YAŞADIKÇA

  • Geçtiğimiz hafta Dikili Belediye Başkanı’nın halka ucuz ekmek verdiği, kent içinde bedava yolcu taşıdığı, çok ucuza sağlık hizmetleri verdiği ve 10 tona kadar su parası almadığı için mahkemeye verildiğini okuyunca insanlarımız şaşırdılar.


    Geçtiğimiz hafta Dikili Belediye Başkanı’nın halka ucuz ekmek verdiği, kent içinde bedava yolcu taşıdığı, çok ucuza sağlık hizmetleri verdiği ve 10 tona kadar su parası almadığı için mahkemeye verildiğini okuyunca insanlarımız şaşırdılar.
    Gene geçen hafta; Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi’nin (DEKTMK) “2005-2006 Türkiye Enerji Raporu” haber konusu yapıldı. Raporun bir kısmında; “kamunun da elektriğe yatırım yapabilmesi gerektiği” dile getirilmekte, “altyapı hazırlanmadan serbest piyasaya geçilmeye çalışılmasının başarı getirmeyeceği” dillendirilmekteydi.
    Bu iki haberi okuyan ya da duyan yurttaşlarımızın çoğu belki şaşkınlık yaşadılar. Ama ortada şaşıracak hiçbir şey yoktur. Çünkü bütün bunlar kanunlara göre yapılmaktadır. Kanunlar ve yasalar küresel sermayeye göre hazırlandığı için kamunun birçok alandan çekilmesini sağlayacak şekilde değiştirilmiştir. Dolayısıyla, artık “sosyal devlet” ya da “ulusal devlet” modeli ortadan kaldırılmaktadır. Her şey uluslararası sermayenin ve işbirlikçilerinin çıkarları doğrultusunda gelişmektedir.
    Daha önce MAI, MIGA, tahkim konularındaki yasal düzenlemelere bizler karşı çıkarken, bugünleri görerek karşı çıkmaktaydık. Çünkü hedef; devletin hizmet üretmesi değil, hizmet satın alması idi.
    Bu hizmeti para karşılığı sunacak olan şirketler ise yerli olabileceği gibi yabancı da olabilmektedir. Yani sizin oturduğunuz kentte otobüsleri, yeraltı trenini (metroyu) bir yabancı firma işletebilir ve bu işten para kazanabilir. Bu işleri belediye kendi adına yapacak olursa, kanunlara göre “haksız rekabet” yapmış olur!
    Gidiş bu!
    İster kızın isterseniz gülün.
    Belediye veya devletin kendisi; yurttaştan toplanan vergilerle elde edilen geliri, “hizmet satın alarak” yerli veya yabancı sermayeye aktaracaktır. Bu ilkelere ters düşen, halkçı bir belediyecilik yapan belediye başkanları ise yasalara göre cezalandırılacaktır.
    Böyle bir şeyin olacağını 20-30 yıl önce söyleyecek olsanız size deli deyip geçerlerdi. Ama bütün bunlar, bugün yaşadığımız bir gerçektir.
    Kamunun yapması gereken hizmetleri, kamu kuruluşları yapmaz ise bu hizmetler pahalı olur, kamunun kaynakları bazı çıkar çevrelerine aktarılmış olur. Yapılanlar da budur zaten…
    Telefonla konuşursunuz, yabancılar para kazanır.
    Elektriği kullanırsınız, yabancılar para kazanır.
    İçki, sigara içersiniz, yabancılar para kazanırlar.
    Hatta içtiğiniz sudan bile yabancılar para kazanırlar.
    Böylece kamu kuruluşları komisyoncu kuruluşlara dönüşmüş olur.
    DEKTMK’nın: “kamunun da elektriğe yatırım yapabilmesi gerektiği” görüşü bizim gibi; elektriğin bir kamusal yatırım olarak planlanması doğrultusunda değildir. Bizlerden taban tabana zıt bir yaklaşım içerisindedirler. Onlar; kamunun önce altyapıyı sağlamlaştırarak enerji sektöründe kâr oranını artırmasını, sonra da bu tesislerin özel sektöre devredilmesini savunmaktadırlar. Şu anda bu devir işlerinin erken yapıldığını söylemekle, devletin bu alanı özel sektöre terk ettiğini de doğrulamış olmaktadır. Bizce bu doğrulama önemlidir.
    Evet, Özal’dan bu yana bu ülkede, devlet kamu hizmetinden ve ekonomiden çekilmeye başlamıştır. Sıkışan anamalcılar, yatırım yapmak yerine devletin hazır kurumlarına “çökmeyi” daha kârlı görmüşlerdir. Yapılan yatırımlar ise enerji gibi çok kârlı alanlara yapılmaktadır. Bu yatırımların maliyetleri de gene halkın sırtına yıkılmaktadır. Daha ilerisinde de küresel emperyalizmin bütün kaynakları ele geçirmesi kaçınılmazdır. Çünkü oyunu kuranlar, küresel emperyalistlerdir.
    Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven halka hizmet etmekle, halkçı bir belediyecilik yapmakla suç işlemektedir. Çünkü küreselleşmenin mantığı; halka hizmet etmek değil, halkın birtakım çıkar çevreleri için arpalık olmasını sağlamaktır.
    - Gidilen yolda manzara şudur. “Sosyal” devletin artık sosu kalmıştır. Devlet ise kuşa dönmektedir. Bu kuş küresel emperyalizmin sofrasına nar gibi kızarmış olarak sunulurken, doğal olarak sosa da ihtiyaç vardır. Çünkü devlet kuşu sossuz yenmez!
    İnanmıyorsanız son yıllarda çıkan ve çıkartılacak olan yasalara bir göz atın.
    Enver Şat
    www.evrensel.net