Emlakdere’ye yıkım ve ceza

Manisa’ya 8 km uzaklıktaki Emlakdere köylüleri, otuz yılı aşkındır oturdukları evlerinden, alanın orman arazisi olduğu gerekçesiyle çıkarılmak isteniyor.


Manisa’ya 8 km uzaklıktaki Emlakdere köylüleri, otuz yılı aşkındır oturdukları evlerinden, alanın orman arazisi olduğu gerekçesiyle çıkarılmak isteniyor. 240 haneli 750 nüfuslu köyde köylüler, hem evlerinin boşaltılması ve yıkım kararıyla hem de orman alanını işgal ettikleri gerekçesiyle hane başına kesilen 400 ila 1.500 YTL arasında değişen cezalarla mağdur edilmiş durumda.

Tarlalarına yakın olmak için 1972 yılından itibaren yukarı mahalleden şu an bulundukları yerlere taşındıklarını belirten Muhtar Kadir Kocabıyık, “Buralar o zamanlar Hazine arazisiydi. Daha sonra Orman İşletmesi’yle Hazine mahkemelik olmuş ve mahkemeyi Orman İşletmesi kazanmış. Ama gördüğünüz gibi yıkılma kararı verilen evlerin bulunduğu yerlerde orman yok, orman vasfını yitirmiş” diyor. Mağduriyetlerinin giderilmesi için 2001’de orman kadastrosu istediklerini belirten Kocabıyık, köylülerden 10’ar milyon lira toplayarak bu çalışmanın yapıldığını belirtiyor. 1.5 ay süren kadastro çalışmalarının sonucunda köylülere bilgi verilmediğini belirten Kocabıyık, “Biz bu yapılanlardan dolayı haksızlığa uğradık. Yeniden kadastro çalışmasının yapılmasını talep ediyoruz” dedi.
Geçtiğimiz günlerde köy meydanında toplanarak yıkım kararını protesto eden köylüler adına konuşan Semih Zeybek, Emlakdere’nin siyasilerin elinde oyuncak olduğunu belirterek, “Köyümüz ve köylülerimiz, siyasi ikiyüzlülükle karşı karşıyadır. Köyümüzdeki evlerde su, elektrik ve telefon abonelikleri var. Bu abonelikleri veren devlet daha sonra ‘burası ormanlık alan hem cezayı ödeyin hem de evleri boşaltın’ diyor. Bu durumun ortadan kaldırılması için başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Manisa milletvekillerine mektuplar yazdık. Ancak hepsi bize kulaklarını tıkadı. Yıkım gündeme geldiğinden beri birçok kişi rahatsızlandı. Son olarak evlerin işaretlenmesiyle halkın üzerinde psikolojik baskı kuruldu” dedi.
Evlerinin çevresindeki zeytin ağaçlarını kendilerinin diktiğini söyleyen 43 yaşındaki işçi Nihat Zeybek, kendi evine de yıkım kararı ve para cezası çıktığını belirterek, “1982 yılında evimi yaptım, o zaman neden yaptırdılar? Bize deselerdi ki ‘yapmayın’ diye, yapmazdık. Görüyorsunuz, yıkım kararı olan evlerin olduğu yerde bir tek çam bile yok. Bunun neresi orman? Çevremizdeki taş ocakları dağları yıkıyor, ona ses çıkaran yok ama bizim evler göze batıyor, yıkıyorlar” dedi.
Psikolojimiz bozuldu
“Daha önce çiftçiydik, topraklarımız gasp edildikten sonra kaldırımcı olduk” diye tepki gösteren 59 yaşındaki çiftçi Mustafa Ulusoy da evini 1978 yılında yapmış. Ormanı köylülerin koruduğunu, orman olmazsa kendilerinin de yaşayamayacağını belirten Ulusoy, kararın düzeltilmesini isteyerek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bakın bu işaretler yıkılacak evler. Bundan dolayı köy olarak hepimizin psikolojisi bozuldu. Evlerimiz yıkılırsa biz nereye gideceğiz? Bize yer gösteren de yok. Tarlalarımız da organize sanayi tarafından kamulaştırıldı. Bu ormanları koruyan biziz, Orman Dairesi korumuyor. Geçen yıl buralarda çıkan yangınları kimin çıkardığını biliyoruz. Yangını gariban bir çobanın üstüne yıktılar.”
Manisa Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileri ise yıkım kararının 2005’te kesinleştiğini, kararı uygulayacaklarını belirtiyorlar. (Manisa/EVRENSEL)

Ormanı taş ocakları, tarlalarımızı sanayi yok ediyor

Tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan Emlakdere köylüleri, tarlalarının Organize Sanayi Bölgesi için çok düşük fiyata kamulaştırılmasından ve çevredeki taş ocaklarından zarar gördüklerini, mağdur edildiklerini dile getiriyorlar. Ormanları gözleri gibi koruduklarını belirten köylüler, ‘Taş ocaklarının ormanı, sanayi tesislerinin de tarım arazilerimizi yok ettiğini özellikler yazın’ diyorlar. Patlamalar nedeniyle evlerinde güven içinde oturamadıklarını belirten Muhtar Kadir Kocabıyık, taş ocağını şikayet ettiklerini, bunun sonucunda bir hafta kapatıldığını sonra yeniden açıldığını söylüyor. Kocabıyık, “Bize 70-80 dönüm yeri çok görenler, taş ocaklarının tahrip ettiği 700-800 dönümlük araziyi görmüyorlar. Biz çevremizi ağaçlandırırken, şirketler doğayı, ormanları tahrip etmeye devam ediyorlar” dedi.
Mustafa Çeker
www.evrensel.net