GERÇEK

  • Ülkenin Tarım Bakanı, ucuz pirinç kuyruğuna girenleri eleştiriyor. “Birkaç gün pirinç yerine bulgur yenirse, pirinç alınmazsa pirinç fiyatlarının düşeceğini” iddia ediyor.


    Ülkenin Tarım Bakanı, ucuz pirinç kuyruğuna girenleri eleştiriyor. “Birkaç gün pirinç yerine bulgur yenirse, pirinç alınmazsa pirinç fiyatlarının düşeceğini” iddia ediyor. Sanki devri iktidarlarında, “Bak bizim devrimizde enflasyon var mı, eskisi gibi mi” diye böbürlenirken bulgura bir yılda yüzde 70-80 zam gelmemiş gibi! Aynı bakan şimdi “kuraklık”tan da yakınıyor. Ama aynı Tarım Bakanı geçen yıl; herkes kuraklıktan söz ederken, Türkiye’nin kuraklık sorunu olmadığını söylüyor; kişi başına düşen tatlı su miktarı rakamlarıyla, bu dünyada yaşamıyor gibi konuşuyordu. Şimdi de Türkiye’de yaşamıyor gibi, birkaç gün pirinç alınmazsa fiyatların düşeceğinden söz ediyor. Aynı mantığı yürütürsek; birkaç gün benzin alınmazsa petrol fiyatları; birkaç gün su kullanılmazsa su fiyatları, birkaç gün telefon kullanılmazsa telefon fiyatları düşer! Böylece devran sürer gider mi?
    Sistemin has savunucusu profesör titri taşıyan televole iktisatçıları da bu sefer fikir ayrılığına düşmüşler. Laf cambazlığı ile içine düştükleri cehalet çukurunun üstünü örtmeye çalışıyorlar. Bir fikir birlikleri, devletin piyasaya müdahale etmesi, “stokları” kullanması! Ama, dediklerine göre son 20 yılda bu stoklar giderek düşmüş ve etkisiz hale gelmiş! Yoksul ülkelerdeki ayaklanmalar ve talanlar için; “Gelirin yüzde 70’ini gıdaya ayıran o adamlar dağılır yahu” diyorlar. Ama kimisi; “Canım bunlarınki ilkellikten oluyor; bizde kuyruğa girenleri de cahil cühela kalabalıklar. Canım fiyatlar aratacak diye kuyruğa girilir mi? İngilizler birkaç malda fiyatlar artıyor diye mağazalarda kuyruğa mı giriyor?” diye efeleniyor. Ama içlerinden en liberal olanı, “Yok canım onlar da girerdi kuyruğa. İnsan insandır” diye “bilgece” bir genelleme yapıyor: “Onlar da girer onlar da; her yerde insan insandır!”
    Bunlar değil miydi yıllardır; devletin piyasaya müdahalesinin “ekonomik akla” aykırı olduğunu öne sürenler; insanların kendiliğinden “toplumsal çıkara hizmet edeceği”nin felsefesini yapanlar?
    Bakanıyla profesörüyle düzenin, sistemin savunucuları aynı çukurda buluşmaktadır.
    Şimdi hükümet ve yandaşları, spekülatörlere meydan okuyorlar; “130 bin ton pirinç ithal edelim de görsünler bakalım fiyat artırmak neymiş!” diye. Bunun için TMO’ya, gümrük vergisi olmadan ithalat için yetki verilmiş!
    Peki bu spekülatör dedikleri; daha mart ayında devletin elindeki pirinci bugünkünün yarı fiyatıyla verdikleri, tüccarlar; anlı şanlı ihracatçı ve ithalatçılar değil midir?
    Bilinmez kişiler midir ki; sanki bir gizli spekülatörler örgütünden söz eder gibi konuşuyor yetkili zevat!
    Sadece pirinç için mi? Buğday için, mısır, ayçiçeği yağı için, fasulye için; soya için akla gelecek tüm diğer “fiyatı arttı” denilen mallar için aynı soru geçerlidir. Bu malların ticaretini yapanlar; devletten aldıkları kredilerle stok yapanlar, ihracat yapacağız diye stoka çalışanlar, kaç kişidir ve bilinmez kişiler midir?
    Bunların 77 kişi olduğu söyleniyor. Belki birkaç fazla birkaç azdır ama işte o kadardır. Muhtemeldir ki, bunların çoğu da her gün bakanlarla, vekillerle yiyip içiyor, oturup kalkıyorlar. Ama yetkililer, sanki spekülasyon bu kişilerden bağımsız olarak kendiliğinden oluyor; mistik bir güç piyasayı yönetiyormuş gibi konuşuyorlar.
    Elbette ki, spekülatörlük insanlık suçudur, halk düşmanlığıdır! Ama daha büyük suç, spekülatörlerin düzenini savunmak; onların çıkarı üstünden biçimlenmiş ekonomik politikaların herkesin çıkarına olduğunu öne sürmektir. Bu yüzden de bu halk düşmanlığı düzenini savunanlar, bunu da halktan oy alarak yapanlar için burada söylenecek söz kalamamaktadır.
    Krizler, elbette emekçilere de büyük sıkıntılar getirir. Ama, aynı zamanda olağan zamanlarda “ekonomik yasalar”, “piyasa kuralları”, “ticaret gereği” gibi görünen pek çok şeyin içyüzünü gösterir. O piyasa denilen mekanizmanın çarklarının, spekülatörlerin ekonominin kumarbazlarının düzeni olduğu görülür.
    İşte bugün uç veren kuyruklar, başka ülkelerdeki ayaklanmalar, yapılan tartışmalar; ihracat, ithalat dalavereleri hükümetlerin ne işe yaradığı, kime hizmet için var oldukları çok daha açıkça görülür.
    Bugün en önemli görevlerden birisi de budur: Bize adil, gerekli ve herkes için fırsatlar düzeni olarak yutturulan düzenin içyüzünü göstermektir.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net