zagasız ortam

Cumartesi akşamları televizyon izlemek, eskiden sosyal hayatın eksikliğine delil sayılırdı. Ama artık devir değişti ya, televizyon izlemeyene acır gibi bakıyoruz.


Cumartesi akşamları televizyon izlemek, eskiden sosyal hayatın eksikliğine delil sayılırdı. Ama artık devir değişti ya, televizyon izlemeyene acır gibi bakıyoruz.
Yıllarca Zaga’ya, hatta daha öncesiyle birlikte Okan Bayülgen’e emanetti cumartesiler. Onun yokluğunda, birçok program türeyip seyirciyi yakalamaya çalışıyor. Cumartesiler bir anda, eğlence ve sohbet programları denizine dönmüş. Bir Cumartesi adam akıllı izlemeye kalktım. Eğlenmekten öyle bir yorgunluk çöktü, bütün Pazar kendime gelemedim.
Koca Kafalar’ı yeniden ekrana dönmüş olarak görmek güzel. Espri düzeyiyle, yaratıcılıklarıyla, epey eğlenceliler, umut vadediyorlar. Dizilerin, çeşitli programların, kliplerin arasına dalıp koca kafalarıyla güzelce saçmalıyorlar. Televizyon izleme alışkanlığımızı sarsan bir iş olduğundan hoşuma gidiyor. Eskiden, koca kafalı halleriyle gidip ünlülerle söyleşirlerdi. Yeni formatta da, stüdyoya konuk almaya başlamışlar. Böyle olunca, arada skeçlerin olduğu bir sohbet programına dönmüş Koca Kafalar. Kendi özgünlükleri kalmamış demeyelim de, çerez olmakla sınırlanmış. Evrim Akın kötü oyuncu da değil, kötü sunucu da değil, Koca Kafalar’ın da muhabbeti güzel ama yine de talk show gibi programda iğreti durmuşlar.
Kadir Çöpdemir, tek başına program yapmakta, konuk ağırlamakta biraz zorlanıyor gibi. Galiba radyocuyken en iyiydi, televizyonda pek sürekli bir işte tutturduğunu görmedik.
Mahşer-i Cümbüş de konuk ağırlamayı seçen programlardan. Galiba öyle olmasa, giderek birbirine benzemek gibi bir tehlikeyle karşı karşıya. Bir doğaçlama program için bu eleştiri haksızlık gibi durabilir. Ama televizyon insanı çabuk eskiten bir şey, ne yaparsınız.
Uygur kardeşlerin, başka yeteneklerini değilse de istikrarlarını takdir etmemek elde değil. Hiç benim komedi anlayışıma uyan bir şey değil yaptıkları, ama hoplayıp zıplamaktan, sulardan kaçmaktan, üstlerini başlarını kirletmekten bıkmadılar ya... Daha yaratıcı şeyler de bekliyoruz en kısa zamanda.
Hem talk show yapmaya çalışıp, hem de en eski taktiklerden birine başvuran da, Gürgen Öz. Aslında o, Cumartesi akşamlarının sabiti. Çünkü geçen sezon Okan Bayülgen’in programındaydı, bu yıl da Ateş Böcekleri diye yarı sohbet, yarı yarışma bir program yapıyor. Yarışma derken, bildiğiniz eski Saklambaç. Seçici sorular soruyor, cevaplara göre bir yarışmacı seçiyor, paravan açılıyor...
İşte size, beni yoran kısa bir Cumartesi turu.

ivis döndü
(Yer: Fenomen programı stüdyosu. Sinan Çetin, düşünerek kaşık büken adam Uri Geller ve yarışmacılar, insan üstü güçleri olduğunda ısrarlı. İsmini vermek istemeyen seyirci İVİS, dayanamayıp bir kez daha Fenomen stüdyosuna dönüyor.)
Yarışmacı 1: Gözlerim kapalı ama elinde ne olduğunu biliyorum...
Yarışmacı 2: Önceden hazırlamış olduğumuz galetamızı kapana sıkıştırıyoruz. Aaaa, kırıldı.
Uri Geller: Sizde doğa üstü yetenek olduğunu gördüm. Düşünce gücünüzle neler yaptınız. Çok etkilendim. Yerimde duramadım.
İVİS: Ya kaşıkçı, bırak Allah aşkına. Hepsine aynı laf. Ben de iyi kumanda uçuruyorum, televizyona doğru. Göstereyim mi?
Sinan Çetin: Efendim biz niyet ettiğimiz zaman bir şeylerin olabildiğini gösteriyoruz. Düşününce oluyor.
Konuk 1: Enerjiye inanırım. Enerji var. Evet.
İVİS: Tutturdunuz bir düşünce gücüymüş, enerjiymiş, niyet etmekmiş. Ben de sizin programa bir daha gelmemeye niyetliydim ama elim kumandaya gidivermiş. Ne olacak şimdi?
Uri Geller: Biz geçen hafta bozuk saatleri çalıştırmıştık. Bu hafta da masaları yürüteceğiz. Ellerinizi masanın üstüne koyun. Serçe parmaklar birbirine değsin. Şimdi masanın oynayacağını düşünün.
Konuklar: Masa hareket etti. Çok korktuk.
İVİS: Uri, valla az değilsin ha! Bu bizim Sinan da girişimci adamdır. Ben geçen hafta da düşünmüştüm sizin için ama, saat tamir işinde pek para yoktur. Nakliye işine girin siz. İyi para kırarsınız. Buradan adam seçip “Masayı itin” deseydin, kimse yerinden kıpırdamazdı. Düşünce müşünce dedin, bütün masalar oynadı. İyi düşünün, valla bak.
Sinan Çetin: Kameraya çekin gönderin.
Tuğba Ünsal: E-postalar geliyor, fakslar geliyor. “Bizim masa da yürüdü” diyorlar. Görüntü gelmedi.
İVİS: Kameraya çekin diye diye bitireceksiniz programı ya, valla helal olsun. Masalar oynuyor da, biz göremiyoruz. Suç kameraya çekmeyenlerde değil mi? Nakliyeciler sizi...

televizyonunu yeni açanlar için
Lost dizisinin oyuncularından Josh Holloway, yani nam-ı diğer Sawyer’ın memlekete gelişi, Lost’u bilen bilmeyen herkesi bir sarstı. Oyuncu Beyaz Show’a katıldı, tavrı pek samimi durmasa da, herhalde hayranlarını ekran karşısında eritmeye yetti. Beyaz’ın hediye esprileri güzeldi güzel olmasına da, o dansözle falan iyice bir oryantalist hava yaratmasa olmaz mıydı sanki? Hayır, yabancı bir misafir geldi mi önünde dansöz oynatmak diye gelenek mi olurmuş?
Ekranda şarlatan var diye yazacağım, haber sunucularını mı, kadın programcılarını mı, magazincileri mi, şovcuları mı kastettiğimi anlamayacaksınız. Ama ben Fenomen programından söz ediyorum. Geçen hafta bozuk saatleri çalıştırmışlardı, tabii enerjiyle. Bu hafta da masa yürüttüler. Ama hepsinden güzeli, bir Kızılderili atasözü söyleyip gösterisine hava katmaya çalışan yarışmacıya Sinan Çetin’in yaptığı yorumdu. Adam şöyle dedi: “Son ağaç kesildiğinde, son nehir kirlendiğinde ve son balık öldüğünde, o zaman paranın yenmediğini anlayacaksınız.” Bilinen, çevreyi sevelim, koruyalım temalı bir söz. Ama arkasından sahneye gelen Sinan Çetin nefes nefese ne dedi dersiniz? “Çok güzel bir gösteri yaptı ama korkunç bir sözle bitirdi.” Ah be Sinan Çetin. İnsan paranın yenmediğini öğrenince bu kadar korkuya kapılır mı?
Ahmet Çakar’ın “dekolte kapattırma” vakası, haftanın en acayip olaylarındandı. Çakar hangi ara celallenip “Şu kıyafetini topla” aşamasına geldi, tam anlamadık. Sanırım, program boyunca ara ara, “Birine fırça atsam da, acaba neden atsam” diye düzenli olarak düşünüyor. Fakat yarışmacı, daha da ilginç, “Vardı, göstereyim dedim” demesin mi? Sonunda Ahmet hoca sinir savaşını kazanıp, genç kadını başka bir giysi giymeye zorladı. Kapatmaya başlamışken, programın hostesini de kıyafeti değiştirmeye yolladı. Komplocular duymamış, duysa “Ahmet Hoca AKP’li oldu” söylentisi çıkardı.
cızırtı - Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net