Fotoğraf: AA

ROJEV

  • Yazının başlığı, başbakan Erdoğan ile ana muhalefet lideri Baykal’ın isminden türedi.Erdoğan, Baykal.Ya da Baydoğan, Erkal


    Yazının başlığı, başbakan Erdoğan ile ana muhalefet lideri Baykal’ın isminden türedi.
    Erdoğan, Baykal.
    Ya da Baydoğan, Erkal.
    ‘Ne alaka’ diyenler olabilir.
    ‘İki uzlaşmaz, birbirine benzemez isim’ diyenler de çıkabilir.
    Biri AKP lideri, diğeri CHP… Biri laik, diğeri şeriatçı diyenlerde olabilir.
    ‘Birbirlerine demediklerini bırakmıyorlar’ diye düşünenler de…
    Biri elit kalsa da, halkı peşine takmak için her türlü numaraya yatan iki lider!
    İki didişen, halkı kamplara bölüp parçalayan politikacı için farklı yaklaşımların olması doğal.
    Her gün birbirlerine atıp tutuyorlar. Birbirlerine demediklerini bırakmıyorlar. İkisi de hitabet sanatı icra ettiğini düşünerek, döktürdükçe döktürüyor.
    Demagoji yapmakta yarışıyor, mangalda kül bırakmıyorlar. İkisi de kabadayı, ikisi de bitirim.
    Bir ara, Erdoğan simit satmaktan ayakkabı boyamaktan söz edince, Baykal, “benim de simit satmışlığım var” mealinde şeyler söylemişti. Birbirlerinden geri kalmamak için çırpınıp duruyorlar.
    Ancak gerçeği söylemek gerekir ki, Baykal’ın çekirdekten yetişme, Kasımpaşalı Erdoğan’a yetişmesi mümkün değil! Bunu bilen Erdoğan, işin kolayını bulmuş. Onu elitiyle baş başa bırakmada epey mesafe de almış bulunuyor.
    Erdoğan, her dönemeçte, her zorlandığı dönemde Baykal’a yüklenip, eşiği geçmeyi biliyor. Baykal’ın çevresi, ekibi, Sav ve diğerleri de Erdoğan’ın işini kolaylaştırıyorlar.
    Her an, her saat Baykal ve Erdoğan kapışması üzerine kurulu, sorunların özünden uzaklaşmış olarak süren bir tartışma ortamının içinde bulunuyoruz.
    Öyle ki, dışardan birileri bakıp, bir sonuca varacak olsa, bu iki burjuva politikacı, suyun tarifinde bile anlaşamazlar’ sanabilir. Çünkü birinin ak dediğine diğeri kara demeyi marifet sayıyor.
    Tartışılacak sorunu saptırmayı, halkı gerçek sorunlarından uzaklaştırmayı iyi beceriyorlar.
    Ekmeğe zam mı yapıldı, halk tepki göstermeye mi başladı.
    Erdoğan cin gibi. Baykal’a bir laf dokundurup, dikkatleri başka bir yere çekip, işi bitiriyor!
    Baykal hemen atlıyor ve ortalık bir anda toz duman oluyor. Zamlı ekmek biraz daha azalmış olarak boğazlardan geçmeye devam ediyor.
    Telefon dinleme ve takip meselesi gibi çok önemli bir sorun bile bunların elinde ne hale geldi.
    Daha bir çok sorun, bu iki kafadarın tutumlarından dolayı, çığırından çıktı, tartışılamaz oldu.
    Ancak…
    Kürt sorunu konusunda ne kadar ortak oldukları bir kez daha görüldü. Bu aralar ikisi de Bölge’ye geziler düzenliyorlar. Erdoğan’dan sonra Baykal’da Bölge’ye uzandı.
    Ancak, ne kadar yandaş olduklarını, aynı dili kullandıklarını, aynı cümlelerle konuştuklarını ve aynı inkarcı kafaya sahip olduklarını bir kez daha gördük. Bu alanda yarışmaya, kapışıyor gibi gözükmeye bile gerek duymadılar.
    Baykal, adeta Erdoğan’ın izinde yürüdü.
    Kürt sorununu ağızlarına almadan, Kürtlerin hak ve özgürlük taleplerini görmezden gelmeyi sürdürerek, işkembeyi kübradan savuruyorlar.
    İkisi de Kürt sorununu terör sorunu olarak görüyor.
    Hükümetin başı da, muhalefetin başı da aynı telden çalıyor. İkisi de inkarcı, ikisi de şiddeti sürdürerek, halkı, demokratik hak ve özgürlük taleplerini bastırmak için uğraşıyor.
    İkisi de demokratik çözüm, barış ve diyalog yoluyla çözümden uzak, TSK’nın yıllardır sürdürdüğü savaşı sürdürmekten yana.
    İkisi de demagog. İkisi de “Kürt sorunu yok, geri kalmışlı ve terör sorunu var” diyor. “Geri kalmışlığı da terörü de bitirip sorunu çözeceğiz diyor. Yani 85 yıldan bu söylenen nakaratı sürdürüyorlar.
    İkisi de emek, barı ve demokrasi düşmanı olduğunu güncelleyerek tescil ediyor. Daha bir kaç gün önce İstanbul Kadıköy’de yüz bine yakın barışseverin dile getirdiklerini atlıyorlar.
    Yapılması gereken, ikisine de, partilerine de, programlarına da… söylenmesi gerekeni söylemektir.
    Yapılması gereken, biri gelenekçi zorba, diğeri yeni yetme, ama ikisi de emek, demokrasi, özgürlük ve barış düşmanı bu zihniyete karşı birleşmektir.
    Yapılması gereken “sağ” “sol”, laik, şeriatçı kalıplarını kırmak, ezilen ve sömürülen, mazlum ve mağdur tüm kesimlerin, tüm güçlerin birleşik hareketini, demokratik halk hareketini yaratmaktır.
    Yapılması gereken, bunları alaşağı edecek, örgütlülüğü kurmaktır.
    Bunu önüne koymayan, sorunlara buradan bakmayan, her alanda kurulacak birliği bu yaklaşımla inşa etme çabasında olmayanlar, işçi ve emekçileri, farklı kültür ve inançlara sahip milyonların bu politika bezirganlarına mahkumiyetine katkı sunmuş olacaktır.
    Ender İmrek
    www.evrensel.net