ROJEV

  • İşçi sınıfının uluslararası birlik dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs yaklaşıyor


    İşçi sınıfının uluslararası birlik dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs yaklaşıyor.
    Ancak emeğin bayramı yaklaştıkça, işçi sınıfında mücadele dinamikleri açığa çıktıkça, sermaye cephesinde telaş artmış, entrikalar başlamış bulunuyor.
    AKP’nin sendikalara önerdiği “Taksimi bırak, tatili” al denebilecek pazarlık girişimi de bu kapsamda değerlendirilmelidir.
    Bir yandan saldırılarda gemi azıya almış AKP hükümetinin numaraları, bir yandan patron örgütlerinin istikrar çağrıları eşliğinde sınıfa yönelik tehditleri, diğer tarafta medya üzerinden süren yalan yanlış propaganda, demagoji ve karalama kampanyasıyla ortalık toz duman durumda.
    Böylesi zamanlarda, ayrıntılara, ortaya atılan tartışmalara takılmadan, kendi gündeminde ısrar etmek, sınıf örgütleri bakımından hayati derecede önemlidir.
    SSGSS yasasına karşı ortaya çıkan işçi ve emekçi tepkisinin gelişip güçlenmesinden, işçi ve halk hareketi olarak ilerlemesinden korkan AKP hükümeti sendikaları bölüp parçalamak için yeni atraksiyonlar denerken, İstanbul valisi üzerinden devletin sopasını sallamaya, meclis üzerinden de ‘demokrasicilik’ oynamaya çalıştığı görülmelidir.
    Zira burjuva gerici cephe, ırkçı ve şoven güçler, 1 Mayıs’ı gerilimle, kaos ve kargaşayla, bölücülük ve terörizmle eş göstermek için tüm olanaklarını seferber etmiş bulunuyorlar. SKY TÜRK isimli televizyon kanalında Çarşamba akşamı yayınlanan ‘Saynur Tezel’le bugün’ programı, başlatılan yalan kampanyasının işaret fişeği gibiydi. İşçi sınıfının, birlik, dayanışma ve mücadele günü, emeğin bayramı olan ve tüm dünyada kutlanan 1 Mayıs, Türkiye’de hala işçi ve işçilere karşı bir saldırı günü olarak değerlendirilmekte, emek ve demokrasi güçlerini karalama, sınıfı suçlama malzemesi olarak ele alınmaktadır.
    Emek ve demokrasi düşmanı güçler her 1 Mayıs yaklaştığında, ellerinde avuçlarında ne varsa, arşivlerinde ne gizliyse orta yere sermekte, çarpıtarak ortalığı velveleye vermekte, korku ve panik yaratarak, sınıfı ve emekçileri dağıtmayı amaçlamaktadırlar.
    Bu yıl buna daha çok ihtiyaçları var.
    Çünkü, bu yılın başından itibaren Bölge’de barış talepleriyle başlayan, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nde sömürü ve baskıya karşı özgürlük ve barış talepleriyle güçlenen, 21 Mart’ta, Newroz kutlamalarında milyonların alana çıkmasıyla süren, hunharca saldırılara ve 4 Kürt emekçisinin öldürülmesine rağmen devam eden, gençliğin yükselen mücadelesinin 1 Mayıs’a taşınmasından korkuyorlar.
    Kürt ve Türk işçi ve emekçilerinin, ezilen ve sömürülen tüm Türkiye halklarının giderek artan birliği, mücadelesi, dayanışma isteği ve barış taleplerinin ortaklaşması, sermaye cephesini ve onların iki yüzlü hükümetini ve partilerini tedirgin ediyor.
    SSGSS yasası karşısında Türkiye’nin dört bir yanına yayılan mücadele, bazı sorunlara rağmen Emek Platformu’nun yeniden harekete geçmiş olması, sendikalar arasında sağlanan mücadele birliği, tabanda büyüyen ortak mücadele isteği ve daha bir çok olumlu gelişme, egemen güçleri ve onların hükümetini kara kara düşündürüyor.
    Dünyayı saran ekonomik kriz, açlık, işsizlik, sefalet ve baskıya karşı işçi ve emekçilerin üretim ve hizmet alanlarından başlayarak büyüyecek direnişi onları derin derin düşündürüyor.
    Bu gerçekleri gören sermaye cephesi ve onların hükümeti AKP, 1 Mayısı, işçi ve emekçilerin hak ve özgürlük mücadelesinden, sınıf taleplerinden, sendika, sigorta, insanca yaşam mücadelesinden, barış ve demokrasi taleplerinden kopararak, alan fetişizmine kurban etme çabasındadır.
    AKP sendikaları böylesi bir alana çekmek, buradan bir tartışma yaratmak, oyalamak ve güçleri bölmek istemektedir.
    1 Mayıs kutlamaları her şeyden önce üretim ve hizmet birimleri üzerinden örgütlenmelidir. Fabrikalar ve işyerlerinden başlayan, sınıfın üretimden, emekçilerin hizmetten gelen gücü ortaya çıkmalı, somut talepler üzerinden yükselen bir kutlama hazırlığına girilmelidir. Türkiye’nin demokratikleşmesi, laiklik sorunu, halk için ekonomi kapsamındaki talepleri kapsayacak güçlü bir harekete dönüştürmenin çabası içinde olunursa, kutlamalar amacına hizmet etmiş olacaktır.
    Diğer tartışmalar buna bağlı olarak, bu durumu güçlendirmek için değerlendirilmelidir.
    Taksim’de kutlama, 1 Mayıs’ın emeğin bayramı olarak resmi tatil olması mücadelesi buradan sürdürülebilirse gerçekleşebilir.
    Ender İmrek
    www.evrensel.net