Güneydoğu Anadolu en kurak bölge

Dünya ülkelerinde gıda konusunda yaşanan kargaşanın finansal nedenlerle bağlantılı olduğunu söyleyen Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, bu yıl Türkiye’nin kuraklık şampiyonunun Güneydoğu Anadolu Bölgesi olacağını söyledi.


Dünya ülkelerinde gıda konusunda yaşanan kargaşanın finansal nedenlerle bağlantılı olduğunu söyleyen Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, bu yıl Türkiye’nin kuraklık şampiyonunun Güneydoğu Anadolu Bölgesi olacağını söyledi.
Dünyayı etkisi altına alan kuraklık Türkiye’de de etkisini gösterdi. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün 2007 ve 2008 yağış raporuna göre bazı ürünlerde kuraklık nedeni ile sorun yaşanacağını ifade eden Ahmet Atalık, bu yıl Türkiye’nin kuraklık şampiyonunun Güneydoğu Anadolu Bölgesi olacağına dikkat çekti. 2007-2008 tarım yılında bölgenin geçen yıla göre yüzde 46 oranında daha düşük yağış aldığını belirten Atalık, kuraklığın yaşandığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tarımsal üretime katkısına dikkat çekerek, kuraklık nedeniyle baklagil üretiminin yüzde 50 oranında düştüğünü söyledi. Bölge illerinin Türkiye’nin buğday üretiminin yüzde 13’ünü, arpa üretiminin ise yüzde 16’sını karşıladığına vurgu yapan Atalık, şunları dile getirdi: “Bu bölgemiz özellikle kırmızı mercimek üretimi açısından çok büyük bir öneme sahip olup üretimin yüzde 90’dan daha fazlasını karşılıyor. Normal şartlarda Türkiye buğday üretimine katkısı 4 milyon 500 bin ton civarında. Yaşanan kuraklık dolayısıyla Ziraat Mühendisleri Odası bu yıl yörenin buğday üretiminin yaklaşık olarak yüzde 55’lik bir azalmayla 2 milyon ton civarında gerçekleşeceğini tahmin etmektedir. Kayıp miktarı yaklaşık 2 milyon 500 bin tondur. Bölgenin normal şartlarda arpa üretimi 1 milyon 600 bin ton olup onun da yaklaşık yüzde 5’lik bir kayıpla 600 bin ton civarında gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Özellikle kırmızı mercimek açısından tehlike çanları çalıyor. Bölgede 480 bin ton kırmızı mercimek üretiliyor. Kuraklığın etkisiyle yaklaşık yüzde 44’lük azalmayla 210 bin ton üretim bekleniyor.”
İhracat durdu
Türkiye’nin, baklagil ihracatında Kanada, ABD, Çin ve Avustralya’nın ardından 5. sırada olduğunu aktaran Atalık, “1990 yılında 300 milyon dolar civarında olan baklagil ihracatı, 2004’te 167 milyon dolar, 2005’te 158 milyon dolar, 2006’da 248 milyon dolar, 2007’de 190 milyon dolara geriledi” dedi. Gıda fiyatlarının son dönemlerde birtakım nedenlerin ön plana çıkarılarak yükseltildiğini belirten Atalık, öne sürülen nedenlerden birinin ise dünya nüfusunun artışı ve paralelinde gıda ihtiyacının da artması olarak değerlendirdi. Geçmiş yıllarda yaşanan sel ve kuralığın dünya tarım üretimini olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Atalık, bu nedenle gıda üretimini yapan ülkelerin ürün ihracatını ya kıstığını ya da tamamen durdurduğunu belirtti.
25 bin kişi açlıktan ölüyor
Dünya genelinde gıda fiyatlarında görülen her yüzde 1’lik artışın 16 milyon insanı açlığa sürüklediğini vurgulayan Atalık, “Petrolün alternatifi olarak biyoyakıt kullanımının yaygınlaşması, insan gıdası olarak tüketilen tarım ürünlerinin otomobil yakıtına dönüştürülmesi ve bu amaçla kullanılan tarım arazilerinin genişlemesi gıda fiyatlarının artmasına neden oluyor” diye konuştu. Tüm bunların gıda fiyatlarının yükselmesinin önemli bir nedeni gibi göründüğünü belirten Atalık, şunları belirtti: “Ancak bunların hiçbiri buğday, pirinç, mısır, kırmızı mercimek gibi ürünlerin fiyatlarının çok hızlı yükselmesine neden olabilecek nedenler değil. Dünyada 800 milyon insan aç diyoruz. Bugün itibariyle dünya buğday stoklarına bakıyoruz, 112 milyon ton stok var. Yani Türkiye gibi nüfusça yoğun bir ülkenin 6 yıllık buğday ihtiyacını karşılayabiliyor, diğer yönü ile Türkiye gibi 6 ülkeyi doyurabilecek buğday stoku mevcut. Dünyada 77 milyon ton pirinç stoku var. Türkiye üzerinden örnek verirsek, hiç pirinç üretmesek dahi 140 yıllık ihtiyacımızı karşılayabiliyor. Diğer bir deyişle, dünyada Türkiye gibi 140 ülkeyi doyurabilecek pirinç stoku mevcut. Gıda konusunda yaşanan kargaşa tamamen finansal nedenlerle bağlantılı politikalardan ibarettir. Bu nedenle dünyada her gün 25 bin kişi doğrudan açlıktan ölüyor, geri kalan 800 milyon insan ise halen aç kalıyor.” (İstanbul/DİHA)
Metin İnan
www.evrensel.net