Yeraltı suları en son çare olmalı

Son yıllarda Türkiye ve dünyada küresel ısınma ve küresel ısınma sonucunda su kıtlığından kaynaklanacak kuraklık,medyanın ve halkın gündeminde önemli bir yer tutuyor.


Son yıllarda Türkiye ve dünyada küresel ısınma ve küresel ısınma sonucunda su kıtlığından kaynaklanacak kuraklık,medyanın ve halkın gündeminde önemli bir yer tutuyor. Özellikle önümüzün yaz şu günlerde bu tartışmalar yeniden alevlenecek gibi görünüyor. Bornova’nın su sorununun da İzmir’in hatta Türkiye’nin su sorunundan bağımsız düşünülmesi olanaksız. Konuyla ilgili görüşlerini EGEÇEP Dönem Sözcüsü Erhan İçöz ‘e sorduk:

Bornova‘nın bugün yaşadığı ve gelecekte yaşayacağı su sorunları nelerdir?
Bornova’nın su sorunu İzmir ve çevresinin su ve çevre sorunlarından bağımsız olarak düşünülemez.Bornova eskiden küçük bir kasabaydı, burada en çok tarımla geçinilirdi. Yani burası ovalarıyla ve özellikle bamyasıyla meşhurdu. Ama Ege Üniversitesi’nin kuruluşuyla birlikte hızlı bir yapılaşmaya gitti. Şimdi altı yüzbin nüfuslu büyük bir ilçe. Eskiden 7-8 metrelik su kuyuları vardı. Şimdiyse 70-80 metreden ancak su çıkartılabiliyor. Binaların çoğunun sondaj kuyuları var. Ve bunların hepsi kaçak. Oysa su kuyuları sorunda en son başvurulması gereken su kaynaklarıdır.

Sondaj kuyuları neden bu kadar çok kullanılıyor ve kuyuların kullanımının ne gibi sonuçları olacak?
Tabi bunun en önemli nedeni belediye suyunun pahalı olması ve denetimin olmaması. Binaların çoğu kuyu suyunu şebeke suyuyla karıştırarak ucuza mal ediyorlar.Bu kullanımın ileride çok ağır bedelleri olabilir. Deniz suyu giderek karaya doğru vurup tatlı suyu tuzlandırıyor. Ve su kalitesi giderek düşüyor. Dediğim gibi bu en son başvurulacak çare olmalı ama maalesef denetim eksikliğinden bizde hemen buna başvuruluyor.
Su sorununa İzmir’ in çevre sorunlarının da etkili olduğunu söylemiştiniz. Suya etkiyen bu sorunlar nelerdir?
Bunlardan en önemlisi Efemçukurudur. Bundan yıllar önce o bölgeye Çamlı Barajı yapılması planlanmıştı. Bu baraj yapılsaydı bölgenin su sorunu olamayacaktı. Üstelik baraj yapılacak bölgenin suyu oldukça temiz, şimdi bile arıtım yapmadan kullanılabilir. Ancak belediye artık bu barajın adını ağzına bile almıyor. Bunun nedeniyse Efemçukuru’nda yapılacak altın arama çalışmaları.bu baraj yapılmadığı için bölgenin suyu 150 km uzaklıktaki Gördes barajından ve İzmir’in diğer barajlarından su alınacak. Tabi bunda Bornova’da etkilenecek. Çünkü bu bölgenin kaynaklarının bir kısmını da oraya aktaracaklar.

Özellikle geçtiğimiz yaz tüm Türkiye’de su sorunu halkın gündemini meşgul etti. Belediyeler ve hükümet halka dikkatli su kullanmalarını salık verdi. Hatta bir çok yerde halkın halı yıkaması bile yasaklandı.İzmir belediyeleri de en az su tüketimiyle oldukça övündü. Sizce su sorununun çözümü nedir?
Türkiye ve dünyada su sorunu olduğu çok açık. Ama bu sorunun çözümü halka baskı uygulamaktan, insanları telaşa düşürmekten geçmiyor. Bu gün Türkiye’de suyun %62 si tarımda, % 12 si sanayide ve ancak %10 evlerde kullanılıyor. 4 kişilik bir aile ayda 10-12 ton su kullanır. Bunda tasarruf etseniz ne olur. İZSU verilerine suda % 46 kaçak var. Bizce önce bu kaçakların giderilmesi yani şebekelerin yenilenmesi lazım. Bu kadar kaçak varken halka tasarruf yaptırmanın ne anlamı var. Belediyenin EXPO‘ya yatırım yapana kadar su şebekelerini yenilemesi gerekirdi. Tabi tarımda da bir an önce damla sistemine geçilmesi gerekiyor. Tarımda %10 tasarruf etsek bununla bütün kentlerin su sorununu çözebiliriz. Üstelik toprak verimi de artar. Sonuçta belediyeler ve hükümet üstlerine düşeni yapmalı ve sorunu sadece halkın üzerine atmamalıdır.
Deniz Çetin
www.evrensel.net