Lübnan’da gerginlik büyüyor

Lübnan’da çarşamba günü başlayan çatışmalarda ölenlerin sayısı 23’e yükseldi.


Lübnan’da çarşamba günü başlayan çatışmalarda ölenlerin sayısı 23’e yükseldi. Önceki gece başkent Beyrut’un doğusundaki Aley kasabasında Suriye karşıtı Dürzi lideri Velid Canbolat yandaşlarıyla hükümet karşıtları arasında çıkan çatışmada 4 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, güneydeki Sayda kentinde çıkan çatışmada ise 1 sivilin hayatını kaybettiğini belirtti. Bu arada başkent Beyrut’ta da kimliği bilinmeyen kişilerin bir cenaze töreninde ateş açmasıyla 6 kişinin öldüğü, 2 kişinin yaralandığı bildirildi. Saldırının Sünnilerin yaşadığı Tarık Cedide semtinde, bu haftaki çatışmalarda keskin nişancı ateşiyle ölen 24 yaşındaki gencin cenaze törende olduğu öğrenildi. Bu arada Beyrut’ta yayın yapan Sevan isimli Ermeni radyosu da, Hariri yanlısı yayın yaptığı için yakıldı. Lübnan’ın kuzeyine sıçrayan çatışmalarda da, Akkar bölgesinin Hilve kentinde, Suriye yanlısı Milliyetçi Suriye Sosyal Partisi ile çoğunlukta bulunan Gelecek Akımı yandaşları arasındaki çatışmalarda 5 kişi hayatını kaybetti.
Hükümetten darbe iddiası
Lübnan’da, iktidardaki koalisyon hükümeti, Hizbullah’ın, Beyrut’un batı kesimini ele geçirmesinin, Suriye’yi geri getirmeyi amaçlayan ‘‘silahlı bir darbe’’ olduğunu öne sürdü. Hristiyan lider Samir Caca tarafından okunan hükümet açıklamasında, Hizbullah’ın, başkentin batı kesimini ele geçirmesinin İran’ın çıkarlarına hizmet amacını taşıdığı da savunuldu. Açıklamada, ‘‘silahlı ve kanlı darbe, Suriye’yi Lübnan’a geri getirme ve İran’ın Akdeniz’e ulaşma alanını genişletme amaçları uğruna yapılıyor’’ ifadesi kullanıldı. Lübnan’ın koalisyon liderlerinden eski devlet başkanı Emin Cemayel de Hizbullah’ın darbe yapmaya çalıştığını söyledi. Cemayel, Paris’ten, Lübnan’daki yerel bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, ‘‘Hizbullah, silahlarını direniş için kullandıklarını söyledi, ancak silahların darbe için kullanıldığı açıkça görüldü’’ dedi. Hizbullah’ın, Beyrut’un askeri denetimini ele geçirdiğini, ancak bunun siyasal dengelerde değişikliğe yol açmadığını söyleyen Cemayel, ‘‘Bu zafer, onlara karşı hızla geri dönecek bir tuzaktır’’ diye konuştu. Öte yandan BBC’nin Beyrut’taki muhabiri Jim Muir ise Hizbullah’ın başkentin önemli bir kısmını ele geçirmesinin iktidar koalisyonu için büyük bir yenilgi olduğuna, telefon ağını kapatmakta acele eden hükümetin şimdi geri adım atmak zorunda kalabileceğine dikkat çekiyor.
Karşılıklı suçlamalar
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Lübnan’da, başkent Beyrut’un batı kesiminin büyük bölümünü ele geçiren Hizbullah örgütünün sürüklediği kargaşa ortamından Suriye ve İran’ın sorumlu olduğunu yineledi. Rice, Hizbullah’ın, masum Lübnan halkından sivilleri öldürdüğünü ve yaraladığını ileri sürerek , ‘‘Hizbullah, devlet içinde devletini korumaya çalışıyor’’ dedi.
İran ise Lübnan’da Şiilerle Sünniler arasında patlak veren çatışmalardan, ABD ve İsrail’i suçladı. Tahran, bu iki ülkenin Lübnan’da mezhep çatışmalarını körüklediğini kaydetti. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Muhammed Ali Hüseyni, “Lübnan’daki kaotik durumun devam etmesinin ana etkeni, ABD ve Siyonist rejimin müdahaleleri ve macera çabalarıdır. Maalesef beklenen siyasi planın bir parçası uygulamaya sokuldu” dedi. Arap Birliği Dışişleri Bakanlarının Lübnan krizi nedeniyle yarın acil toplanacağı bildirildi. Arap Birliği’nin merkezi Kahire’den yapılan açıklamada, örgütün Lübnan krizini görüşmek üzere yarın bakanlar seviyesinde toplanacağı belirtildi. (DIŞ HABERLER)

Dünya basınında Lübnan krizi

The Independent:Amerika’nın bir başka utancı
Deneyimli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk ‘Amerika’nın bir başka utancı’ başlıklı yazısında; “Ve hükümet kaybetti. Ulusal ordu hala sokaklarda devriye geziyor, ancak sadece mezhep cinayetlerini katliamlarını önlemek için. Lübnan ordusu Hizbullah’ın yol kapatmalarını seyrediyor. Başka hiç bir şey yapmıyor. Tahran-Washington çatışmasında, İran kazandı ama şimdilik.
“Lübnanlılar bir İslam cumhuriyetini en az Filistinlilerin istemediği kadar istemiyor. Fakat Hizbullah başkanı Seyid Hasan Nasrallah bir basın açıklamasında bunun Lübnan için “yeni bir dönem” olduğunu söyledi, söylediğini de kastediyordu. Hayır bu bir devrim değil. Bu batı Beyrut’un veya Hizbullah milislerinin muhafızlık ettiği yollarında tekerlekler yakılan ve işlevsizleşmiş olan havalimanının “kaçırılması” da değil.
“Hayır bu bir iç savaş değil. Bazı ölçütler uysa da bir darbe de değil. Bu Ortadoğu’da varolan ABD karşıtı savaşın bir parçası. Beyaz Saray “Hizbullah felaket tohumu ekmeyi durdurmalı” dedi. Yani Taliban gibi. El Kaide gibi. Iraklı direnişçiler gibi. Hamas gibi. Başka var mı?
Guardian: Lübnan’da tehlikeli oyun
İngiliz TheGuardian yazarı Nicholas Noe Amerika ve müttefiklerinin Lübnan’da yaptıkları hesapların umulmadık sonuçlar doğurabiliceğini söylediği yazısında şöyle diyor;
“Lübnan’daki son kumar, İsrail’i Temmuz 2006’daki Hizbullah’a karşı 33 gün savaşını sürdürmesini teşvik yada ‘talep’ etmekti. Bu hareket görülebilir bir şekilde birkaç cephede başarısızlığa uğradı. Aylar sonra, Bush hükümeti, benzer şekilde yerel vekilinin hazır olmadığı tehlikeli bir harekete girişti: Eski Gazze diktatörü Muhammed Dahlan’la ilişkili milislerle Gazze’de Hamas’a karşı bir darbe. Şimdi, Amerikan yanlısı ittifakın birlikte aldığı, ‘devlet gücünden’ arta kalanı doğrudan bir meydan okumayla Hizbullah’ın bağımsız askeri gücü için merkezi önemde bir konuda karar almada kullanınca, Lübnan tekrar cephe ve satranç tahtasının merkezine geldi. Mart 14 grubu ‘Hizbullah’la mücadelede stratejik değişim’ ilan ederken bu yöndeki kararlılığını açıkça belli ediyor. Ama bu hareket göründüğünden ziyade gerçekte etkili olabilecek mi?
“...Oysa koalisyon ‘geri çekilemiyor veya caride bitmiş durumda ve sahadaki güç dengesi yüzünden kararlarını sonuna kadar götüremiyor’. Ordu, Mart 14’ün lehine ‘devlet’ kararlarını uygulamayacağı ve müdahil olmayacağını açıkladı. Öyleyse bıraktığı erken izlenimden anlaşıldığı gibi, Mart 14, şüphesiz Amerikalılarca yüreklendirildi. Birleşmiş Milletler kuvvetlerinin ve Amerikan müttefiklerinin güç dengesine Mart 14 lehine müdahale etmesi pek muhtemel gözükmüyor.
“...Öyleyse esas soru Mart 14 yavaşça ellerindeki güce asılma kapasitesini kaybederse, geçmiş 30 yılda olduğu gibi, İsraillilerin müdahale edip etmeyeceği veya İsrail’in arkasına yaslanıp esaslı hasmının kendi yurttaşlarıyla savaşını izlemekten mutlu olmayı mı tercih edeceğidir”
Keyhan: Beyrut Lübnan’ın evlatlarının elinde
İran’da yayınlanan Keyhan gazetesi de manşetten verdiği haberinde, “Beyrut Lübnan’ın evlatlarının elinde; Hizbullah’ın etkili darbesi Amerika’nın komplosunu bozguna uğrattı” diye yazdı. Gazete hükümet yanlısı milislerden 100ünün tutuklanarak orduya teslim edildiğini ve 800 kadarının da kendilerinin teslim olduğunu öne sürdü. (DIŞ HABERLER)
www.evrensel.net