Görünen her zaman gerçek değildir

Karşı tepelerden, ilk önce Spil’in zirvesine düştü güneş ışıkları; çamlar, çimenler, çiçekler ve dağ, ışıl ışıl bir aydınlık içinde kaldı. Sonra ışıklar dağın eteklerindeki şehrin üstüne düştü.


Karşı tepelerden, ilk önce Spil’in zirvesine düştü güneş ışıkları; çamlar, çimenler, çiçekler ve dağ, ışıl ışıl bir aydınlık içinde kaldı. Sonra ışıklar dağın eteklerindeki şehrin üstüne düştü. Uyandı uykusundan şehir. Kuş seslerine insan sesinin yanında motor sesleri karıştı. Sessizlik harekete bıraktı yerini.
Gündelik yaşam, geçmişi ve geleceği bastırıp yaşamın sorunlarını şu anına bıraktı yerini. Dağın eteklerindeki şehrin girişinden çıkışına kadar bütün caddeler ve sokaklar renk renk, boy boy lalelerle süslendi. Beynimize güzel duygular olarak yansısa da, Patrona Halil de geldi aklımıza. Görüntü her zaman gerçek değildir, yanıltır bazen. Görünen ve yaşanan arasında bir çelişki varsa, çözümü mücadeledir.
Hayal ve gerçek zaman zaman birbirine girip bizi yanıltır. Şehrin varoşlarına yerleşen, toprağın artık doyuramadığı insanların büyük hayallerle gelip gerçek yaşamla tanışmaları gibi... Mutluluğun ve güvenli geleceğin umuduyla gelip patronla, taşeronla karşılaşıp, umutsuzluğa düşmeleri gibi...
Kimsenin onları bu durumdan kurtaramamasının çaresizliği, aşağılanmanın, sıkıntıların bir mengene olarak boyunlarına sarılması gibi... Gerçek hayalin yerini almıştır burada.
Ama bu şehirde gerçek, sokaklardan ve caddelerden bize yansıyan çiçek görüntülerinin arkasında kaybolup gitmiştir. Bakmak yetmez, bazen baktığımızın arkasındaki gerçeği görmekle, gördüğümüzü algılayıp yorumlamakla buluruz gerçeği.
Doğa bir bütündür. Şehir de öyle... Sadece parçaya bakmak yetmez. Parçayı bütünle, laleyi insanla, insanların mutluluğuyla birleştirmek gerekir.
Bunca yoksulluk, işsizlik, yalnızlık, yabancılık, bunca adaletsizlik ve eşitsizlik varken, bir haftalık ömrü olan o güzel çiçeklerin şehrin her yerini süslemesi ne kadar anlamlı?..
Bir şehir... Bizim şehrimiz Manisa... Varoşları dolduran insanları laleler gibi düşünmediğimizde gerçeği kavrayamayacağız. Onların yaşamını cehenneme çeviren işsizlik, yoksulluk ve sıkıntıları çözüme kavuşturmadan bu şehri ne kader süslersek süsleyelim, sorunun gerçeğini kavrayamayız.
Şehri süsleyen lalelerin güzelliğini kim inkar edebilir? Onların bize verdiği mutluluğu... Ama mutluluk yaşam tarafından bize yansıtılamıyorsa bu gerçek bir mutluluk olamaz. Yaşamı da ortak paylaşıyorsak, o zaman gerçek mutluluk olacak. Doğadaki gerçek yaşamın kaynağı güneş ışınları, insan için de aydınlık bilgidir. İnsan, bilinçle silahlandığı ölçüde kendini de yaşadığı şehri de mutlu edecektir.
Bektaş Kılınç (MANİSA)
www.evrensel.net