LİMAN ARKASI

  • Eğitimci-Yazar Mevlüt Kırnapçı, 22 Temmuz genel seçiminden iki gün önce bir siyasi partinin Çaycuma’da gerçekleştirdiği mitingde, başında şapka ve sakallı olarak, bir fotoğraf makinasının karelerine girdiğinin farkında bile değildi.


    Eğitimci-Yazar Mevlüt Kırnapçı, 22 Temmuz genel seçiminden iki gün önce bir siyasi partinin Çaycuma’da gerçekleştirdiği mitingde, başında şapka ve sakallı olarak, bir fotoğraf makinasının karelerine girdiğinin farkında bile değildi. Öğrenim yılını başarı ile tamamlamış, öğrencilerini beşinci sınıftan mezun etmiş, yeni öğrenim yılında tanışacağı birinci sınıf öğrencilerine de, başta ülke değerlerine ve doğaya sahip çıkma bilincinin verilmesi gerektiği sorumluluğu ile, o yaz; ilçe caddelerinden sonra, özgürce salmıştı kendini, çocukluğunun geçtiği Yeniköy kırsalına. Neyse ki, dağ-bayır dolaşırken, daha sonra aleyhinde delil olabilecek bir fotoğraf karesinin içine girmemiş, tam tersi; Yeniköy’ü eski köye dönüştürecek büyük bir doğa katliamının görüntülerini kamuoyuna aktarıp, bir aydın olarak toplumsal duyarlılığın gereğini yerine getirmişti.
    Farkına varmadan çekilen kendi fotoğrafı ve herkesin konunun farkına varması için kendisinin çektiği fotoğraf, Kırnapçı’nın 26 yıllık öğretmenlik yaşamına farklı bir boyut kattı.
    Kırnapçı, farkına varmadan çekilen kendi fotoğrafı ile “siyasi faaliyetlerde bulunmak”, güzel bir yazı ile ilişikte sunduğu kendi çektiği fotoğrafla da “basın yoluyla Vali ve Kaymakam’ın görev yapmadığını ima etmek” suçundan, Karadeniz Ereğli’ye bağlı Öğberler beldesine sürgüne gönderildi.
    “Siyasi faaliyetlerde bulunmak” suçundan daha önce 1/4 oranında maaş kesim cezası uygulanmışken, aynı gerekçe ile yeniden ilişkilendirilerek, bir de sürgünle cezalandırılan Kırnapçı; Çaycuma-Bartın karayolu yapımını üstlenen müteahhit firmanın, yol dolgu malzemesi olarak taş ve mucur kullanması gerekirken, Yeniköy’ün yeşil alanından kamyonlarla binlerce ton toprak taşıdığını belgelediğini ve bu belgeleri ilgili makamlara bildirdikten sonra sonucunu takip ettiğini, müteahhit firmaya 15 bin YTL para cezası verilmesi üzerine, bir aydın olarak duyarlılığının devam ettiği süreçte, sürgün cezası aldığını belirterek “yaşadığım bu olayı tiyatro senaryosu olarak yazacağım” dedi.
    1960 yılında Çaycuma’da doğan, Burdur Eğitim Enstitüsü’nü bitirdikten sonra Artvin, Sakarya ve Çaycuma’da öğretmenlik yapan, ÇASAT (Çaycuma Sanat Tiyatrosu) Genel Sanat Yönetmeni olarak her yıl değişik oyunlar sahneleyen, “Göç / Bir Hasret Öyküsü” adlı oyunu yazan, öyküler oyunlaştıran, “Çaycuma Bölgesi Sözcük ve Deyimler Derlemesi” hazırlayan, “Çığlıkları Islak Çocuklar”, “Güleç Yüzlü Hüzün” ve “Sızı” adlı üç şiir kitabı olan, Eğitim-Sen üyesi Kırnapçı için “Öğ[email protected]” e-posta adresi açılarak, sürgün cezasının kaldırılması için kampanya başlatıldı.
    SSGSS Yasa Tasarısı’na karşı, “Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu” olarak güzel bir dayanışma örneği oluşturan Çaycuma halkı, Eğitimci-Yazar Mevlüt Kırnapçı’nın sürgün cezasının kaldırılıp, tekrar Mimar Sinan İlköğretim Okulu’nda göreve başlaması için kent merkezinde kurulan standlara, çocukları ile gelerek imza attılar.
    Kırnapçı’nın yaşadığı bu olaylar örgeninde yazmayı düşündüğü senaryosunda kimler yok ki! “Öğretmenimi istiyorum” diye ağlayan ilköğretim birinci sınıf öğrencisinden, eli öpülesi saygın kişilere kadar; yediden yetmişe herkes. Üstelik senaryonun omurgası sağlam ve konu bütünlüğü var! Bölgede oynanan oyunlarda, iplerin kimin elinde olduğunu anlatacak bir başyapıtın sinopsisi şimdiden oluştu bile!
    Fahri Bozbaş
    www.evrensel.net