HAYATIN İÇİNDEN

  • Alman hikayelerinin en güzel örneklerinden biridir. Olay kölelik döneminde bir tersanede geçmektedir. 1800’lü yılların ilk yarısında yaşamış olan yazar, tersanenin köle işçilerinin duygularını yansıtırken çok cömert davranmıştır.


    Alman hikayelerinin en güzel örneklerinden biridir. Olay kölelik döneminde bir tersanede geçmektedir. 1800’lü yılların ilk yarısında yaşamış olan yazar, tersanenin köle işçilerinin duygularını yansıtırken çok cömert davranmıştır.
    Tersanede tahta gemi üretimi yapılmaktadır. Küçük tahta parçalarından koca bir gemi ortaya çıkartan köle işçiler bu işi sadece karın tokluğuna yapmaktadırlar. Her köle gibi tüm hayalleri özgür olmaktır. Ve bu tersaneden kurtulmanın, özgür olmanın bir tek yolu vardır.
    Şartlar çok ağırdır. Tersanede hayatta kalma mücadelesi veren işçiler bir yandan da dönemin savaşları için, yeni esirlerin toplanabilmesi için gemi üretmek zorundadırlar.
    Gemi ortaya çıktıktan sonra iş onu denize indirmeye gelmiştir. Gemiyi eğik kızakta tutan takozlar tek tek çekilir. Son takozu çekme işi en tehlikeli iştir. Takoz elle çekildiğinden bu işi mutlaka kölelerden biri yapmalıdır. Takoz çekilince koca gemi çatırdayarak, hızla sulara doğru kayar ve son takozu çeken kölenin bu canavarın önünden kaçabilmesi çok zordur. Çoğu zaman geminin altında kalır veya ezilerek ölür ya da sakatlandığı için öldürülür.
    Ancak işin bir de çekici yanı vardır. Bu ölüm işinden sağ kurtulan köle özgürlüğüne kavuşacaktır. Ölmek veya özgür kalmak seçiminde kölelerin tümü takozu çekme görevini üstlenmek için gönüllü olur. Şanslı ölü kura ile belirlenir. Küçücük bir özgürlük umudu için bile ölümü göze almayı tüm köleler gönülden istemektedir.
    Ve bir gün kölelerden birinin aklına parlak bir fikir gelir. Bulduğu yöntemle artık son takozu çekmek için insana gerek kalmamıştır. Bu iş uzaktan yapılacak ve geminin altında kimse kalmayacaktır. Böylece her gemi bitiminde tersanenin bir köle kaybetmesi önlenecektir.
    Buluş denenir ve başarılı olur. Gemiler bitmekte, denize indirilmekte ve kimse ölmemektedir. Ama artık kimse de özgür kalamayacaktır.
    Ölümle kumarla da olsa, son özgürlük şansları ellerinden alınan köleler buluşu yapan köleyi öldürürler.
    Özgürlükle, yaşam arasındaki zor seçimlerini özgürlükten yana kullanmışlardır. Ama iş işten geçmiştir. Gemiler denize indirilmekte ve hiç kimse ölmemektedir. Özgür kalma şansları da tamamen bitmiştir.
    Kölelik döneminin bu çarpıcı hikayesinin tersanesinden Tuzla tersanelerinin ne farkı var? Tamam belki tersanede çalışan işçilere köle değil işçi diyoruz. Tamam belki tersane işçileri artık isterlerse çekip gidebilme özgürlüğüne sahiptirler. Tamam şimdi teknoloji, kölelik dönemindeki ilkel yöntemlerle kıyaslanamayacak kadar moderndir. Peki o zaman neden Tuzla’da neredeyse gemi başına bir, iki ölüm düşmektedir.
    Aslında kölelik döneminden bu yana sermayenin aklında pek bir değişiklik olmamıştır. Onlara göre işçiler yine karın tokluğuna çalışmalı ve yaşamalıdır. İşçiler yine tutsaktırlar ve isteseler de başka iş yapamazlar. Ölümler tamamen işçilerin beceriksizliğinden kaynaklanmaktadır. Oysa onlara homurtuyla üstlerine kayan geminin altından kaçma şansı verilmiştir. Kaçamamak işçinin hatasıdır.
    Hiçbir şey insan hayatından daha değerli değildir ve Tuzla, hikayelerdeki kölelik tersanesi olmayacaktır.
    Arif Nacaroğlu
    www.evrensel.net