Çay sorunu çözülmezse göç başlar

Çay üretimi denince akla Karadeniz gelir. Gürcistan sınırından Ordu’nun Fatsa ilçesine kadar kıyıdan yer yer 30 km içlere kadar ulaşan çay üretimi, bölgenin ana geçim kaynaklarından biri olmaya devam ediyor.


Çay üretimi denince akla Karadeniz gelir. Gürcistan sınırından Ordu’nun Fatsa ilçesine kadar kıyıdan yer yer 30 km içlere kadar ulaşan çay üretimi, bölgenin ana geçim kaynaklarından biri olmaya devam ediyor. Tarım sektöründe bir çok üründe olduğu gibi çay üreticisi de bugüne kadar uygulanan tarım politikaları ile artık çaydan umudunu kesmiş durumda. Çay üretimi ile geçimini sağlayan 200 bini aşkın çay üreticisi çay politikasında değişim olmazsa göçle karşı karşıya bulunuyor. Özel çay fabrikalarının, emeklerinin karşılığını zamanında vermemeleri üreticileri büyük sıkıntılara sokuyor. AKP’nin seçim öncesinde kendilerine bir çok vaatle geldiğini söyleyen çay üreticileri, oylarını bu vaatlerin yerine getirilmesi için AKP’ye verdiklerini, fakat yalnız kaldıklarını belirtiyorlar.
Ürün maliyetleri her geçen gün artan üreticiler, taban fiyat ve üretim kotası nedeniyle ürünün kalitesinin de düştüğüne dikkat çekiyor. Taban fiyatlarının açıklamasını bekleyen üreticiler Rize Ziraat Odası’nın açıkladığı en az 1.10 YTL olması gereken çay bedelini iyimser bir rakam olarak değerlendirirken, kota uygulaması nedeniyle ürünlerinin büyük bölümünü özel firmalara satmak zorunda olduklarını ve çoğu zaman bunun karşılığını bile alamadıklarını belirtiyor. Üreticiler ÇAYKUR’un özelleştirilmesine de karşı çıkıyor.
Taban fiyatı gübreyi karşılamıyor
Görüştüğümüz çay üreticilerinden Halim Hilmi Kartal, gübre fiyatlarının çok pahalı olmasından yakınıyor. Gübreyi 850-900 YTL’den aldıklarını, çayın taban fiyatının ise bu masrafı bile karşılamaz durumda olduğuna dikkat çeken Kartal, çayın toplanması ve teslim edilme yöntemlerinin de değiştiğine dikkat çekti. Eskiden alım yerlerinde çayın kalitesinin kontrol edildiğini, şimdi ise fabrikaların ne varsa aldığını söyleyen Kartal, bu nedenle çayın kalitesinin de düştüğünü belirtti. Özel fabrikaların üreticiden aldığı çayın parasını 1,5 yıl sonra verdiğini ifade eden Kartal, “Devletin bu işi güvenceye alması lazım. Ben 630 ton çayımın parasını alamadım” dedi. ÇAYKUR’un özelleştirmesinin hem üreticiye, hem de halka zarardan başka bir şey getirmeyeceğini deli getiren Kartal, “Çay üreticisinin özel şirketlere terk edilmemesi lazım. Özelleşse dahi hükümetin belli bir standart getirmesi lazım. Seçimlerde AKP hükümeti bize böyle söylememişti. Söylediklerinin tam tersini yapıyor. Biz de çay üretimi ile geçinemez duruma geldik” diye konuştu.
Özelleştirme fayda getirmez
Karadeniz’de tarım yapmanın çok zor olduğunu belirten hem çay üretimi yapan hem de ÇAYKUR işçisi olan Ali Topaloğlu da üretime verdikleri emeğin karşılığını alamadıklarını söyledi. Çay üreticilerinin örgütlü olmadığı için serbest piyasa koşullarına mahkum olduklarını kaydeden Topaloğlu, taban fiyatlarının kendilerine sorulmadan belirlendiğini ve söz söyleme olanaklarının olmadığını belirtti. ÇAYKUR’un özelleştirilmesinin kimseye faydasının olmayacağını söyleyen Topaloğlu, taban fiyatlarının üretici temsilcileri ile birlikte belirlenmesi gerektiğini belirtti.
Sözlerini tutmadılar
Üreticinin, ürettiği ürün hakkında söz söyleme hakkının olması gerektiğini belirten Ali Kartal ise kooperatifin bile kendi üyelerinden faiz almaya başladığını kaydetti. Çay üreticisinin geçinemediğini ve bu nedenle Karadeniz’in yine göç vermeye başladığını dile getiren Kartal, oy verdikleri partilerin de verdikleri ‘kota kalkacak’ ve ‘destekleme primi artacak’ sözleri verdiklerini fakat hiç birini tutmadıklarını söyledi. (Rize/EVRENSEL)
Osman Zorlucan - Onur Erşahin
www.evrensel.net