Fotoğraf: AA

GÖZLEMEVİ

  • 1944 doğumlu Peter Turrini, yazdığı her oyunla tartışma yaratıyor ve Avusturya’nın “skandal yaratan yazarı” olarak tanınıyor, biliyorum.


    1944 doğumlu Peter Turrini, yazdığı her oyunla tartışma yaratıyor ve Avusturya’nın “skandal yaratan yazarı” olarak tanınıyor, biliyorum. “Nihayet Bitti (Endlich Schluss)” başlıklı tek kişilik oyununu Sibel Arslan Yeşilay’ın çevirisinden (Mitos-Boyut Yayınları/Eylül 2004) okumuştum. Peter Turrini’nin yapıtlarında, genel anlamda toplumsal eleştirinin ağır basmakta olduğunu ve saldırgan bir biçemi yeğlediğini de Sibel Arslan Yeşilay ile konuşurken öğrenmiştim. Özellikle tüketim toplumunun yozluğunu, küçük burjuva konformizmini ve zamanın gerisinde kalmış ahlak anlayışını hedef alıyor; oyunlarında insanın kendisine yabancılaşması ve yalnızlığı, sevgi duyamaması, sevgi özlemi, geçmişteki anıları, kendinden nefret etmesi, yanı sıra gündelik yaşamda faşizm ve yabancı düşmanlığı gibi temaları çeşitli biçimlerde kullanıyordu.
    Beşiktaş Prodüksiyon Tiyatrosu’nda mart ayında ilk gösterimi yapılan ve “Mutlu Yıllar” adıyla sahnelenen “Josef und Maria”yı 1998 yılında yazmış, oyun ilk kez 7 Ekim 1999’da oynanmış. “Mutlu Yıllar”, bilebildiğim kadarıyla yazarın Türkiye’de oynanan ilk oyunu.

    Oyunun konusu ve Josef karakteri
    Zeliha Berksoy’un sahneye koyduğu, Tamer Levent’in Josef, Bilge Şen’in Maria rollerini canlandırdığı tek perdelik trajikomik bir oyun olan “Mutlu Yıllar”, bir yılbaşı gecesi son çalışanı da çıktıktan sonra kapanan bir hipermarketin deposunda geçiyor. Hipermarketin deposunu temizlemeye gelen Maria ile gece bekçisi Josef’in aralarında kurulan bağ, günümüz ilişkilerinin özüne gönderilen ince iletiler içerirken, oyun gündelik yaşamın zorlukları içerisinde yok olmuş benliklerden de çarpıcı manzaralar içeriyor. Yetinmiyor, yok olmuş benliklerden çarpıcı manzaralar sunarken, giderek Josef karakterinde Marx’ın görüşlerine, Rusya’daki devrimle uygulama olanağı bulmuş olan sosyalist düzenin bize öğrettiklerine; sosyalizmin kişilerin, grupların, siyasi partilerin ya da sınıfların kendi istekleriyle gerçekleştirebilecekleri bir toplumsal düzen olmadığını anlatmaya dek uzanıyor.

    İnsanın yığınlaşması
    İzleyici, “Mutlu Yıllar”ı seyrederken, bu güne değin gelişen insan hakları çerçevesinde yaşama hakkı, mülkiyet hakkı, sosyal haklar ve üçüncül haklar denilen özgürlük alanlarımızın genişlemesine karşın, insanın gene de “yığın” olmaktan kurtulamadığını düşünüyor. Esasında modern dünya ve kapitalist toplumlar içinde dahi bu gerçek değişmiyor. Tüketim toplumu, her ne kadar bireye indirgenen modelleri satışa çıkartarak insanlara kendilerini (güya) özel hissettirmeye çalışsa da, durum pek öyle olmuyor.

    Kuşatılmış dünyada Josef ile Maria
    Modern insan, birey olma çabasına rağmen yaşamın hızı karşısında “tek tip” insan olma durumunda. Kuşatılmış dünyamızda her ne yaparsanız yapın kaçırdıklarımız elde ettiklerimizden mutlaka daha fazla. Yaşam, bir mutluluk şarkısı mı, yoksa hinoğluhin bir gülüş mü, acı dolu bir kahkaha mı? Bilinmiyor. Oysa “Mutlu Yıllar”, seyircisine bütün bunları süzgeçten geçirme olanağı vermekte. Keskin bir dil, şok edici, sarsıcı tablolar… Sermayenin büyümesiyle birlikte gelişen tüketim toplumuna kıyasıya eleştirel bir yaklaşım...

    Kuntay’ın çeviri, Berksoy’un yorumu ve yaratıcı kadro
    Oyunu Hale Kuntay mükemmel bir sahne diliyle Türkçe’mize kazandırmış. Oyunu sahneye taşıyan Zeliha Berksoy’u bu çalışmasında ne yalan söyleyeyim, başkalarından aldığı ya da esin yoluyla başkalarına verdiği yeteneği keşfetme gücünü ve sevinci kendi eserine katan aşığa benzettim. Zeliha Berksoy, oyundaki paydaş kişilerle “şeyleri” bir araya getirmiş ve onların aracılığıyla gene onların yeteneklerini, kişiliklerini harekete geçirip bölüştürerek işi kotarmış. Barış Dinçel, dekor tasarımını yaparken gene yorumlama yeteneğini konuşturmuş. Hipermarket deposunun özelliklerinin tümünü minik ayrıntılarına kadar küçücük Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde uygulamış. Başak Özdoğan Pirim, anlamsal değeri olan kostümler çizmiş.
    Bütün bunların dışında, Serdal Ece’nin ışık düzeninin hiç mi hiç sanatsal boyutu olmadığını, ışığın oyun üzerindeki etkisini sağlayamadığı gibi, insan üzerindeki duygusal gelişmeleri de öne çıkaramadığını üzülsem de üzülerek söylemeliyim.

    Oyuncular
    Bütün bunların dışında, “Mutlu Yıllar”da izlenilmeleri keyif veren iki usta oyuncu rol almakta: Tamer Levent ve Bilge Şen. Tamer Levent, gövdesi ve ruhunun paralelinde, iç aksiyonu ve dışa dönük hareketleri arasında hiçbir uyumsuzluk yaratmadan oyunu tamamlıyor. Akordu tam bir enstrüman gibi Tamer Levent. Josef ile genel bir duygusal bağ kurmuş, incelikli bir eleştirmen gibi Josef’i didik didik etmiş. Fevkalade bilinçli bir yaklaşımla Josef’in duygu derinliklerindeki yolları bulmuş. “Uyan artık uykudan uyan/uyan esirler dünyası/zulme karşı hıncımız volkan/kavgamız ölüm kavgası/mazi ta kökünden silinsin/biz başka alem isteriz/bizi hiçe sayanlar bilsin/bundan sonra her şey biziz…” diye Enternasyonal’i söylerken, marşa kattığı heyecan unutulur gibi değil. Josef’i didiklerken, incelemelerini sadece zihinsel birer süreç olarak almamış. Başkaca pek çok öğeyi, yeteneğini, oyunculuk kapasitesini, niteliklerini işin içine katmış.
    “Katmak” deyince, Bilge Şen’in Maria’ya kattığı tüm coşkusal tutkuların denenmişliğin bileşimi olduğunu; çeşitli ve birbirinden farklı duyguların, deneyimlerin, durumların toplamından oluştuğu konusunda elini kaldıranla iddiaya girmek isterim. Bilge Şen’in bu bileşiminin sadece sayıları fazla değil, işin içinde başka olgular da var. Öncelikle çelişiklik! Bana sorarsanız (isterseniz sormayın, siz bilirsiniz), Bilge Şen’in bu çelişikliği vermedeki ifade gücünü görmek için bile izlenebilir “Mutlu Yıllar”. Bilge Şen’in nefreti, hayranlığı, kayıtsızlığı, kapılmışlığı, bezginliği, utangaçlığı ve yüzsüzlüğü seyirciye iletmesindeki, bir başka anlamda insancıl tutkuları bir boncuk yığını haline getirmesindeki ustalık gerçekten görülmeye değer diyorum.
    Kim demiş?
    Kısacık rolünde Ali Barışık’ın başarısını da elbette görmezden gelmiyorum.
    Üstün Akmen
    www.evrensel.net