YAŞADIKÇA

  • Gazetemizin 23 Nisan 2008 tarihli sayısında Samsun’daki “mobil” santraller haber yapılmıştı. Habere, “Çalışmayan santrallere milyonlarca dolar” başlığı verilmişti. Bu olayı daha işin başındayken hem haber olarak hem de bu köşede yazı konusu yapmıştık.


    Gazetemizin 23 Nisan 2008 tarihli sayısında Samsun’daki “mobil” santraller haber yapılmıştı. Habere, “Çalışmayan santrallere milyonlarca dolar” başlığı verilmişti. Bu olayı daha işin başındayken hem haber olarak hem de bu köşede yazı konusu yapmıştık. Anlaşılan BYDK (Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu) bu konuda yeni uyanmış. Çünkü haber, BYDK’nın bu konudaki raporuyla ilgilidir.
    Hatırlayacağınız gibi, Samsun’da bir “mobil santral” kurulması gündeme gelmişti. Bu santralin kurulması da, çalıştırılması da ahlaksızca bir uygulamaydı. ÇED raporundan yırtmak için geliştirilen bir yalandı bu “mobil” santral olayı. Santral “mobildi” ama mobilize değildi. Yerinde çakılı duruyordu. Üstelik hem pahalı enerji üretiyor, hem çevrenin canına okuyordu. Adı mobil olduğu için de ÇED gerekmiyordu!
    Bu, işin bir tarafıdır. Bir başka boyutuna bakınca ahlaksızlık daha da artıyor.
    Bu iki santralin ihalesi, Bartın ve Dalaman için açılıyor, ama santraller Samsun’a kuruluyor. 2003 Şubat’ında üretime başlıyor ama bu kez Samsun Barosu’nun girişimiyle Mayıs 2003’te mahkeme ÇED raporu yok diye yürütmeyi durduruyor. EÜAŞ Yönetim Kurulu, 17 Ekim 2003’te santrallerin çalışmadan ama çalışmaya hazır şekilde beklemesine ve bu santraller için kira ödenmesine karar veriyor.
    Hatırlarsanız; şimdiki Enerji Bakanı, o dönemde bu santraller için; “Bu santralleri devreden çıkarttık. Bunların yerine aynı elektriği su ile üreterek, bu santrallere kiralarını ödediğimiz halde bir kWh için 2 cent kâra geçtik” anlamında şeyler söylemişti. İşte üretim yapılmadığı halde ödenen bu para 140 milyon doları geçmiş durumda!
    Mobil santrallerle ilgili olarak bu köşede çıkan 7 Temmuz 2003 tarihli “Soygunun resmi rakamları” ve 18 Mart 2002 tarihli “Mobil soygun” başlıklı yazılara göz atmakta yarar vardır. Bu yazılara internet üzerinden gazetemiz arşivi aracılığıyla ulaşılabilmektedir.
    Şimdi devletin elinde bulunan diğer elektrik üretim ve dağıtım tesislerini de elden çıkartmaya çalışıyorlar. Her özelleştirme veya Yap İşlet-Yap İşlet Devret modelleri halkımızın soyulmasına hizmet etmektedir. Bunun adı kesinlikle soygundur! Bazı imtiyazlı sanayiciler sanayicilik yapmak yerine enerji üretimiyle uğraşmaktadır. Çünkü enerji sektörü ülkemizde en kârlı sektördür. Ve unutmayalım ki; enerji demek ekonomi demektir. Ekonomi ise her şeyi belirlemektedir.
    Önümüzdeki süreçte bir yanda özelleştirmeler, diğer yanda nükleer santral soygunu beklemektedir. Başlayan ve derinleşeceği görülen ekonomik krizin yükünü de halkımızın sırtına vurmak istedikleri; çıkartılan son yasalarda açıkça görülmektedir. Cumhurbaşkanı’nın bile kendi çocuğunun emekliliğini garantiye almak için sigortalattığı bir ülkede yaşamaktayız. Uzun lafa gerek var mı?
    BYDK’nın bu raporunu ve gelişmeleri yakından izlemek, diğer soygunların engellenmesi için de önemlidir. Şimdi ya bütün bu soygun ve aldatmalara alışacağız, ya da yeniden emek ve bağımsızlık mücadelesiyle halkın bütün kesimlerini kucaklayıp; bu saldırıları geri püskürteceğiz.
    Enver Şat
    www.evrensel.net