EMEK DÜNYASI

  • Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, perşembe akşamı TBMM Genel Kurulu’nda AKP’li vekillerin Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’e yönelik saldırısı için şöyle diyor:


    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, perşembe akşamı TBMM Genel Kurulu’nda AKP’li vekillerin Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç’e yönelik saldırısı için şöyle diyor:
    “Benim partimin milletvekilleri hiçbir zaman şiddet uygulamaz. Şiddet uygulayan bizzat o zatın kendisidir. Çünkü onun her hareketi şiddettir.”
    Yani, perşembe akşamı, önce Meclis Genel Kurul Salonu’nda, sonra da kuliste, 50 dolayında AKP’li vekil Kamer Genç’e saldırmamış, onu tartaklamamış; CHP ve MHP’li vekiller araya girerek Kamer Genç’i kurtarmamış; tersine, Kamer Genç AKP’li vekillere saldırıp onlara şiddet uygulamış! Olayların tanığı onca milletvekili, gazeteci yalan söylüyor!
    Başbakan, kendi vekillerinin uyguladığı şiddeti inkar etmekle kalmıyor; Kamer Genç için “o zat” diyerek, adını ağzına bile almayarak onu aşağılıyor ve Genç’in “her davranışının şiddet” olduğunu söylüyor.
    Öyle anlaşılıyor ki, Başbakan Erdoğan DTP’li vekillerle, “PKK’ye terörist demedikleri için” görüşmeyi reddetmesi gibi, Kamer Genç’i de partisiyle ve kendisiyle çok uğraştığı gerekçesiyle olacak, meşru, “muhatap alınır” kişilerden görmüyor. Başbakan bir adım daha atarak; “Onun her hareketi şiddet” diyor. Sanki sözünü ettiği milletvekili değil mahallede karşı çeteden rekabet halinde olduğu bir bıçkın genç. Ve onun için de Erdoğan, kendi yandaşları gençlere onu hedef gösterirken “O çocuğun her hareketine gıcık oluyorum” diyor gibi. Bunun sokak kabadayılığındaki anlamı, “Bu gıcığa ne yaparsanız benim hoşuma gider” demektir. Ama mahalledeki yeni yetme, nam için kavga eden gencin “gıcık olması”nın, kendisinin adının “serseri”ye çıkmasından başka kimseye zararı olmaz. Ama eğer, bir milletvekilinin her hareketinde “şiddet” algılayan Başbakan ise, sadece Başbakan, sadece hedefe koyduğu kişi için değil bütün bir Meclis için, hatta bütün ülke için problem vardır.
    İş bu noktaya gelince, Başbakan Erdoğan’ın bu sözü, bir zamanlar kendisine ülkücü, sağcı, milliyetçi diyenlerin günde 5-10 devrimci genci, aydını katlettiği günlerde, “Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezseniz” diyen Süleyman Demirel’i akla getiriyor. Çünkü o günlerde Demirel, MHP ile ittifak içindeydi. Müttefikini korumak için, dahası onları komünizme karşı savaşan gençler olarak görüyordu.
    Demirel’in bu lafına elbette, sadece ülkücü cenahtan alkış gelmedi; aynı zamanda “sağcı” katillerin öldürdüğü gençlerin, aydınların sayısı hızla tırmandı. Çünkü artık arkalarında koca Demirel ve onun Adalet Partisi vardı. Belki, Demirel’in bu lafı etmesinden sonra tırmanan cinayetlerde kaç kişinin Demirel’in desteği sayesinde öldürüldüğünü bilemeyiz. Ama, bu laftan sonra öldürülen her devrimcinin, her aydının katlinde Demirel’in de dahlinin olduğunu, o günleri yaşayanlar; o günlerde olanları inceleyen tarihçiler bilir. Bugün de Başbakan Erdoğan aynı şekilde, “Bana AKP’li vekiller şiddet uyguladı dedirtemezseniz” üslubuyla Meclis’te şiddet uygulayan vekillerine sahip çıkıyor. Ve dolayısıyla bundan böyle Meclis’teki muhalif vekillere yönelik her saldırıda, artık Tayyip Erdoğan’ın bir payı olacaktır; hatta bundan sonraki her olayın teşvikçisi odur artık!.. Çünkü, “AKP’li vekiller şiddet uygulamaz”, karşısındakiler suçludur.
    Şiddet olayının arkasında bir “ekonomik-siyasi” hassasiyetin olduğu da anlaşılıyor. Çünkü, bu ekonomik-siyasi hassasiyet olmadan, Kamer Genç’in Başbakan ile ilgili “Ne yapıyor Katar’da?” demesine kızılması anlaşılmaz! Çünkü; Başbakan, Katar’a gitme nedeni ile ilgili soru sorulmasından hoşlanmıyor. Çünkü; Körfez Emirlikleri’nin şeyhleriyle ve Suudilerle Başbakan ve AKP’nin önde gelenlerinin ilişkileri, son derece fazla soru işaretleri içermektedir. Çünkü bu ilişkilerde; devletler arasındaki ilişkiler dışında da (Batı ülkeleriyle kurulamayacak biçimde) kişisel, çevresel kimi çıkar ilişkileri olduğu şüphesi vardır. Nitekim Başbakan’ın Katar’a bu son seyahati ile ilgili de “atv için para aramak için Katar’a gittiği” iddiaları var. Ve öyle anlaşılıyor ki; Genç’in sorusunda da bu türden imalar olduğu için AKP’liler saldırıyor. Herhalde Başbakan da bunun için ağzından çıkanı duymuyor; “Benim partimin milletvekilleri hiçbir zaman şiddet uygulamaz. Şiddet uygulayan bizzat o zatın kendisidir. Çünkü onun her hareketi şiddettir” gibi az çok aklı başında bir kişinin etmeyeceği laflar ediyor. Hem de olayın üstünden bir gün geçtikten sonra...
    Başbakan’ın bu laflarından, şiddetin artık AKP’nin çoğunluk milletvekilleri tarafından Meclis’e taşınacağı anlamı çıkıyor. Bu tutum, “Sıkıysanız, Başbakan’ı gıcık edecek sorular sorun” anlamına geliyor. Çünkü Başbakan, saldırgan vekilleri ödüllendirmiştir. Tıpkı, şımarık, saldırgan çocuğunun öyle yetişmesini isteyen feodal-kabadayı ruhlu babanın, çocuğun saldırganlığını, “Eli korkak alışmasın” diye pohpohlaması gibi. Çünkü bu baba, çocuğunun elinde kırbaçla etrafına hükmetmesini istemekte, saldırganlığı bir hükmetme aracı olarak tercih etmektedir. Son günlerde AKP’nin amigolarının, Erdoğan’ı, daha öteki “baba” yaşarken “Tayyip Baba!” çığlıklarıyla karşılamaya başlaması boşuna değilmiş!
    Görünen o ki, artık sadece çiftçi, işçi, emekçi, emekli değil milletvekilleri de Başbakan ve AKP’nin hoşuna gitmeyen sorular soramayacak. Sorarsa, “AKP’ye şiddet uygulamış o zat” sayılacak ve “eli korkak alışmasın diye omzu okşanan çocuklar” “baba”yı memnun etmek için ellerinden geleni yapacaklar. Öncelikle, zaten “çok gıcık olunan” DTP’li vekillere ve tüm diğer partilerden ve bağımsız vekillere duyurulur!
    İhsan Çaralan
    www.evrensel.net