Çocuklarımızın geleceği için mücadele ediyoruz

Evet, işte sona yaklaştık; resmi olarak toplu sözleşmelerin başladığı günden bugüne biz işçilerin başına neler gelmedi ki! Bazı maddelerinin altına imza attıkları İLO sözleşmeleri, anayasal güvence altında olan sendikal haklarımız,


Evet, işte sona yaklaştık; resmi olarak toplu sözleşmelerin başladığı günden bugüne biz işçilerin başına neler gelmedi ki! Bazı maddelerinin altına imza attıkları İLO sözleşmeleri, anayasal güvence altında olan sendikal haklarımız, grev ve toplu sözleme görüşmeleri zamanla içleri boşaltılarak işçilerin elinde kullanılamaz bir silaha dönüştürüldü.
1980 öncesi işçi sınıfı ve emekçi halkın mücadelesinde ön plana çıkan sendikal haklar grev ve toplu sözleşme görüşmeleri işçi sınıfının sosyal ve kültürel taleplerinin önüne bir darbe ile geçilmek istenmiş ve bunda büyük ölçüde başarıda elde edilmiştir. Yalnız mücadele durmadı herkesin de hatırlayacağı gibi 1989 bahar eylemleri ve Zonguldak maden işçilerinin Ankara yürüyüşleri karanlık bir dönemin yırtılmasını ve mücadeleyle bir kazanım elde edileceği inancını işçi sınıfı ve emekçi halkın gündemine sokmuştur. Bir dönemler başbakan olan Demirel’in dediği gibi yollar yürümekle aşınmadı ama geldiğimiz bu süreçte sabrımız gerçekten aşındı. 24 Ocak kararlarının uygulanması ile rahat bir soluk alan kapitalistler, ülkenin yağmalanmasının önündeki engelleri de bir bir kaldırarak bizleri bugünkü duruma getirdiler. Bugüne kadarki hükümetlerin uyguladığı ekonomi politikaları IMF-DB politikaları da dahil biz işçileri ve halkı giderek daha gerilere iterken sınıflar arasındaki uçurumuda derinleştirdi. Bugüne kadar sırf sermaye sınıfının çıkarları uğruna işçilere memurlara köylülere tüm halk kesimlerine yapılan saldırılar karşısında hiçbir zaman sessiz kalınmadı kimi zaman sesiz ama çoğu zaman da yüksek sesle karşı durulabildi. Çok büyük kazanımlar elde edemesek de sesiz kalınmadı. Bugün gelinen noktada görüyoruz ki artık saldırılar işçi memur köylü genç yaşlı kimseyi ayırt etmedi topyekûn bir saldırıya dönüştü. SSGSS yasasıyla elimizden alınan en temel yaşamsal haklarımız için mücadele edeceğiz. Bunu da 14 Mart’ta yapılan iş bırakma eylemiyle hükümete geri adım attırarak göstermiş olduk. Tüm Türkiye halkının katıldığı 2 saat iş bırakma eylemine bile dayanamayan hükümet bu eylem 24 saat olsaydı ne yapardı? Bu eylem işçiler olarak bizlere de aynı zamanda gücümüzü de gösterdi. Bizler çocuklarımız için geleceğimiz için iş gücümüzde aldığımız kuvvetle yürümeye mücadele etmeye devam ediyoruz..
Orhan Murat Bıyıklı
Kastamonu Karayolları İşçisi (Yol-İş sendikası üyesi)
www.evrensel.net