JİN û JîN

  • 2 Mayıs’ta Malatya’da siyasi partiler ve KESK yöneticileri, İçişleri Bakanı, İstanbul valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü hakkında suç duyurusunda bulundular. Suç duyurusunun bazı bölümlerini buradan aktarmak istedim:


    2 Mayıs’ta Malatya’da siyasi partiler ve KESK yöneticileri, İçişleri Bakanı, İstanbul valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü hakkında suç duyurusunda bulundular. Suç duyurusunun bazı bölümlerini buradan aktarmak istedim:
    “1)…İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı’nın Taksim’de 1 Mayıs kutlaması ya da anmasını yasaklamasının hiçbir hukuki gerekçesi yoktur. “Taksim alanının toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ayrılmış bir alan olmadığı” gerekçesi gerçek dışıdır.
    Öncelikle, bir alanın toplantı ve gösteri yürüyüşü için tahsisi idari bir tasarruftur, kanuni bir düzenleme değildir. 1 Mayıs kutlamaları için Taksim’in yasaklanması, tümüyle keyfi, emekçilere karşı siyasi ve ideolojik bir tutumun ifadesidir. Aynı alanda, Polis günü etkinliği, 2008 ve önceki yılbaşı kutlamaları, konserler, futbol maçı kutlamaları yapılmıştır. Bütün gösterilere açık tutulan alanın, sadece emekçilerin bayramına ve emekçilere, sendikalara yasaklanması; Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan ayrımcılık yasağının ihlalidir ve şüpheliler, halkı sınıf ve siyasi düşünce farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmişlerdir.
    2)Polisin kamu adına ve kamu güvenliği için kullanması gereken gücü, İstanbul Valisi ve İstanbul Emniyet Müdürü’nün diktatörlük heveslerinin ve diktatörlük şovunun malzemesi olarak kullanılmıştır.
    1 gün boyunca, fiili sıkıyönetim ve olağanüstü hal ilan edilmiş, bütün Anayasal özgürlükler askıya alınmıştır. … İstanbulluların seyahat hürriyeti, çalışma hürriyeti, eğitim hürriyeti, mülkiyetinden faydalanma hürriyeti ihlal edilmiştir.
    Olağanüstü hal ve Sıkıyönetim gibi, Anayasal hakları kısıtlayan rejimler, Anayasa uyarınca, ancak TBMM tarafından alınacak bir kararla ve yasayla uygulanabilir. İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği, açıkça Anayasal düzeni, emirlerine verilmiş olan, polis gücünü kullanarak zor yoluyla değiştirmeye teşebbüs için kullanmışlardır. Şüpheliler, bu şekilde yurttaşları cebir ve tehdit ve terör yöntemleriyle sindirerek Anayasal özgürlüklerini engellemişlerdir.
    3). …Suç tarihinde kullanılan şiddet yöntemleri, aşamalı kullanma zorunluluğuna ve orantılı güç kullanma ilkesine açıkça aykırıdır. Öncelikle, suç olmayan barışçı toplanma hakkının, keyfi biçimde suç olarak ilan edilip onun şiddet yöntemleriyle dağıtılmasının hiçbir yasal meşruiyeti bulunmamaktadır. Öte yandan, suç tarihinde, çok sayıda yurttaş, hemşire, çocuk, yaşlı, kadın, genç, sendikacı, milletvekili, polis tarafından cop, tazyikli su ve diğer yöntemlerle darp edilmiş, keyfi ve çok sayıda gaz bombalarıyla kimyasal zehirlenmeye maruz bırakılmış, resmi rakamlara göre 38 kişi yaralanmış, boyalı tazyikli su kullanılmak suretiyle onur kırıcı şekilde damgalanmıştır. Cumhuriyet Gazetesi muhabirleri, gazeteci olduklarını belirtmelerine rağmen kasten dövülerek yaralanmışlardır.
    Ayrıca, polis gücünün bu vahşi kullanımı ve tam bir keyfilikle; çok sayıda ev ve işyeri, kişi mülkü ve kamu malı zarar görmüştür. Anadolu Ajansı muhabirleri dahil, bir kısım gazetecinin kamerası kırılmış veya gaz bombaları ve tazyikli su nedeniyle kullanılamaz hale gelmiştir.
    4)Bu büyük polis devleti görüntüsü ve diktatörlük şovu için, kamu bütçesi keyfi olarak kullanılarak Hazine zarara uğratılmıştır. İstanbul dışından getirilen takviye polis kuvvetleri ve polis araçları için 15 uçak tahsis edilmiş, binlerce gaz bombası, plastik mermi, vb. ile keyfi bir kamu harcamasına neden olunmuştur. Vapur seferleri ve iptal edilen diğer ulaşım vasıtalarıyla kamu geliri kaybına neden olmuştur. Uğranılan bu kamu zararı, yine kendisine karşı şiddet uygulanan emekçilere yüklenecektir.
    5)Bütün bu uygulamalarla, yurttaşlar arasında Anayasal düzene güven zedelenmiş, büyük bir gerilim ve gerginlik yaşanmış, 1 Mayıs kutlamaları şüpheliler tarafından provake edilmiş, polisler ve yurttaşların güvenliği, kamu güvenliği tehlikeye atılmıştır.
    6)İstanbul’da resmi açıklamalara göre, 530 kişi yasaya aykırı biçimde, meşru olmayan yöntemlerle gözaltına alınarak kişi hürriyeti tahdit edilmiştir”
    Yıldız İmrek Koluaçık
    www.evrensel.net