Diyarbakırlı gençlerden alternatif sergi

Son yıllarda uluslararası çağdaş sanat üretiminde önemli bir yer tutan Diyarbakır, genç yetenekleriyle dikkat çekmeye devam ediyor.


Son yıllarda uluslararası çağdaş sanat üretiminde önemli bir yer tutan Diyarbakır, genç yetenekleriyle dikkat çekmeye devam ediyor. Şu sıralar, Diyarbakırlı olan ve Dicle Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Resim Bölümü’nden mezun olan öğrenciler, Diyarbakır Hasanpaşa Hanı’nda çalışmalarını sergiliyorlar. Sergi, “sürekli diyalog” temelinde, sanatı estetik ve etik boyutlarıyla yeniden tartışmaya açmayı, bunlar üzerine yeniden düşünmeyi sorun ediniyor.
“Dil Durumları” adı altında sergilenen çalışmalar, politik, kültürel ve sanatsal alandaki egemen anlayışı ve bu söylemlerin işleyişini irdeliyor. Bunun yanında işlerini sergileyenler, galeri ortamı dışında, kurumlarla hiçbir ilişkiye geçmeden sadece kendi yağlarıyla kavruluyorlar. Sergi, performans, video performans, fotoğraf, metin gibi çağdaş sanatları konu ediniyor. Küresel kültür endüstrisini ve bunların sanat politikalarını eleştirel bir bakış açısıyla tartışmaya açan Diyarbakırlı sanatçılar, ayrıca Diyarbakırlı sanatçılar açısından sanatın ve kamusal alanın demokratikleştirilmesini de yeniden tartışmaya açma arzusunda olduklarına işaret ediyorlar.
Geçtiğimiz hafta sonu açılışı yapılan sergiye çok sayıda genç ressam ve izleyici katıldı. Sergi, Uğur Orhan’ın canlı performansı ile başladı. Orhan, gelen izleyicilere, masasına koyduğu koca bir tencereden nohutlar ikram etti. Yanında tuz ve biberi de serpiştiren Orhan’ın en ironik göndermesi ise sanat tarihi ansiklopedisinin yapraklarını kase haline getirerek dağıtmasıydı. Bunun devamında ise aynı şekilde Selam Şeker’in kartvizitlere yazıp dağıttığı “Her türlü şey okunur” ifadesiyle sanatçı ve küratörlüğü ti’ye alan çalışması dikkatleri çekiyor. Farklı malzeme ve yorumlarla sanat üzerinde düşünme ve eleştirel bir yetkinlik sağlamaya dönük işlerin başında ise video ve enstalasyonlar geliyor. Aşkın Adan, Seçkin Aydın, Fatoş İrven, Uğur Orhan, Şefik Özcan, Selam Şeker ve Çiğdem Tölük’ün işlerinin yer aldığı sergide, farklı bakış açıları ve “söylem düzenleri” yakalanmaya çalışılıyor. Esasında bakıldığında Foucault’nun iktidar analizlerinden ciddi izler taşındığını söylemek mümkün.
İktidarın “her yerde hazır ve nazır” olduğu yönündeki tezi, Diyarbakırlı genç güncel sanatçıların bir bakıma düşünme ve tartışmalarının çıkış noktası gibi. Seçkin Aydın, video ve fotoğraf çalışmasında ilginç bir yorum getiriyor. Aydın’ın çalışmasının temel malzemesi, tepsi üzerinde belli bir düzen içinde, biraz pirinç, biraz bulgur, tuz ve bir bardaktan oluşuyor. Hemen yukarısında (videoda da bu görüntülerin hemen ardından) Kuran ayetleri yer alıyor. Nesneler ile dil ilişkisini ve bunların oluşturdukları söylem düzeninin pratikteki karşılığını yorumlamaya çalışıyor Aydın. Bunların yanında Fatoş İrven, kapitalist sistemi, bir bakıma iktidarı eleştiren kare şeklinde cam fanus içinde “kara kutu”yu çalışma konusu yaparken, Aşkın Adan da Mezopotamya kültüründe önemli bir folklorik öge olan “beş taş” oyununu video çalışmasında ele almış. (Diyarbakır/EVRENSEL)
Ali Rıza Kılınç
www.evrensel.net