KUŞATILAN ÇEVREMİZ

  • Kışladağ Altın Madeni’nin derin hikayesini anlatmaya sayfalar yetmez, burada çevrilen işlere de bizim aklımız ermez. Anlatalım da aklı eren varsa buyursun bakalım.


    Kışladağ Altın Madeni’nin derin hikayesini anlatmaya sayfalar yetmez, burada çevrilen işlere de bizim aklımız ermez. Anlatalım da aklı eren varsa buyursun bakalım.
    Evrensel okurları aslında iyi bilir bu hikayeyi. Bu maden, 2006 yılında Enerji Bakanı Hilmi Güler tarafından açıldı, işletmecisi de Kanadalı bir şirketin yerli firması. Madenin açılışı da epey görkemliydi, ünlü bir TV programcısı sunuculuk yapmıştı, şimdi de TV’lerde altın madenciliği üzerine övgüler diziyor.
    Maden işletmesinin çalışmaya başlamasından sonra, çevreye verdiği zararlar hemen hissedildi; İnay köylülerinde toplu zehirlenmeler görüldü. Yöre halkı, sivil inisiyatifler ve meslek odaları omuz omuza kararlı bir direniş başlattılar ve tesis, 2007 yılının Ağustos ayında Danıştay kararı ile kapatıldı; halen de hukuksal anlamda kapalıdır. Kapatma kararından sonra neler olduğunu şimdi biraz kurcalayalım.
    Kanadalı siyanürcü şirket, ticari taktik gereği önce bir süre sessiz kalarak yargı kararlarına saygılı olduğu görüntüsünü verdi. Bu sessizlikte hem gizliden gizliye üretime yeniden başlamanın yolunu yaparak yeni iş makinaları getirdi, hem de derin bir lobi faaliyetine başladı. Şirketin patronu, firmasının antetli kağıdı ile Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’e 8 Kasım 2007 tarihli bir mektup yazdı. Mektupta Tüzmen’e özetle diyor ki: “Ben bu işe çok para harcadım, yöreye birçok altyapı yatırımı yaptım, 600 kişiye iş verdim ama bu sizin Danıştay tuttu benim madenimi kapattı, zaten bu Danıştay kararı da muallaktadır. Benim de size güvenim kalmadı, bundan sonra Türkiye’deki yatırımlarımı geri çekerim. 27 Kasım’da Ankara’ya gelip sizinle görüşeceğim. Hem ben Başbakanlık Yabancı Sermaye Danışma Kurulu üyesiyim.” Patron dediğin işte böyle olur, gözdağı verir.
    Geçen yıl Çevre Mühendisleri Odası bu mektubu ele geçirdi ve araştırdı ki böyle bir kurul yok. Bu ibretlik mektubu da 12 Aralık 2007 tarihinde kamuoyuna duyurarak Bakan Tüzmen’den böyle bir görüşmenin olup olmadığını, eğer olduysa da ne görüştüğünü açıklamasını istedi [1]. Beklendiği gibi bu açıklama yapılmadı ama bu arada maden tekrar açıldı, maden için köylülerin toprağına el konularak yeni kamulaştırmalar yapıldı, neler oldu neler... Evrensel’de Özer Akdemir’in haberlerinde okudunuz hep bunları.
    Bakan Tüzmen beklenen açıklamayı yapmayınca, Çevre Mühendisleri Odası bu konuyu İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ile görüşerek soru önergesi yoluyla TBMM gündemine taşımayı kararlaştırdı. Uras’ın verdiği 14 Mart 2008 tarihli yazılı soru önergesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, TBMM’ye 6 Mayıs 2008 tarihli bir cevap yazmış [2]. Şimdi o ibretlik mektup için sorulan sorulara verilen, tırnak içindeki ibretlik cevaplara bakalım.
    “Sn. Kürşad Tüzmen’e yazılan böyle bir mektup kaydına rastlanılmamıştır.” Bakan Eroğlu doğru söylemiyor, çünkü öyle bir mektup var ve kopyası da bende. Patronun imzasını da şirket belgelerinden bulup kontrol ettim, imza da tutuyor. Bakan Eroğlu önce kendi bakanlığının evrak kayıtlarına bir baktırsın, bulamazsa ben yollarım ona. Sayın bakanın ya bakanlığında olan bitenden haberi yok, ya da TBMM’ye bilerek yanlış bilgi veriyor. İnkar yiğidin kalesidir derler, dayanın yiğitler. “T.C. Başbakanlık Yabancı Sermaye Danışma Kurulu diye bir kurul yoktur.” Yani siyanürcü patron, olmayan bir unvanı kullanıyor. Bu şahıs hakkında yasal işlem yapılması gerekiyor.
    “Kışladağ Altın Madeni’nin tekrar faaliyete geçmesi, Çevre ve Orman Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’nin uygun görüşüne dayanmaktadır.” Bu talihsiz ve akla ziyan cevapla yakalanıyor Bakan Eroğlu; yani kendi atadığı hukuk müşavirinin görüşüne uyuyor ama Danıştay’ın kararına uymuyor.
    Özetle bu senaryo çok açık sevgili okurlar, kendim yazdım kendim oynadım misali. Siyanürcü şirket toplumsal muhalefete ve yargı kararına rağmen AKP’li bakanları devreye sokarak işini bağladı ve kanunsuz bir şekilde yeniden açtırdı madenini. Ama bu ülkenin aydınlık yüzleri bu filmi oturduğu yerden seyretmeyecek. Siyanürcü şirketin, onun sanal unvanlı patronunun ve AKP’li bakanların peşini bırakmayacak, yalancının mumunu söndürecek.
    [1]: http://www. cmo. org. tr/duyuru2. php?did=89&sube=
    [2]: http://www2. tbmm. gov. tr/d23/7/7-2516c. pdf
    Ertuğrul Ünlütürk
    www.evrensel.net