Sınav, ölüm kalım savaşı değildir

915 bin adayın başvurduğu OKS, 8 Haziran da son defa yapılacak. Binlerce öğrencinin gireceği sınavda aylar öncesinden hazırlanan gençleri yine bir maraton bekliyor.


915 bin adayın başvurduğu OKS, 8 Haziran da son defa yapılacak. Binlerce öğrencinin gireceği sınavda aylar öncesinden hazırlanan gençleri yine bir maraton bekliyor. Yarış atına çevrilen öğrenciler, son OKS yarışına girerken, her yıl yapılacak olan Seviye Belirleme Sınavıyla öğrencilerin sınav hayatları başlamış olacak.
Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı’nda (OKS) öğrenciler ve velilerin neler yapması gerektiğine ilişkin “İnsan beyni bir durumu nasıl algılar ise ona göre duygusal düşünsel tepki gösterir” diyen İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Özkan, bu açıdan sınavı ölüm kalım savaşı gibi algılamamak gerektiğini söyledi.
Sınav ile ilgili görüştüğümüz Özkan, sınavların hayatın bir parçası olduğunu belirterek, hayatın akışını belirleyen unsurlar olmadığına da dikkat çekti. Öğrencilerin, toplum ve özellikle ailelerin bu sınava nasıl baktığının önemli bir unsur olduğunu belirten Özkan, bunun sınav kaygısının ortaya çıkmasında belirleyici rol oynadığını ifade etti.
Aileler dikkat
Özkan, OKS ve ÖSS’nin de gençlerin dürtüleri ile akılları arasında çatışma ve uzlaşmadaki zor bir dönem olduğunu kaydederek, eğitimciler ve ailelerin gençleri böyle kabul etmeleri gerektiğini vurguladı. “Sınavlar üzerinde aileler ipotek kurmamalı, aşırı beklenti içine girmeyip, genelleştirici tutum takınmamalılar” diyen Özkan, sınavda ailelere önemli bir görev düştüğünü söyledi. Özkan, “Her ne kadar aileler ‘dünyanın sonu değil’ dese de, sözsüz davranışları pek görülmüyor. Onun için sınav sabahı çocuklarını kucaklasınlar, bir anlamda çocuğa ‘önemli olan sınav değil, sensin’ gibi bir mesaj verilmelidir” dedi. Özkan, sınav esnasında velilerin öğrencileri okul dışında beklemelerinin kaygıyı artıracağına da dikkat çekti.
Kaygı aza indirilmeli
Özkan, sınav kaygısının doğal bir süreç olduğunu şu sözlerle anlattı: “Bir ölçüde kaygı kişiyi motive etmek için, pozitif bir adrenalin deşarjı sağlamak için gereklidir. Bu açıdan öğrenciler kaygıdan korkmasınlar. Hiç kaygının olmaması da doğal değildir, kaygının çok abartılı olması da. Kaygı hiç yoksa, ilgi ve merak da çok yoktur. Ama kaygı kontrol dışına çıkmış ise, mantığı teslim almış ise, o zaman sınav başarıyı olumsuz etkiler. Sınav esnasında kaygı artarsa, sınava ara verip derin derin nefes alınması, kaygıyı aza indirecektir.”
Ayrıntıya takılmak kaygıyı artırır
Sınava kısa bir süre kala konu öğrenme çabasına girmenin anlamsız olacağını söyleyen Özkan, “Öğrenci daha çok şimdiye kadar öğrendiği ve özümsediklerini gözden geçirmeli. Bellekten unutma ihtimali ya da kolay unuttuğunu düşündüğü konular varsa, özetlerini hızlı bir şekilde ayrıntıya takılmadan götürmeli.
Öğrenci kendini ‘yarış atı’ gibi hissederse ve mükemmeliyetçi davranırsa, bazı sorularda çok fazla takılabilir. Ayrıntıya takıldıkça kaygı artar, kontrolden çıkar” dedi.
Özkan, sınava bir gün kala uykunun ihmal edilmemesi gerektiğini de belirterek, yaşam biçimini altüst edecek programların yapılmaması ve asgari dinlenme ile günü geçirmenin önemine vurgu yaptı. (İstanbul/EVRENSEL)
Sevim Kahraman
www.evrensel.net