Tek seçeneğimiz barış ve kardeşlik

Kıbrıs İşçi Sendikaları Genel Sekreteri ve Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL) milletvekili Pabis Kiricis, Kıbrıs’ta yaşanan gelişmeler hakkında EVRENSEL’in sorularını yanıtladı


Kıbrıs İşçi Sendikaları Genel Sekreteri ve Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL) milletvekili Pabis Kiricis, Kıbrıs’ta yaşanan gelişmeler hakkında
EVRENSEL’in sorularını yanıtladı.

Dimitris Hristofyas’ın başkan seçilmesi Kıbrıs sorununun çözümü için yeni beklentiler yaratırken, her iki taraftan olumlu bir atmosferin oluştuğu ve çözüme doğru ciddi adımların atılacağı doğrultusunda açıklamalar yapıldı. Gerçekten çözümü mümkün görüyor musunuz?
Dimitris Hristofyas’ın seçimleri kazanarak başkan seçilmesi umutları tazeledi. Bu hem Türk tarafı hem Rum tarafı için geçerli. Her iki kesimden sol hareketin geçmişten gelen bir sürü olumlu ilişkileri var. Bu ilişkilerin iyi niyet ortamını doğuracağına ve dolayısıyla da çözüm için samimi adımların atılacağına inanıyorum. Söz konusu kesimler hiçbir zaman ne şiddet kullandı ne de şiddetten yana oldu. Hristofyas’a her iki kesimden de güven var. Ancak şunu da belirtmekte yarar var: Kıbrıs sorununun özü iyi niyet sorunu değildir. Yani şimdiye kadar çözülmemesinin nedeni iyi niyetli yaklaşımların olmamasından kaynaklanmıyor. Şimdiye kadar ne zaman çözüm önerileri ya da çabaları gündeme geldiyse hep dış müdahalelere maruz kalındı. Türkiye’nin adada 40 bin askeri var ve kuzey kesimi ekonomik, politik, askeri vb. her alanda Türkiye’ye bağlı. İngiltere’nin de üssü var. Ben Hristofyas’ın elinden geleni yapacağına inanıyorum. Ama sorunu yalnız başına çözemeyeceği de bir gerçek. Bir çözüm isteniyorsa hem Türkiye hem diğer ülkeler engel olma tutumundan vazgeçmelidirler. Dış güçlerin değil Kıbrıs halkının beklentilerine cevap veren bir çözüm olmalıdır.

Görünen o ki engel olan taraflar bu tutumlarında ısrar edecekler. Hristofyas’a engel olmayacaklar mı?
Sözde soğuk savaş dönemi kapanmış bulunuyor. Herkes barış istediğini söylüyor. Her iki toplumun anlaşmasına yardımcı olacak Birleşmiş Milletler (BM) kararları ve bir dizi anlaşmalar var. Biz sorunun çözümü için çaba harcayacak ve iki toplumlu federasyonu gerçekleştirerek ülkemizi birleştireceğiz. Ne garantörleri istiyoruz ne de korumacılara ihtiyacımız var. Peki bu mümkün mü? Biz mücadeleyle mümkün olacağına inanıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı Kıbrıs’ı ziyaret ettiler ve barış olsa bile asker kalacak dediler. Türkiye’nin güvenliğiyle Kıbrıs sorununu gene bütünleştirdiler. Oluşan olumlu havanın önüne geçilmiş olmadı mı? Bu ziyaretleri rutin ziyaretler olarak değerlendirmek herhalde yanılgı olur....
Bu tutum ve davranışlar bizi üzmekle kalmıyor aynı zamanda karamsarlığı da beraberinde getiriyor. Yani çözümsüzlüğü dayatmak ve oluşan olumlu ortamı baltalamaktan başka bir işe yaramıyor. Hem Türklerin hem Rum halkının yararına olan barış ve kardeşliktir. Güven ortamı içinde birlikte yaşamaktır. Militarist tutumlar bir ülkenin gerçek gücünü göstermez tersine, geriye doğru bir tutum ve gericilik anlamına gelir. Militarizm kesinlikle modern toplumları ifade eden bir şey değil.

Gerek Türkiyeli gerekse Kıbrıs Türk toplumu yetkilileri Annan Planı’nı reddedenlerin Rumlar olduğunu, Kıbrıs Türk toplumu çözümden yana tutum alırken Rumların bunu reddettiğini her defasında ve her fırsatta dile getiriyorlar......
Biz çözümü değil Annan Planı’nı reddettik. Annan Planı’nı reddetmek çözümü reddetmek değildir. Annan Planı iki toplumun üzerinde anlaştıkları, birlikte tartışarak karar verdikleri bir plan değildi. Hakemler hazırladı ve taraflara sundu. Ancak plan çok ciddi bir biçimde yabancı çıkarlara uyarlandı ve müdahaleler yapıldı. Kıbrıs’ın stratejik olarak coğrafi önemini göz önünde bulunduranlar müdahale ettiler. Yani plan emperyalist ülkelerin satranç tahtasındaki çıkarlarına göre şekillendirilmişti. Planın kabul edilmemesinin nedeni bu gerçeklerdir. Yani Rum halkı bu planla adil bir barış sağlanacağına inandırılamadı. Şimdi önümüzdeki sürece bakmalıyız. Demokratik bir referandum oldu ve Rum halkı reddetti planı. Sorun şu veya bu plan değil. Sorun her iki halkı birleştiren ve onların isteklerinin bir ürünü olan bir çözümü gerçekleştirmektir.
Bizim izlenimlerimiz bunu başaracağımız doğrultusunda. Talat ve Hristofyas’ın dostluğa dayanan bir ilişkileri var. Çalışma komitelerinin görüşmeleri ve çalışmaları devam ediyor. Şimdiye kadar kapalı olan Lokmacı kapısı açıldı.
İyi niyet sınırlarını zorlayacak sorunlar var ama. Mal, mülk, göçmen sorunları, askerin çekilmesi vb.
Evet bu nedenle gerçekçi olmak gerektiğini de biliyoruz. Bir çok sorunda Türk tarafının izleyeceği politikalara ilişkin duyumlarımız var. Eğer gerçekten bu duyumlarımız doğruysa ve Türk tarafı diretirse ciddi sorunlar var demektir. Her iki tarafta çözüm isteyen yönetimlerin işbaşında olması şimdilik en büyük avantaj durumunda.

Türkiye-AB ilişkilerinde Kıbrıs Rum kesimi olarak nasıl bir politika izleyeceksiniz?
Biz Türkiye’nin AB’ye girmesini arzuluyoruz. Bunun ilişkilerde olumlu bir rol oynayacağını düşünüyoruz. (Atina/EVRENSEL)

Kaderimiz ortak

Türkiye halkına iletmek istediğiniz bir şey var mı?
Biz Kıbrıs’ın ilerici güçleri olarak her zaman kendimizi Türk halkının yanında gördük ve bu yönde de hareket ettik. Çünkü biliyoruz ki kaderimiz ortak ve çıkarlarımız birbirine bağlı. Milliyetçi ve düşmanca tutumlar ileri adımların atılmasına engel oldu. Siz Türk milliyetçiliğinden ne kadar çektiyseniz biz de Rum milliyetçiliğinden çektik. Kıbrıs’ın her iki toplumu da “ulusal çıkar stratejilerinden” dolayı çok zorluklara katlanmak zorunda kaldılar ve bu yöndeki propagandalara hedef oldular. Ancak barış ve kardeşlik dışında bir seçeneğimizin olmadığını anlamamızın zamanı gelmiş bulunuyor. Barış ve kardeşliği egemen kılarsak gelecek günler aydınlık olur. Emperyalist çıkar politikalarından uzak ve onlardan bağımsız bir kardeşlik politikası ile sorunları çözmek mümkündür.
Seyit Aldoğan
www.evrensel.net