UZUN MESAFE

  • Hekimleri hasta olarak hiç düşündünüz mü bilemiyorum. Oysa hasta olmayı kim ister sözü, biz hekimler için ayrıcalık tanımıyor.


    Hekimleri hasta olarak hiç düşündünüz mü bilemiyorum. Oysa hasta olmayı kim ister sözü, biz hekimler için ayrıcalık tanımıyor. Bugün sizlerle bir hastalık kurgusu üzerinden nasıl bir sağlık ortamında tedavi görmek isteyeceğimi paylaşmak istiyorum. Aslında bunu ben sizin yerinizde olsaydım nasıl davranırdım, olarak da algılayabilirsiniz.
    - 34 saattir aralıksız çalışmak zorunda bırakılmış olan bir hekimin polikliniğinde muayene olmak istemem.
    - Nöbet izni yasaklanmış ve aralıksız 24 saattir penceresiz bir yoğun bakımda hizmet vermesi emredilmiş bir hemşire arkadaşımın izlemindeki yoğun bakım hastası olmak istemem.
    - Aralıksız 18 saattir çalıştırılmış ve daha da çalıştırılacak olan bir ameliyathane hemşiresinin ekipte yer aldığı bir ortamda ameliyat olmak istemem.
    - Taşeronlaştırılmış temizlik hizmetlerinin sigortasız ve malzemeden kaçınma olasılığı yüksek hizmet sunumundan nasibini almış bir diş ünitesinde dişimi çektirmek istemem.
    - Kendi sağlık personelinin ciddi hastalıklarında tedaviyi üstlenen, aynı kurumda çalışan görevli hekime istirahat açmaması için baskı yapıldığı bir hastaneye yolumun adli rapor talebi ile düşmesini istemem.
    - Tabip Odası seçim sürecinde, “Bırakın hasta haklarını, önce hekim hakları” diye el ilanı dağıttığına tanık olduğum bir hekimde çok gerekmedikçe muayene olmak istemem.
    - Klinik içi hasta nakillerini külfet olarak algılayıp hastalara hiç sormadan kadın erkek karışık yatıran, insana hürmetsiz bir sağlıkta dönüşüm ekibinin çalıştığı hastanede yatmak istemem.
    - Sağlık çalışanlarına el yıkayacakları yeterli lavabo sunmayan, trilyonluk bütçelerin döndüğü hastanelerde enfeksiyona açık bir hastalıktan yatmak istemem.
    - Bana adımla değil oda ve yatak numaramla hitap eden bir iç dilin kullanıldığı hastanelerde yatmak istemem.
    - Sosyal güvenlik kurumlarından daha çok para tahsil etmek adına sürekli başka hekimlerin ‘sahte’ imza atmasını telkin eden, sorumluluktan kaçmayı teşvik edici anlayışta kamu veya özel sağlık kuruluşunda olmak istemem.
    Zaman zaman hekimin diğer hasta hallerinde buluşmak dileği ile sağlıcakla kalın.
    Anadolu’nun kolesterol haritası
    Türkiye fırsatlar ülkesi ama maalesef değerlendiremiyoruz, sözünü özellikle liberallerden çokça duyarız. Yıllar önce değerli bir tıp insanından benzer bir sözü bu kez bilimsel araştırmalar için duymuştum. Yakın zamanda Anadolu’nun farklı bölgelerinde yaşayanların kolesterol ortalamalarını ele alan bir makaleyi okuyunca usum beni on beş yıl öncesindeki o diyaloga götürdü. Hocamız, ülkenin sınırları adeta bir kalemle çizilmiş farklı bölgelerinde farklı yağların tüketildiğinden yola çıkarak, Anadolu’nun bölgesel kolesterol haritasının çıkarılması yanı sıra farklı yağ türlerinin sağlık üzerindeki somut yansımalarının ülkemiz üzerinden dünya tıbbına aktarılabileceğini söylüyordu. O yıllarda Karadeniz’de mısır özü yağı, Trakya’da ayçiçek yağı, Ege’de zeytinyağı, İç ve Doğu Anadolu’da hayvani ve doymamış diğer yağlar (o yılların yaygın adı ile Vita yağı, kuyruk yağı, tereyağı) daha bir tercih ediliyordu. Şimdilerde bu yağ kullanım alışkanlıklarının tüm bölgelerde daha bir benzeşmeye başlaması, o ölçüde bir bilimsel çalışmayı gölgeliyor. Yani hep birlikte bizim iklim yapımız, genetik özelliklerimiz ışığında kullanmamız gereken yağ türlerini belirleme olanağını yitirdik. Günümüz koşullarında tüm bilimsel verilere karşın tıbbın önerdiği ‘sağlıklı yağ’ değerlendirmelerinin tümüyle kapitalist sistemin gereksinmelerinden kaynaklanmadığını iddia edemeyiz diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz?..
    www.evrensel.net