Karmaşık sorulara basit cevaplar

Doğanın en gelişmiş tasarımını konu alan “Beyin: Gizemli Yolculuk” sergisi, Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaretçileri ağırlamaya devam ediyor. Daha çok ilkokul öğrencilerinin ilgisini çeken sergi, deney ve gözleme dayalı çeşitli bölümlerden oluşuyor.


Doğanın en gelişmiş tasarımını konu alan “Beyin: Gizemli Yolculuk” sergisi, Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaretçileri ağırlamaya devam ediyor. Daha çok ilkokul öğrencilerinin ilgisini çeken sergi, deney ve gözleme dayalı çeşitli bölümlerden oluşuyor.
“Beyin: Gizemli Yolculuk” sergisi, cevaplardan çok sorularla dolu bir yolculuğa çıkmak için ideal. Sergi 3 bölüme ayrılmış: “Beynimiz: İnsan Beynine Genel Bakış”, “Düşünen Beyin: Beynin İşlevleri” ve “Beyin ve Vücut: Hareket Kontrolü ve Yön Duygusu.” Bu bölümler 42 aktivite ile desteklenmiş. Bu aktiviteleri uygularken, günlük koşuşturma içinde beyninizin çok da düşünmediğimiz birçok yönünü görebilirsiniz.
Ama öncelikle ilk bölümde beyne ilişkin bazı bilgileri almakta fayda var. Bunun için biraz sabır gerekiyor. Çünkü beyin gibi karmaşık bir organın anlatılması gerçekten de zor bir iş. Hele karşınızda meraklı gözlerle size bakan birçok göz varken. Üstelik bu meraklı gözlerin sahipleri müzeye öğretmenleri ile birlikte gelen ilkokul öğrencileri olunca, bu iş iki taraf açısından da gerçekten zor.
Erkek ve kız öğrencilerin rekabeti
Beyine baktığımızda, kıvrımlar ve iki loba bölünmüş bir yapı görürüz. Bu iki lob (beynimizin sağ ve sol yarım küreleri) korpus kallosum denilen kalın bir sinir ağı ile birbirine bağlantılıdır. Buraya kadar çocuklar dikkatle dinliyorlar. Ama bu bölümü anlatan üniversite öğrencisi, korpus kallosum’un kadınlarda erkeklerden daha kalın olduğunu söylediğinde tartışma da başlıyor. Kız öğrencilerin yüzü gülmeye ve üstünlüklerini saymaya başlıyorlar. ‘Biz el işlerinde daha iyiyiz, daha yetenekliyiz, çocuk bakabiliriz...’ vs. Kız öğrencilerin söylediklerinin biyolojik farklılık mı, kültürel farklılık mı olduğu tartışmalarını ‘filozoflara’ bırakabiliriz. Çocukların cevapları sorunların karmaşıklığı karşısında gayet net. Hatta artık ‘bilimsel’ bir temeli de var. Beyni anlatan görevlinin erkek beyinlerinin kadınlarınkinden daha büyük olduğunu söylemesi ile bu sefer erkek öğrenciler içinde bir hareketlenme başlıyor. Bu ilk bölüm bir bir berabere bitiyor. Müzenin diğer bölümlerinin daha çok deney ve gözleme dayalı aktivitelerden oluşuyor olması, bu ağır tartışmaların oyuna dönüşmesine neden oluyor.
Serginin beyin üzerine bugünkü bilgi birikimini sunduğunu söyleyemeyiz. Buna pek imkan da yok. Biyolojide özellikle de genetikteki gelişmeler, beyin ve sinir yapımız üzerine muazzam bir bilgi ‘yığını’ oluşturmuş durumda. Ve her geçen gün yeni bilgiler bu yığına ekleniyor. Beyine ilişkin düşüncelerdeki bizi bilinemezciliğe ya da tersten indirgemeciliğe düşüren karışıklığın bir nedeninin bu olduğunu söyleyebiliriz. Biyolojinin önünde duran önemli sorun ise bu bilgi yığınının işlenmesi gibi görünüyor. Bu elbette zor bir iş. Ama bazen en büyük ve karmaşık gibi görünen bilimsel sorunların cevabının, basit soru ve gözlemlerde yattığını söyleyebiliriz. Müzeyi gezen ilkokul öğrencilerinin soruları ve sorulanlara verdikleri cevaplar bu bilgi ‘yığını’ içinde uygun bir yöntem gibi görünüyor. Sergiye bu gözle baktığımızda basit ve doğru sorular sormak için uygun bir gezinti olacaktır.
“Beyin: Gizemli Yolculuk” sergisi, 30 Haziran 2008’e kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaret edilebilir. (İstanbul/EVRENSEL)
Fırat Çaralan
www.evrensel.net