Fotoğraf: Tanner Maury/EPA/AA

‘Rejisör’ Atıf Yılmaz

Türkiye sinemasında başarılı yönetmenlerin arasında Atıf Yılmaz yer alır. ‘50’li yıllardan itibaren sinemanın gelişmesinde önemli katkısı olmuştur. Yılmaz, 5 Mayıs 2006 tarihinde yaşama veda etti. Arkasında bıraktığı filmleri ile sinemaseverlerin gönlünde yaşamını sürdürüyor usta yönetmen...


Türkiye sinemasında başarılı yönetmenlerin arasında Atıf Yılmaz yer alır. ‘50’li yıllardan itibaren sinemanın gelişmesinde önemli katkısı olmuştur. Yılmaz, 5 Mayıs 2006 tarihinde yaşama veda etti. Arkasında bıraktığı filmleri ile sinemaseverlerin gönlünde yaşamını sürdürüyor usta yönetmen...
113 filme imza attı. Atıf Yılmaz ile ilgili Müjde Arslan tarafından derlenen ‘Rejisör’ Atıf Yılmaz adlı kitap çalışması Agora tarafından yayımlandı. Arslan, yaptığı çalışma Atıf Yılmaz’ın yönetmenliği ve sinemaya bakışı hakkında okuyucuya önemli bilgiler sunuyor. Kitapta Yılmaz’la yapılan röportajlar ve Yılmaz’ın sinemacılığı ile ilgili yazılar yer alıyor. Röportajlar ve yazılar Türkiye’de sinemacılığın da tarihinden önemli kesitler sunuyor.
Sendikalaşmak gerek
Yönetmenle Orhan Kemal’in 1952 yılında yaptığı röportaj ise en eski röportaj. Yapılan röportaj Yılmaz’ın, sinema ile ilgili görüşlerini açıklaması, hem de sinema emekçisinin durumunu anlatması bakımından önemli. Bir de röportajı yapanın Orhan Kemal olduğunu bir kez daha hatırlatalım! Röportajın başlığı ise, “Sendika kurarak hak ve haysiyetleri sermayedara karşı savunmak lazım!”
Röportajda sorulan ilk soru ve cevap şöyle: “Elinizdeki teknik imkanlarla kifayetli, sanat anlayışı üstün, kaliteli filmler çevirmekten sizi men eden nedir?
Birçok sebep. Bunların başında sermaye sahibinin peşin hükümleri gelir. Koyduğu sermayeyi süratle çıkarmak gayesini birinci planda gören sermayedar, filmin mutlaka tutunması ister.” (s.1)
Röportajın son sorusu ve soruya verilen cevapta, sinema emekçilerinin günümüzde de önemli bir sorunu olan örgütlenme sorunu üzerinde duruluyor. “Şu halde bu işi nasıl başarmalı? İyi artistin yetişmesi paraya mütevakkıf bir iş olduğuna ve sermayedar da muayyen bir ücretten fazlasını vermeye kendisini mecbur tutmadığına göre...
Anlıyorum. Bu işin de kolayı var. Garp memleketlerinde olduğu gibi, artist ve rejisörlerin hatta senaristlerin, birer sendika kurarak, hak ve haysiyetlerini sermayedara karşı savunmaları lazım. Londra’da sendikanın müsaadesi olmadıkça değil hariçten artist, ne bir köpek hatta ne de bir kuş alıp rol verilmezmiş. Düşünün, böyle tesirli sendikalarımız olsa, prodüktöre karşı nasıl bir kuvvet olurduk! Tabii her hak bir vazife karşılığı olacağına göre, prodüktör de ödeyeceği yüksek ücrete karşılık artistlerde her isteyeceğini bulmak isteyecektir. Karşılıklı külfet ve nimet çekişmesinden de filmciliğimiz faydalanacaktır. Sinemanın halk eğitimi bakımdan ne kadar tesirli ve yaygın bir vasıta olduğu su götürmediğine göre, üzerinde ne kadar durulsa yeridir.” (s.3)
‘Proleter Kürt’
Atıf Yılmaz’la yapılan diğer röportajların da sinema ile ilgili ilginç ve birbirinden güzel konulara değindiğini bir kez daha tekrarlayalım. Atıf Yılmaz’a verilen ‘rejisör’ lakabını da açıklamış Yılmaz. Tabii Atıf Yılmaz’la ile yapılan röportajlar ve Yılmaz’ın sineması ile ilgili yazılan yazıları bir araya getirerek derleyen Müjde Arslan’ın işi o kadar kolay olmamış. “Atıf Yılmaz, arşivden aranacak en zor yönetmendir” diyen Arslan, bu düşüncesini şöyle açıklıyor sunum yazısında: “Ne yazık ki Türkiye’de gelişkin bir arşivciliğin, kamuoyuna sunulan iyi bir kütüphanecilik hizmetinin olduğu söylenemez.”
Gündem gazetesinde bir dönem muhabirlik yapan ve Marmara Üniversitesi Sinema Bölümü’nde yüksek lisans öğrenimini sürdüren Arslan, Atıf Yılmaz’ı, “gerçek bir zanaatçı” olarak tanımlıyor. Yılmaz’ın pek bilinmeyen bir başka özelliğini de şöyle ifade etmiş sunum yazısında: “...Elazığ’ın Palu İlçesi’ne mensup Kürt bir ailedendir. Bu çok bilinmez. Söylemek Güzeldir (Afa Yayınları, Mayıs 1995) adıyla anılarını yayınladığı kitapta, Kürt beylerinden Bedirhani’lerden olan ikinci eşi Ayşe Şasa’nın (Yılmaz’ın Cemo, Utanç, Yedi Kocalı Hürmüz, Köroğlu, Kozanoğlu filmlerinin senaristidir) kendisine kah ‘proleter Kürt’, kah ‘asimile Kürt’ diyerek takıldığını yazar...”
Son olarak Arslan’ın derlediği kitap çalışmasının, Yönetmen Atıf Yılmaz’ın sinemaya bakışını, Türkiye’de sinemacılığın seyri hakkında kitap okuyucusu için önemli bir kaynak olma özelliğini taşıdığını belirterek yazımızı bitirelim.
Şerif Karataş
www.evrensel.net