08 Mayıs 2008 00:00

Mayıslar...

Halklar mücadeleleri ile kazandıkları değerleri, belli gün ve haftalarda kutlarlar. Bu mücadeleye önderlik edenlere sahip çıkar ve onları anarlar

Paylaş

Halklar mücadeleleri ile kazandıkları değerleri, belli gün ve haftalarda kutlarlar. Bu mücadeleye önderlik edenlere sahip çıkar ve onları anarlar.
1 Mayıs; işçi sınıfının 8 saatlik çalışma hakkını canı pahasına kazandığı gündür. Bugün de, işçi sınıfı ve emekçiler, kazanımlarına sahip çıkıp onu geliştirmeye çalışırlarken, mücadelede düşenlerini de anarlar.
6 Mayıs’ta gençler, “tam bağımsız ve demokratik Türkiye” mücadelesinde düşen Denizleri anarlarken, onların alanlarda, direniş ve idam sehpalarında haykırdıkları taleplerin mücadelesini verirler.
19 Mayıs; Anadolu halkının emperyalist işgalcilere karşı uyanışının simgesi niteliğindedir.
Bizde devlet yöneticileri, bu günleri yasaklamaya ya da resmi törene dönüştürmeye çalışırlar. 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos gibi günlerde, devlet yetkilileri halk adına söylemlerde bulunurlar.
AKP Hükümeti, 1 Mayıs 2008’de İstanbul’u kendi halkına karşı işgal etmiştir. Bayram, gaz bombaları, tazyikli su ve cop darbeleriyle, işçi sınıfı ve emekçilerle birlikte tüm halka zehir edilmiştir.
6 Mayıs anmalarında Denizlerin resimleri yasaklanmış, sözleri suç sayılmıştır. Denizlerin mücadelelerini sürdürmek isteyen gençler, şiddet ve cezalarla karşılaşmışlardır.
Bu yıl da, 19 Mayıs’ta törenler yapılacak, devlet erkanı halka hitap edecekler. Ülkeyi, halkı ve hele gençliği ne kadar çok sevdiklerini anlatacaklar. Bir gencimizi çıkartıp Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okutacaklar.
Memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler...”diye devam edecek.
Ama gençlerimiz bunları sadece dinlemiyor artık. O gün olanların ve bugün de devam edenlerin KİMLER olduğunu soruyor. Gençler; bu ülkenin kaleleri olan fabrikalarının ve işletmelerinin kimlere peşkeş çekildiğini soruyor. Birer birer işçileri ölen tersanelerine kimlerin girdiğini soruyor. “Ben ülkeyi pazarlamakla görevliyim”, diyenlere “Kimin ülkesini kime satıyorsunuz?” diye alanlarda haykırıyor.
Bugün AKP iktidarı ve muhalefet, bu işgale karşı halkı birleştirmek yerine, birleşmeye çalışan emekçileri ve halkı dağıtmak için her türlü oyunu oynuyor. Halkı sokağa çıkarmamak için şehirleri işgal ediyorlar. Halkı Türk-Kürt, Alevi-Sünni, sağcı-solcu diye ayırıp birbirine düşürmeye çalışıyorlar. Irkçı katliamlar ve linç ortamını hazırlamaya çalışıyorlar.
Ama bunlar tutmuyor.
Bugün gençlik, okullarında demokratik, bilimsel ve parasız eğitim mücadelesi verirken, emperyalist işgale karşı 6. Filo’yu kovan Denizlerin şiarını alanlara taşıyor. 5 milyon gencin okulsuz ve işsiz olduğu bir ülkede yöneticilerin bayram mesajlarının, aldatmak ve çarpıtmak olduğunu gençlerimiz artık daha iyi anlıyorlar.
19 Mayıs’ta da gençlerimiz, Başbakan ve Milli Eğitim bakanının söylemlerini değil, bu ülkenin bağımsızlığı için canını ve kanını vermiş gençlik önderlerini rehber edineceklerdir. Bunu gençlerimiz, 1 Mayıs’ta müdür ve idare baskılarına rağmen alanlara çıkıp “Yaşasın 1 Mayıs” “Yaşasın parasız bilimsel ve demokratik eğitim” ve “Yaşasın bağımsız demokratik Türkiye” diyerek gösterdiler.
Orhan YÜCE
ÖVDER Şube Başkanı (İZMİR)
ÖNCEKİ HABER

Okul yerine dershaneye

SONRAKİ HABER

İşten atılan işçiler için destek eylemi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa