EMEK GÜNLÜĞÜ

  • Patronların, mücadele eden işçileri yıldırma politikalarının içine yeni yöntemler giriyor.


    Patronların, mücadele eden işçileri yıldırma politikalarının içine yeni yöntemler giriyor. Öznur Kablo’nun patronu işçilerin sendikalaşma mücadelesinin önünde engel olamayınca önce işten attı, işçiler direnip mücadele edince ve davayı kazanıp geri dönünce konteyner içine hapsederek cezalandırdı. Öznur Kablo patronu insanlık dışı yeni bir uygulamanın altına imza atmış oldu.
    Ancak bu insanlık dışı olmakla beraber, patronların kendi çıkarlarını korumak için hangi yola başvuracaklarının bir göstergesi olarak tarihe geçti. Konteyner hapis uygulaması kamuoyuna yansıyan kısmı, yansımayan daha nice uygulamaların olduğunu biliyoruz. Tuzla tersane işçileri yeterince iş güvenliğinin alınmaması ve koruyucu malzemelerini verilmemesi nedeniyle can veriyorlar. Davutpaşa’da devletin ilgili kurumlarının gözü önünde geliyorum diyen toplu bir işçi katliamı oldu. Birkaç gün önce yine kamyon kasasına doldurulan tarım işçilerinin ölümleri ve onlarcasının yaralanmasına tanık olduk.
    İşte işçilere ve emekçilere sistemin ve düzenin biçtiği değer. Ya ölecek ve sakat kalacaksınız, mücade ederseniz de patronların insanlık dışı uygulamaların maruz kalacaksınız. Devletin bir yetkilisi çıkıp bu nasıl bir iştir, böyle bir ceza nereden çıktı, böyle bir uygulama insanlık dışıdır ve hemen bunu yapanlar hakkında dava açıp cezalandıracağız diyen olmadı. Kendisini demokrasi havarisi gören Başbakan bir şey söylemedi, isteseydi bir talimatıyla soruna el koyar gerekeni yapardı. Çalışma Bakanı bu olay sonrasında acaba nasıl bir işlem başlattı doğrusu merak ediyoruz. Yoksa Tuzla tersaneleri gibi ele alıp, nasıl ki bu ölümler kaçınılmaz olarak gerçekleşecek, üretim ilişkilerinin ve sanayileşmenin gereği gibi düşünerek, konteyner hapis cezasını olağan görecek ve böyle şeyler normal, bunlar üretim ilişkilerinin sonuçları mı diyecek.
    Bence Öznur Kablo patronuna şu mesajı verecek, “Kardeşim sen doğru yoldasın, işten attığını at, atamadığını istediğin gibi hapset.” Çerkezköy’de olup bitenler gerçekten bakanın ve devletin ne kadar ilgisini çekti, patron hakkında nasıl bir işlem yapıldı, savcılık gazete haberi üzerine patronu çağırıp nedir bu durum, diye sorabildi mi? Hak arayan işçi ve emekçilerin önüne çıkan güvenlik görevlileri, patrona nedir bu kardeşim diye sordular mı?
    Gelişmeler ve uygulamalar Öznur Kablo’da yaşananların münferit bir hadise olmadığını gösteriyor. Patronların bilinçli ve düzenli kullandıkları yıldırma yöntemleri olduğu ortaya çıkıyor. Kimi yerde konteyner hapsi olarak ortaya çıkıyor, kimi yerlerde dayak, aşağılama, küfür ve hakaretler olarak yansıyor. Bütün patronların zihniyetlerinin temelinde işçilerin birer köle olarak görmeleri yatmaktadır. Patronların sömürü ve kâr hırsı sınır tanımaz uygulamalar ile devam ediyor. Bunun karşısında biz ne yapacağız?
    1 Mayıs yaklaşıyor, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü tüm yapılan bu vahşi uygulamalara karşı, fabrikalarda, emekçi semtlerinde ve alanlarda birleşeceği ve taleplerini haykıracağı bir gündür. 1 Mayıs çalışması içinde öne çıkarılacak taleplerin başında patronların işçilere reva gördüğü insanlık dışı çalışma koşullarını teşhir etmek ve mücadelenin talepleri haline getirmek. Şurası çok açık ki işçiler sorunları çok yakıcı bir biçimde yaşıyor ve görüyor. Yaşadıkları sorunlardan kurtulmak için mücadelenin içine giriyorlar. İşçileri mücadelenin içine çekmek için, yeterli, yaygın bir aydınlatma ve örgütlenme faaliyeti sürerse, örgütsüz ve sorunlarla baş başa kalan işçiler mücadelenin içinde yerlerini alacaklardır. Sendikaların ve emek güçlerinin örgütsüz işyerlerine özel bir önem vererek 1 Mayıs’a hazırlanmaları gerekiyor.
    O zaman konteyner hapsi veren patrona ve onun gibilere önemli bir yanıt verilmiş olur.
    Seyit Aslan
    www.evrensel.net