DURUM

  • Tuzla tersanelerindeki iş cinayetleri konusu artık çok iyi biliniyor. Ama patronlar ve sermaye basını, AKP Hükümeti’nin de desteği ve göz yumması ile olayları saptırma ve örtbas etme konusunda yalana dayalı bir kampanya sürdürüyorlar


    Tuzla tersanelerindeki iş cinayetleri konusu artık çok iyi biliniyor. Ama patronlar ve sermaye basını, AKP Hükümeti’nin de desteği ve göz yumması ile olayları saptırma ve örtbas etme konusunda yalana dayalı bir kampanya sürdürüyorlar. Bu adi kampanyaya son desteklerden birisi de Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan’dan geldi. Bakan, “Türkiye’nin tersanecilik sektöründe dünyada 8’inci, mega yat üretiminde de 3’üncü durumda olduğunu, Tuzla’daki ölümlü iş kazalarının Türkiye dışındaki bazı dış mihrakların provokasyonu olabileceğini, bunun nedenlerinin iyi araştırılması gerektiğini” ileri sürüyor.
    Bakanın mantığına ve bir tersane patronunun “MİT’lik işler” açıklamasına bakıldığında, iş güvenliği ile ilgili iş yerinde alınmayan tüm tedbirlerin dış mihrakların provokasyonu olduğunu söylemek gerekiyor! Dış mihraklar vinçlerden dev parçaları işçilerin üzerine atıyorlar, havalandırılmayan yerlerde yapılan kaynaklarda gaz patlaması yaratarak işçileri öldürüyorlar, yüksekte ve tehlikeli yerlerde çalışan işçilerin arkadan itilmesini sağlıyorlar vb. vb. Deli saçması gibi gelen bu sözler, işbirlikçi sermayenin hükümetinin bir bakanı tarafından ciddi ciddi ileri sürülüyor. İşin içine, patronların adamları tarafından yapılan ve “PKK defol” sloganları atılan bir gösteri de eklendi mi, ortaya tam mamur bir komedi çıkıyor.
    Aslında işin içinde bir “dış mihrak” var ama o bakanın aradığı yerde değil, başka yerde, en tepede! Tuzla tersanelerinde genellikle dış siparişler üzerine üretim yapılıyor. Tersane adeta dışarıdaki dev tekellerin taşeronu gibi çalışıyor. Üretime gerekli olan, ileri teknoloji gerektiren tüm parçalar dışarıdan getiriliyor, yanlarına yapım planları da eklenerek tersane patronlarının ellerine tutuşturuluyor. Patronlara ucuz işgücünü harekete geçirerek gemileri ve dev yatları üretmek düşüyor. Ama aşırı kâr elde edebilmek için, bu üretimin içine biraz da işçi kanı ve canı eklemek gerekiyor. Yoksa kârlar tatlı hale gelmiyor. Yani dış mihraklarla tam bir işbirliği, onun da ötesinde uşaklık söz konusu. Bu arada bizim de Çinlerimiz olmalı diyenler, amaçlarına ulaşıyor ve Tuzla tersaneleri yılda işçi ölümü oranında Çin’in tersanelerine yetişiyor.
    Kuşkusuz Bakan Çağlayan’ın açıklaması ve bu açıklamaya temel olan tutum farklı yönleri ile de çarpıcıdır. Bakanın bu açıklaması ile iş cinayetleri resmi sermaye ve devlet politikası düzeyine yükselmiştir. Bugüne kadar bu açıkça ifade edilmiyor, “ihmaller ve kazalar” düzeyinde sorun ele alınıyor, göstermelik tedbirler devreye sokuluyordu. Ama bu açıklama ile üretim ve çalışma koşullarında ciddi bir değişimin olmayacağı, bunun yapılması durumunda “rekabet edilemeyeceği” resmi bir üst düzey yetkili tarafından ilan edilmiş oldu.
    İşbirlikçi sermayenin sınıf tutumuna vurgu yapan bu açıklama, aynı zamanda sendikayı, ileri işçileri de hedef tahtasına açıkça koydu. Sendika ve ileri işçiler üzerinde, patronların aleti olan güvenlik güçlerinin terör estirmesi meşrulaştırılmak istendi. Ama artık mızrak çuvala sığmıyor. Ülkede yaşayan ve vicdan sahibi her vatandaş, artık Tuzla’dan gelen her ölüm haberinde patronları sorumlu tutuyor, işçiler daha kararlı mücadeleye atılıyor.
    Kapitalizm yola vahşi üretim koşulları ile çıkmıştı. Emperyalist gelişme, 150 yıl öncesinin vahşi üretim koşullarını şimdi tüm bağımlı ülkelere doğru yaygınlaştırıyor. Buna karşın uluslararası işçi sınıfının mücadelesi de yaygınlaşıyor ve güçleniyor. Uluslararası işçi sınıfının seçkin temsilcilerinden oluşan sendikacılar ve işçi temsilcileri geçtiğimiz günlerde Gönen’de bir araya geldiler ve işçi sınıfının mücadelesinin deneyimlerini tartıştılar ve ülkelerine edindikleri bu birikimle döndüler. İşçiler tek tek ülkelerde patronlara karşı birleşip ve mücadeleye atılırken, uluslararası dayanışmalarını da güçlendirecek yolları arıyorlar ve buluyorlar. Kuşkusuz gelecek işçi sınıfının olacak.
    Ahmet Yaşaroğlu
    www.evrensel.net