Okullarda şiddet

Son günlerde şiddet olayları sıklıkla kitle iletişim araçlarında yer almakta.


Son günlerde şiddet olayları sıklıkla kitle iletişim araçlarında yer almakta. Akdeniz Üniversitesi’ndeki silahlı saldırı, İstanbul’daki bir ilköğretim okulunda ‘sınıf disiplinini sağlama ve eğitim amaçlı’ fiziksel şiddet, Manisa’daki bir ilköğretim okulunda öğrencilerin kavgası ve bıçaklı yaralama...bunlardan sadece birkaçı...
Eğitimde şiddeti ortaya çıkaran koşulları kültürel, ekonomik, siyasal, toplumsal, psikolojik gibi geniş bir perspektiften ele almak gerekir. Kapitalist toplumlarda eğitim kurumları, toplumsal sınıflar ve siyasal iktidarların kendi çıkarlarına uygun olarak dünya görüşlerini, değerlerini genç kuşaklara aktarmaya çalıştıkları kurumlardır. Cumhuriyet döneminde milliyetçi temelli kültür, 1980 sonrası yerini Türk-İslam kültürüne bırakmış ve devlet eliyle yaygınlaştırılmıştır. Günümüzde yükselen milliyetçi ve muhafazakar hareketlerden güç alan eğitim, egemen ırksal ve dinsel kültürle özdeşleşemeyen bireyleri reddetmektedir. Şiddet fiziksel olabileceği gibi sözel olmayan davranışlarla; duygusal, cinsel, etnik ya da dinsel mesajlarla tek tek bireyler kadar egemen kültür dışında kalan kimliklere de uygulanabilmektedir. Eğitimin temel bir hak olmaktan çıkarılarak parayla alınıp satılabilen bir metaya dönüşmesi hizmetlere ulaşmada eşitsizliklere yol açmıştır. İnsanların öğrenmelerini engelleyen her durum şiddet olarak tanımlanabilir. Okuma-yazma öğretilmemesi, yeterli eğitim olanaklarının sunulmaması, küçük yaşlarda çalışma yaşamına girerek eğitimden uzaklaşma, dinsel, etnik ve cinsel kimliği nedeniyle öğrenme süreçlerinden dışlanma gibi...
Öğretmen ve öğrencilerin birbirleriyle rekabet ettirilmesi, öğretmenlerin sözleşmeli, ücretli, vekil, uzman, başöğretmen gibi farklı istihdam biçimleri ile çalıştırılarak rekabete tabi tutulmaları, esnek çalışma modellerinin uygulanarak belirsiz süre çalışmasını sağlayan TKY uygulamaları, düşük ücretle çalıştırma gibi koşullarla her geçen gün şiddet yaygınlaştırılmakta ve kitle iletişim araçlarıyla olağanlaştırılma, meşrulaştırma, gündelik yaşamın bir parçası haline getirme, duyarsızlaştırma sağlanmaktadır.
Okullarda şiddetin önlenmesi ile ilgili sadece fiziksel şiddet akla gelmekte, okul polisi, okul kameraları ve özel güvenlik ile önlem alınmaya çalışılmaktadır. Okulda üniformalı ya da sivil polisin varlığı, hiçbir etki söz konusu olmasa bile çağrışım yoluyla şiddete yol açmaktadır. Gelip geçici pansumanlar yerine hastalık üreten kapitalist sistem ortadan kaldırılmalıdır. Hepimize kolay gelsin!..
Serkan Çankaya-Rehber
Öğretmen (MANİSA)
www.evrensel.net