Çocuk tiyatroları gerçek bayramı bekliyor

Bugünlerde pek çok çocuk oyunu ilgisizlikten dolayı oyunlarını oynayamıyor.


Bugünlerde pek çok çocuk oyunu ilgisizlikten dolayı oyunlarını oynayamıyor. Israrla yoluna devam edenler de ilgisizlikten şikayetçi. Örneğin geçtiğimiz pazar günü Halis Kurtça Kültür Merkezi’nde sahnelenen ‘Prens ve Deniz Kızı’ isimli oyunu izleyen seyirci sayısı iki elin parmakları kadardı. Belki İstanbul’da sahnelenen oyunların sayısı da, ondan biraz fazladır.
Çocuk tiyatrolarının pek çok sorunu var. Zaten artık çocuk tiyatrosu oynayan çok az tiyatro var. Tiyatroya gönül veren ve boş salonlarda oyunlarını sahneleyen, tiyatroya büyük emek vermiş sanatçılar ise tüm olumsuzluklara rağmen yollarına devam ediyor. Ama hiçbiri gelecekten pek de umutlu değil.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladığımız bugün çocuk tiyatrolarının bugünkü durumunu, yaşadığı zorlukları ve sıkıntıları ve çocuk tiyatrolarının geleceğini gazetemizin sayfalarına taşıdık. Çocuk tiyatrolarının genel sanat yönetmenlerinden, tiyatro oyuncularından ve tiyatroseverlerden çocuk tiyatrolarına dair görüş aldık.
Erkan ve Gamze Mert, her haftasonu Halis Kurtça Kültür Merkezi’ndeki oyunlara kızlarıyla birlikte gelen genç bir çift. İzleyici sayısında kışın biraz daha artış olsa da oyunların genellikle boş salonlara oynandığının tanıkları. Bu işe emek veren tiyatrocuların desteklenmesi gerektiğini düşünen Mert ailesi, “Anne ve babalar çocuklarını alış veriş merkezlerine götüreceklerine çocuklarını tiyatrolara getirmeli” diyor.
Aynı oyunu izleyen Yeliz Yılmaz da çocuk oyunlarına mümkün olduğunca oğluyla beraber gelmeye çalışan bir anne. Yılmaz, kısaca “Oğlum tiyatroyu sevsin istiyorum” diyor. Ancak oyunların boş salonlara oynanması, Yılmaz’ı da üzüyor. “Halkımızın daha önemli işleri var sanırım. Tiyatroyu sevmeyen bir ülke olduk. Bu durum oldukça işler acısı” diyor. (İstanbul/EVRENSEL)

Okay Şenol (Tiyatro Alkış): Korsan tiyatrolar var

Çocuk tiyatroları yeterli izleyiciye ulaşıyor mu?
Tabii ki hayır. Hatta gün geçtikçe de yok oluyor. Ama yine de iyimser bakmak gerekir diye düşünüyorum. Proje iyi yapılmışsa, geçmişi olan, sürekliliğe önem veren topluluksanız, seyirci mutlaka sizinle oynadığınız salonda buluşuyor.

Çocuk tiyatrolarının şu anki durumu nedir? Ne gibi zorluklarla karşılaşılıyor?
İstanbul’da perde açan 6, bilemediniz 7 topluluk var ve bu topluluklar 7 ay boyunca her cumartesi pazar çocuklarla buluşmak için yüksek salon kiraları, gazete ilanları, oyuncu ve diğer tanıtım giderlerini ödeyerek ne olursa olsun perdelerini açıyorlar. Tiyatro Alkış, Tiyatro Mie, Tiyatro Akkaş, Sarıyer Sanat Tiyatrosu, Mavi Sahne, Masal Gerçek Tiyatrosu. Bunun dışında okullara giden ve takip edemediğimiz, “korsan” diye tabir ettiğimiz gruplar var. Bunlara çanak tutan Milli Eğitim ve okul müdürleri. Bu zihniyetle baş etmemiz imkansız.

Ülkemizde çocuk tiyatrolarının izleyici sayısını diğer ülkelerle kıyasladığımızda ne durumda?
Buna cevap vermek çok abes olur diye düşünüyorum. Türkiye’de seyircinin oyunlarla buluşması için yalnızca tiyatrolar kendi olanaklarını kullanıyorlar. Medyanın ya da basının bu konuda hiçbir yardımı yok. O yüzden fazla bir şey söylemeye gerek yok.

Çocuk tiyatrolarının gelişmesi için neler yapılmalı?
Okullara giden korsan tiyatroların önü kesilmeli. Bilinçli eğitimciler yetiştirilmeli. Görsel basın sanata tam destek vermeli ve daha çok tiyatro sahneleri yapılmalı.

Sabahattin Mutluer (Sarıyer Sanat Tiyatrosu):
‘Kalite’ herkesin ağzında 2007 – 2008 sezonu profesyonel çocuk tiyatroları bakımından birçok açıdan olumsuz geçti. Gişe izleyicisi düştü. Grup satışlar düştü. Bunda çanta tiyatrosu diye tabir edilen grupların çok ucuza oyunlar sahnelemesi önemli bir etken. İzleyici yaş grubu 2 – 5 yaşa kadar düştü. Bu durum tiyatronun aynı zamanda edebi eser olma niteliğini olumsuz etkiledi. Animasyon düzeyinde çalışmalar çoğaldı. Tiyatronun değiştirici dönüştürücü özelliğinin yerine salt eğlendiren, hiçbir yeniliğe izin vermeyen, “haydi eller havaya” kültürünün çocuk oyunlarına da yansıdığını görüyoruz. Kapitalist anlayışın iyice yerleştiği tüketim toplumuna bireyler yetiştirme yarışına giren oyunlar kapladı sahneleri.
Bir de herkesin ağzında “kalite” sözcüğü dolaşıyor. Herkes “kaliteli oyun” yaptığını, “kaliteyi” seçtiğini söyleyip duruyor. Nedir bu kalite? Ölçülerini kim ve neye göre koymuş? 21. yüzyılın İstanbul’unda halen özel olarak çocuklar için inşa edilmiş bir tiyatro salonu veya oyun alanı yapılmamıştır.
Kısaca, niteliksel, niceliksel ve örgütsel sorunlar el değmeden artarak varlıklarını sürdürmektedir. Iraklı, Afganistanlı, Filistinli çocukların çocuk bayramını kim vicdanı sızlamadan kutlayabilir? Haydi eller havaya kültürünün gönüllü destekçileri bu oyunlara bilet almıyorlar. Bu değerlerin içinde yeşerdiği halkımız ise yoksulluk problemi ile boğuşuyor.

Celal Belgil (Tiyatro Sanatçısı): Çok kirlendi
Çocuk tiyatrolarının çok kirlendiğini düşünüyorum. Her önüne gelenin çocuk tiyatrosu yaptığını görüyoruz. Tiyatro özgür bir sanat, herkes tiyatro yapabilir ama ne yazık ki bilen de bilmeyen de çocuk tiyatrosu yapıyor. Son derece kalitesiz, içinde doğru dürüst metinler ve iyi oyunculuklar olmayan kalitesiz işler ortaya çıkıyor. Çocuklar da böyle oyunları izlemek istemiyor. Hepsine haksızlık edemem, çok iyi oyunlar ortaya koyan tiyatrolar da var. Ancak geneli oldukça kötü. İzleyici sayısı istenilen düzeyde değil. Tabii salon bulmak da oldukça güç. 3 yıldır çocuk tiyatrolarında oynayan birisi olarak gelecekten umutluyum, mutlaka bu işi adam gibi yapmak isteyen insanlar olacaktır.
Salim Dörtcan (Tiyatro Mie): Medya ilgisiz
23 Nisan çocukluğumuzu ve çocuklarımızı hatırladığımız gün. Çocuk tiyatroları neden bu günde hatırlanıyor? Haberlerimizi basmayan gazeteler, ağız birliği etmişçesine oyunlarımızı haber yapmayan televizyonlar... Medyanın tüm organları, senede bir gün hatırlasanız da, para kazanmak için içeriksiz sahte çocuk dergilerini çıkarsanız da, ucuz program olusun diye şiddet dolu çizgi filmlerini çocuklara izlettirseniz de Çocuk tiyatroları çocuklarla 365 gün 23 Nisanı kutluyor.
Çocuk tiyatroları artık sanatın içinde olması gereken yere geldi. Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Derneği’nin, üye tiyatrolar ile oluşturduğu iletişim ve çalışmalar ülkemizde sanat çıtasının yükselmesini sağladı. Kalitenin artması izleyici çocukları çoğalttı. Sanatla buluşan çocuklar arttı. Çocuk tiyatroları olarak 23 Nisan bizim şenlik günümüz oldu. Yaptığımız çalışmaların, çocuk eğitimine verdiğimiz katkının mutluluğunu, bizler de 23 Nisan’da coşku ile kutluyoruz.
Refik Sıla Güvenç
www.evrensel.net