüksek öğrenimin parayla satılan bir hizmete dönüştüğüne işaret eden Altunpınar, bu koşullar altında emekçi çocuklarının üniversiteye gitme şanslarının kalmadığını belirtti. Üniversitelerin vakıf, şirket, teknopark, döner sermaye uygulamalarıyla birer işletmeye evrildiğine de vurgu yapan Altunpınar, “Üniversitelerimiz salt diploma ve unvan dağıtan ve işgücü piyasasını besleyen bir kuruma indirgenmiştir” diye konuştu.
Üniversitelerde tüm yetkinin ise, 12 Eylül darbesiyle kurulan Yüksek Öğretim Kurumu’na bağlı rektörler tarafından kullanıldığını bildiren Altunpınar, üniversite yönetiminin otoriter, baskıcı, ayrımcı bir kişinin iktidarı haline getirildiğine de işaret etti. Altunpınar, kamuda yetişmiş öğretim elemanlarının özel üniversitelere transfer edilerek, akademisyenlerin “taşeron görevli” olarak kullanılmalarının da 12 Eylül darbesinin bir ürünü olduğunu dile getirdi.
‘Eğitim temel bir haktır’
Altunpınar, TÜSİAD ve YÖK’ün yükseköğretim raporlarını kabul etmeyeceklerinin altını çizerek, eğitimin herkesin parasız yararlanabileceği kamusal bir hizmet olduğunu söyledi. Öğrenci harçlarının tümden kaldırılmasının gerekli olduğunu ifade eden Altunpınar, öğrencilere eğitim ve araştırma gereçleri, barınma, beslenme ve ulaşımın parasız sağlanmasını istedi. Yeni özel üniversite açılmasına izin verilmemesi ve varolanların da kamulaştırılmasını talep eden Altunpınar, üniversite bünyesinde faaliyet gösteren dernekler ve vakıfların kapatılmasının önemine işaret etti. (Ankara/EVRENSEL)
www.evrensel.net