Memleketten insan hakları manzaraları

Demokrasi, hukuk, adalet... Tutuklama gerekçeleri ‘insaf’ dedirtecek kadar saçma


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde yapılan bir basın açıklamasına katılan 24 yaşındaki işci Mehmet Pekinoğlu, Nâzım Hikmet’in “Akın var güneşe akın/güneşi zapt edeceğiz/ güneşin zaptı yakın” dizeleriyle DHKP-C propagandası yapmış! Şiirin yazıldığı tarih olan 1940’larda ne DHKP-C, ne de kurucularının yaşadığına dikkat çeken, tutuklu yargılanan Pekinoğlu’nun avukatı Sevil Aracı, Nazım Hikmet şiirlerinin Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından da okutulmasının da altını çizdi.
Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Pekinoğlu, kendisi hakkındaki suçlamayı kabul etmediğini, sadece katıldığı etkinlikte Dünyaca tanınan ve kitapları bütün kitapçılarda yer alan bir şairin şiirini okuduğunu söyledi.
Tesadüfen katıldı
Tutuklama kararına itiraz ettiklerini belirten sanık avukatlarından Sevil Aracı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadın Günü’nün tüm dünyada ve Türkiye’de çeşitli etkinliklerde kutlandığını, Pekinoğlu’nun da bu etkinliklerden birine katıldığını ifade etti.
Davaya konu olan eylemin çeşitli kitle örgütleri, siyasi partiler ve sendikaların katıldığı İnönü parkındaki bir eylemde gerçekleştiğini söyleyen Aracı, Pekinoğlu’nun tesadüf eseri yapılan eyleme katıldığını kendilerine ilettiğine dikkat çekti.
Şiir yazıldığında DHKP-C yoktu
Eylem sırasında eylemi tertip edenlerin saygı duruşuna davet ettiği sırada müvekkillinin Nâzım Hikmet’e ait “Akın var akın güneşe akın/güneşi zapt edeceğiz/güneşin zaptı yakın” mısralarını okumuş olduğunu belirten Aracı, bu şiirden ötürü müvekkilinin DHKP-C örgütünün propagandasını yapmakla suçlanmasının hukuka aykırı olduğunu ifade ederek, “Öncelikle bu şiir 1940’lı yıllarda yazılmıştır. Bu tarihte henüz DHKP-C örgütü olmadığı gibi muhtemelen bu örgütü kuranlar da henüz doğmamıştı” dedi.
Bu şiirin yer aldığı kitapların piyasada rahatlıkla basılıp satılmakta olduğunu hatırlatan Aracı, Nâzım Hikmet’in aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yardımcı ders kitabı olarak öğrencilere önerildiğine de dikkat çekti.
AİHM kararlarına aykırı
Tüm bunlara bakılarak müvekkillin yasadışı örgüt propaganda suçu işlemesinin mümkün olamayacağını söyleyen Aracı, Pekinoğlu’nun eylem sırasında yasal veya yasadışı herhangi bir bayrak, flama, döviz ve resim taşımadığını ifade etti.
Pekinoğlu’nun okuduğu şiir dışında her hangi bir “yasadışı” slogan atmadığını vurgulayan Aracı, eylem sırasında diğer katılımcıların taşıdığı döviz ve flamalardan başkasının suçlanamayacağını ayrıca bu dövizlerde de herhangi bir yasadışı ibarenin yer almadığını belirtti.
Müvekkilinin bu sebepten dolayı tutuklanıp özgürlüğünün engellenmesinin insan hakkı ihlali olduğunu vurgulayan Aracı, yapılan uygulamanın da AİHM kararlarına da aykırı olduğunu kaydetti.
Nâzım’a sansür devam ediyor
Bu yaşanan olayın Nâzım Hikmet’e yönelik sansürün devam ettiğini gösterdiğini dile getiren Aracı, uluslararası düzeyde kutlanan bir günde okunan bir şirinin örgüt propagandası sayılmasının düşündürücü olduğunun söyledi.
Son süreçte artan polis şiddeti ve yasal eylemlerde gözaltı ve tutuklamaların artığını aktaran Aracı, “Örgüt propagandası mahkemelerce çok geniş tutuluyor. Her şey yasadışı örgüt propagandası olarak sayılabiliniyor. Bu da demokratikleşme söylemlerinin gerçekten ne kadar uzak olduğunu gösteriyor” diye konuştu. (Adana/EVRENSEL)

1 Mayıs baskısı cezaevinde sürüyor
Adana’da 1 Mayıs’a katılanlara polis saldırısına maruz kalan ve tutuklanan dershane öğrencisi Ulaş Yumruktepe ve Çukurova Üniversitesi İnşaat Mühendisliği öğrencisi Eren Arslan’a insanlık dışı muamele cezaevlerinde de devam ediyor.
Adana’da 1 Mayıs kutlamalarının ardından dağılan kitleye müdahale eden polis ona yakın kişiyi hastanelik ettiği gibi 47 kişiyi de gözaltına almıştı. Gözaltına alınanların verdiği bilgilere göre 47 kişinin polis arabasında ve götürüldükleri TEM Şubesinde de işkenceye maruz kaldığını ifade edildi. Tutuklanan Arslan ve Yumruktepe’nin aileleri tutuklanıp cezaevine gönderilen çocuklarının eğitimlerinin engellendiğini dile getirdiler.
Cezaevlerine götürdükleri Milli Eğitim Bakanlığı imzalı kitapların Kürkçüler Cezaevi yetkilileri tarafından yasaklandığını anlatan aileler, yaşanan olayda “Nasıl oluyordu 2 öğrenci 2500 polisi dövüyor” diye soruyorlar.
TEM şubede işkence
Olay sırasında gözaltına alınanlardan biri olan Adana Halkevi Yöneticisi Mahir Mansuroğlu, gözaltına alınmaları ile birlikte polisin saldırısının devam ettiğini aktardı. Mansuroğlu, otobüste ve götürüldükleri TEM şubesi’nde işkenceye maruz kaldıklarını ifade etti.
Bütün bu olaylarının yaşanmasının ardından adli tıbba götürüldüklerini anlatan Mansuroğlu, aldıkları raporlar sonucunda savcılığın polisler hakkında soruşturma açtığı bilgisinin kendilerine verildiğini belirtti.
2 arkadaşlarının tutuklandığını kaydeden Mansuroğlu, “Nasıl oluyor anlamıyorum. 2500 polis saldırıyor. Ancak bu polisleri 2 arkadaşımız yaralıyor. Bu gerçekten ilginç. Bütün 1 Mayıs’ın faturası bu arkadaşlarımıza çıkarıldı” şeklinde konuştu.
‘MEB kitapları yasak’
Tutuklananlar arasında yer alan Eren Arslan’ın kardeşi Ezgi Arslan, kardeşlerinin tutuklanmasının tamamen trajikomik bir olay olduğunu dile getirdi. Arslan, kitleye saldıran polisler yerine darp edilen kişiler gözaltına alınıp tutuklanmasının düşündürücü olduğunun altını çizdi.
Eren Arslan’ın annesi İlksen Arslan ise ders çalışmaları için kitap götürdüklerini ancak cezaevi yetkililerinin “Yasak” diyerek kitapları almadıklarını belirtti. Üniversitenin kabul ettiği kitapların Kürkçüler Cezaevi’nde yasak olduğunu vurgulayan Arslan, “Bunları belirleyen devletin kendisi nasıl bunları yasaklıyor. Bu çocukların sınavı var ve ders çalışmaları gerekiyor” şeklinde konuştu.
Ulaş Yumruktepe’nin annesi Azize Yumruktepe ise çocuklarının eğitim hakkının elinden alındığını ifade etti. Çocuklarının serbest bırakılmasını isteyen Yumruktepe, “1 Mayıs’a çiçeklerle gidenlere dayaklarla karşılıyorlar. Bu gençlerde meydanlara çiçeklerle gitmişlerdir. Ama şiddete maruz kalmışlardır. Yaşanan olayı şiddetle kınıyorum” diye konuştu. (Adana/EVRENSEL)

Şok yaşadım
Hollanda’da Ana öğretmenliği yapan Gülbahar Karakuş tatil amaçlı geldiği Adana’da katıldığı 1 Mayıs’ta polisin müdahalesine kadar etkinliğin çok güzel
geçtiğini dile getirdi. Kamerayla mitingi takip ettiği anlatan Karakuş, “Anons dağılsın denildikten sonra polisin saldırısı oldu. Kapattığım kamerayı yeniden açtım.
Şok yaşadım. Panik yaşadım.100 metre önümde kadınlara çocuklara saldırı yapılıyordu. Ben de olayı kameramla görüntüledim.” Görüntü almaya çalıştığı sırada polis tarafından kamerasına el konulmaya çalışıldığını ve gözaltına alındığını anlatan Karakuş, “Otobüste çocuklara hakaret ettiler. Karakola gittiğimde
bizim otobüsten önce giden çocukları yere yatırıp dövmüşler. Sonra biz
geldiğimizde benim Hollanda’dan geldiğimi duyunca polisler geri adım attılar.
Sözlü hakaret etmeye çalıştılar” diye konuştu.
Erman Koçak
www.evrensel.net