Ferman padişahınsa kentler bizimdir

Ben, Bandırma CHP İl Genel Meclisi üyesiyim. Tarım Komisyonu’nda görevim var.


Ben, Bandırma CHP İl Genel Meclisi üyesiyim. Tarım Komisyonu’nda görevim var. Balıkesir ilinin kırsalının ve tarımın genel bir değerlendirmesini yaptığımızda, ilimiz nüfusunun yüzde 53.66’sı şehirde, yüzde 42.34’ü köylerde yaşamaktadır. Nüfusun yüzde 44’lük bir kısmı ticari ekonomik faaliyette istihdam edilmektedir. Tarım sektöründe çalışanlar ise yüzde 56.5’i bulmaktadır.
Son zamanlarda uygulanan tarım ve köylü politikaları sonucunda karşımıza kırsaldan kente göç yaşanmaktadır. Kente gelen bu köylü kesim, yeni bir yaşam ve bol para umuduyla geliyor kente.
Ben CHP’nin yerel seçilmişi olarak diyorum ki; son yıllarda tarım reformu gerçekleşmesi adı altında yapılanlar yalandan ibarettir. Tarımda çalışanlara yol gösterilmediği gibi ellerinden tutan bir kuruluş yok. Tarım Bakanlığı’nın sadece adı var. Bakanlığın yaptığı tek proje, AB’nin ve büyük tarım tekellerinin taleplerini yerine getirmektir. Sahipsizliğe ve örgütsüzlüğe yenik düşen tarım çalışanları, ya doğup büyüdükleri, atalarının topraklarını terk ederek kentlere göç ettirilmiştir ya da çözüm olarak sunulan banka kredilerine boyun eğmişlerdir.
Bandırma köylerinin nüfusu, göçle birlikte son 7 yılda yüzde 33 azalmıştır. Bilinçli olarak çiftçilerimizin ürettiği ürünler azaltılmıştır. Tütün, pamuk bitirilmiş, şekerpancarı son yıllarda bölgemizde maliyetini kurtarmadığından ekilemez hale gelmiştir. Acı ama gerçek, küreselleşme bir selleşmeye dönüşerek kırsalda nüfusun düşmesine yol açmıştır. Bu durum, kentlerde sosyal sorunları körükleyerek ucuz emek ve işgücü olarak karşımıza çıkmıştır.
Hükümetin AB müzakerelerinde eline verilen ev ödevinde, 80 bin sayfalık mevzuatın 40 bin sayfalık bölümü tarımla ilgilidir. Ulusal üretim diğer sektörlerde olduğu gibi tarımda da çok uluslu şirketlerin kontrolüne geçmiştir. Ne ekip ekmeyeceğimiz bu uluslararası kuruluşlarca hükümetlere bildirilir hale gelinmiştir. Tohum, gübre, petrol, ilaç fiyatları piyasanın insafına terk edilmiştir. TMO ve Et Balık Kurumu gibi devlet örgütlenmeleri bilinçli bir şekilde yok edilmiştir. Üretici köylülerle sanayicinin ve piyasanın arasında düzenleyici hiçbir devlet kurumu kalmamıştır.
Bölgemizde Manyas Gölü 11 merhale sulama projesi vardır. Bu yıl yap-işlet-devret modeli ile ihaleye çıkarılacaktır. Büyük ihtimalle ihale yabancı şirketlere verilecek. Halkın malı olan doğal kaynak sularımız yabancılaşacaktır. Kısaca, çiftçi ve köylü şimdiye kadar iktidarın pembe tabloları ve yalanlarına kanmıştır. Ancak köylerde kalanlar üretim yapamaz hale gelmiş, kentlere göç edenler de köle şartlarında çalıştırılıyor. Kısacası; köylülük yok ediliyor, çiftçilik kavramı değiştiriliyor.
Bütün bu sorunlar tüm ülke insanlarının ortak mücadelesi ve çabası ile çözülür. Her birimiz üzerimize düşen ölçüde ulusal tarım politikalarının uygulanması için mücadele vermeliyiz. Bu büyük sorumluluk başta üreticilere ve bizlere düşüyor. Belki de Ziraat Odaları, Pankobirlik, Tarım Kredilerden başka bir örgütlenmeye, belki de komşumuz Yunanistan’daki çiftçiler gibi sendikaya ihtiyacımız var.
İsmet Koçyiğit
(CHP Bandırma İl Genel Meclisi Üyesi)
www.evrensel.net